Bir düşünelim bakalım, yeryüzünde neler oluyor Yeryüzünü ifsat etmeye yönelen sömürü sermayesidir. Sömürü sermayesi dünyayı fesada ve fitneye sokmak için çalışmaktadır.
Bunun için neler yapmaktadır
Faizi kutsallaştırmaktadır!
Zinayı meşru hâle getirmektedir!
Hapishaneleri oteller hâline sokmaktadır!
İdam cezalarını kaldırarak terörü körüklemektedir.
Yetmedi; yeryüzünü tek devlet hâline getirip sömürebilmesi için devletleri yıkmaktadır.
Bitmedi; özelleştirme furyasıyla millî varlıklar, kamu malları yağma edilmektedir.
Kur an, bir deveyi öldürenlerin yani kamu malını yağmalayanların nasıl helâk edildiğini beyan etmektedir. Milletimizin fakru zaruret içinde seksen-seksenbeş yıldır veya daha fazla zamanda çalışarak ve borçlanarak elde ettiği KİT ler yağmalanmaktadır.
*
"Orada fesat için hareket etmektedirler." (Kur an, 2/205)
Bir taraftan sanayi artıklarıyla üç kuruşluk sömürü fabrikaları için sularımızı, havamızı, topraklarımızı ve canlılarımızı kirletirken; diğer taraftan burası ormandır, burası doğal sit alanıdır, burası tarihi sit alanıdır, burası meradır, burası bilmem nedir deyip bizim ormanlarımızdan hava almamıza bile mâni olmaktadırlar.
Pis sömürü çarkları ve zalim iktidarları için temiz ve güzel dünyamız fesada uğratılmakta, bütün bu yapılanlara ses çıkarılmamaktadır.
Bıkıp usanmadan yazıyor ve her fırsatta hatırlatıyoruz; yeryüzünde dört x dörtlük tehlike var ama duymazlıktan ve görmezlikten geliniyor, ses çıkarılmıyor.
Hava, su, toprak, canlı acımasızca ve durmamacasına kirletiliyor...
Doğum kontrolü, tedavi tababeti ve kitle imha savaşları ile nesiller dejenere oluyor.
Dünya biyolojik, kimyasal, tahrip edici ve atom silahları ile bertaraf olacak durumda.
İş, rüşvet, senet ve terör mafyaları ile bütün dünya ve insanlık ıstıraplar içinde...
Genel durum böyleyken, birileri bunları yapanlara destek vermektedirler.
Dünyadaki iktidarlar sömürü sermayesinin dostu olarak bunları yapıyorlar. Ama konuşurken dünyanın refah ve saadeti için çalıştıklarını söylemektedirler. "Adil Düzen"in en büyük düşmanları bunlar olmaktadırlar. Mustafa Kemal in ifadesiyle hatırlarsak; menfaatlerini memlekete kast edenlerin emelleriyle tevhit etmiş halde görünüyorlar. Bunlar bizimle bu yollarda kırk yıl beraber yürüdüler ama şimdi bizim ve halkımızın feryadına kulak vermeye bile tenezzül etmiyorlar!
*
"Ve harsı/ekinleri/tarımı da helâk ediyorlar." (Kur an, 2/205)
Yukarıda saydığımız dört x dörtlük ifsadın yanında bilinçli olarak harsı yani ekinleri yani tarımı yani köyleri ve köylüleri de helâk ediyorlar.
Ne yapıyorlar
Köylerde halkı işsiz ve sıkıntı içinde bırakarak kentlere göç etmeye zorluyorlar.
Anadolu baştan başa boşalmış, yazları da yaşlı emeklilerden başka hiç kimse oralara gitmiyor!
Bugünkü Türkiye ne yapıyor
Bugünkü Türkiye borçlanarak yaşıyor.
On sene sonra, yirmi sene sonra ne olacak
Tarlalar çalılıklara dönecek, artık o tarlaları tekrar tarım arazisine getirmek için on yıl uğraşmak gerekecektir. Ancak o zaman da köylerde ziraat yapacak nesil kalmamış, şehirdekiler de tarımı unutmuş olacak, insanlık açlık ve sefalet içinde kıvranmaya başlayacak
Bunu kim yapıyor
Bunu sömürü sermayesi yapıyor.
Kendi aklına göre insanları kentlerde toplayacak, sonra sanayi tarımı ile insanları yaşatacak!
Oysa bunu yapmak mümkün değildir. Tarım sanayileşemez. Tarla canlıdır, canlı senin emrine girmez. Sen ona ancak hizmet verirsin. O kendi kendine yaşar. Bu hizmeti onun yanında onunla beraber büyüyen ve onunla yaşayan insan verebilir. O insan da köylüdür, çiftçidir, halktır