Heinrich Böll ün bir kahramanı üzerinden yol alacağım. "Solgun Köpek". Asıl adıyla, Theodor Herold. Onu bize hikâyenin başka kahramanları vasıtasıyla tanıtır Heinrich Böll. Bir rahip ve bir adlî tıp doktorunun görüp duydukları ve konuştuklarıyla ilerler hikâye
Üzerine hikâye bina edilen Herold, daha başlangıçta bir "ölü" olarak sunulur bize. Rahip ve doktor, dinî ve adlî birtakım işlemlerin yerine getirilmesi için ölünün başındadırlar. Ama o adî bir ölü değildir. Rahib in ağzından duyalım: "Cinayete kurban giden bir katil!"
Şu bilgiler ayrıntı isteyenler için: 1918 doğumludur Herold. Ana ve babasını hiç tanımamış, babası bildiği bir adam ile halası olduğunu sonradan öğrendiği şirret bir kadının yanında büyümüştür. Herold, bu derme çatma ailenin birtakım kirli işlere bulaşması ve dağılması sonrasında okullu olabilir. Zor şartlarda (bir cemaate ait yatılı teoloji okulunda) geçen öğrenim hayatının her kademesinde hep en öndedir: " o pırıl pırıl bir çocuktu başarılarıyla herkesi şaşırtıyordu."
Herold liseden mezun olduktan sonra, mensubu olduğu dinsel birlik ten kopar. İçini kaplayan bencillik zehri ile dış dünyaya bağlanır. Üstelik "ne üstünde uygun bir elbisesi, ne de cebince harcayacağı parası" olmadığı halde Fakat yüksek öğrenimi aşamasında ona Becker adlı varlıklı bir okul arkadaşı yardım edecektir. Becker, Herold u madden desteklediği kadar, "onun sönmeye yüz tutmuş dinsel duygularını yeniden uyandırmaya" da çaba harcamaktadır. Bu arada Becker ile Herold, "henüz ruhsuzlaşmamış bütün genç insanların arasında tartışılan şeyleri de tartışıyorlardı: Din, ulus ve bunun gibi konuları." Becker, Herold un nefret etmediği ve saygı duyduğu tek insandır. Bunun dışında, üniversitedeki düşüncesiz ve yeteneksiz arkadaşlarından, hatta sıradan profesörlerden nefret etmektedir. Bu arada Herold, ilahiyatta yükselmektense "siyaset sahnesinde kariyer yapmanın yollarını" aramaktadır.
Zaman, İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. Herold beklenmedik bir şekilde, asker olur. "Askerlik kadar nefret ettiği başka bir şey" olmadığı halde kendisini "can sıkıcı hiyerarşi içinde" bulur. Kışla hayatının bu ortamından uzaklaşmak için gönüllü olarak savaşa katılmak ister ve cepheye gider. Rahip onun cephe içindeki durumunu şu cümlelerle anlatır: "Gözlerinden zekâ fışkıran bu delikanlının böyle bir birlik içindeki durumunu gözünüzde canlandırabilirsiniz içi öfke ve nefretle doluydu; savaşın korkunç baskısı altında insani duygularını yitiren ve gözleri körelmiş bir topluluk içinde yıllar geçip gidiyordu." Herold zamanla bu kirli ortamla bütünleşecek, kenetleşecektir.
Savaşın sonlarına yaklaşılmaktadır. Almanya nın geri çekildiği (işgal edildiği) zamanlardır. Rus esareti bu topraklarda hükmünü göstermektedir. İşte böyle bir dönemde Herold, esir düşmekten kurtulmayı başarır. Sıra eski arkadaşı Becker i aramaya gelmiştir. "Savaş malulü kimliğine bürünüp" gizlendiği barınaktan çıkar ve Amerikan işgal kuvvetlerine ait bir arabayla Becker in bulunduğu şehre varır. Fakat, "onun için tüm dünyevi alışkanlıklar karşısında insanları yargılayıp mahkûm etmeyen, onları lanetlemeyen bir dinin temsilcisi" olan Becker, Herold u soğuk karşılar. Herold duruma iyice bozulacak ve artık rahip olan eski arkadaşını şöyle yargılayacaktır: "O beni resmen kendi hiçliğimde baş başa bıraktı "
Herold un kendi hiçliğiyle baş başa kalışı "kendini yok edici bir öfke selinin içine" atışıyla başlar. O artık "Solgun Köpek" olma yolundadır. Savaşta yerle bir olmuş şehrin enkazı içinde bir bodrumu mekân tutar. Kendisine birkaç suç işleme ortağı bulur. Bu insanlarla birlikte hırsızlık yapar, ev eşyaları ve arabalar edinirler. Karaborsacılık işine girerler, kısa zamanda büyük bir servete sahip olurlar. Herold un "Solgun Köpek" lakabıyla çete reisi olduğu dönemine ait yapıp etmelerini hikâyeden okuyalım:
"Bütün planlar onundu ve o çok sevilen ve sayılan bir başkandı. Ve bir yargıçtı o yardımcıları evlere girip hırsızlık yaparken ve kurban ya da kurbanlardan hesap sorarken , o gizemli bir zafer edasıyla insanların karşısına çıkıyordu. Ölüm cezası biçimini o anki ruh haline göre belirliyordu kurşuna dizmek bıçaklayarak ya da asarak öldürmek sık sık baskınlar yaparak çevreye dehşet saçıyorlar ve korkudan tir tir titreyen insanları yakalayıp sürekli bir tehdidin çıplak korkusuna terk ediyorlardı..."
*
Heinrich Böll ün "Solgun Köpek" hikâyesinden yola çıkarak pek çok toplumsal meselenin üzerinde durmamız, bunlarla ilgili çeşitli sonuçlara varmamız mümkün: Aile problemleri, eğitimdeki çıkmazlar, askerî ve siyasî hiyerarşinin hiçleyiciliği, vahiyden uzak dinî algılamaların çaresizliği, savaşların yıkıcılığı, vs, vs
Fakat, ben hikâyenin yukarıya alıntıladığım son bölümü üzerinde durmayı tercih edeceğim. Bu tercihimin temelinde, belki de uzun sayılabilecek bir sürecin Türkiye realitesiyle bu bölümün bir miktar örtüşmesidir... Nasıl mı
Şöyle soralım: Herold un çete reisliğiyle ilgili "alıntı" satırlar Türkiye de tanık olduğumuz şu malum çete li organize terör olaylarını çağrıştırmıyor mu size de Özellikle "Ergenekon İddianamesi" ve beraberinde yayınlanan "Delil Klasörleri"nden sonra birbiriyle bağlantılı olan şu oluşumları hatırlatmadı mı hepimize Gelişigüzel sıralayalım: Susurluklar, Hizbullahlar, PKK lar, Ergenekonlar, Cumhuriyet mitingleri, mezar evler, faili meçhul kalmış birtakım yüksek cinayetler, vs ..
Bu bahiste son bir husus, çetenin bir numarası "Solgun Köpek"in maktul lüğüyle bağlantılı olacak. Herold u katleden kendi elemanlarından birisidir, bir bayan Fakat bu cinayetin gerekçesi sır olarak kalmıştır. Peki bu cinayeti Türkiye ortamıyla ne tür benzerlik ilişkilerine tabii tutabiliriz Gayet basit: Hikâyenin bir numara sı her yönüyle ifşa olmuş, hatta ölmüş iken, ölüm sebebi sır olarak kalmıştır. Türkiye deki faciaların bir numara sı ise hâlâ hayatta ve ayaktadır ve maalesef kim olduğu sır dır
(Meraklısı için "Solgun Köpek"in kaynağı: Heinrich Böll, Solgun Köpek, Can Yay., İst. 2002, 168 s.)
P. K. 205, Ulucami, BURSA * www.cevatakkanat.blogcu.com