Milli Gazete nin dünkü
manşetini okudunuz;
İsrail, Gazze de, Hamas karşısında çaresiz kalınca dünyadaki
Siyonistleri silah altına çağırmıştı. Türkiye den de bu çağrıya karşılık veren
birçok Siyonist, İsrail ordusuna katıldı. Sosyal medyada örgütlenen ve
kendilerini Türkiyeli vicdan sahipleri olarak tanımlayan bir grup aktivist,
İsrail askeri istemiyoruz hashtagi ile Gazze de bebekleri öldüren katil
Siyonistlerin Türkiye ye tekrar girmelerinin yasaklanmasını, gelenler olursa
bile bunların savaş suçlusu sayılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi ne
verilmek üzere dilekçe hazırladılar. Toplanan binlerce dilekçe Fatih
Postanesi nden TBMM ye postalandı.
***
Bugünlerde bana ulaşan
maillerin büyük kısmı Milli Gazete nin dünkü manşetine ilişkin. Derleyip,
toparlayarak sizlerle de paylaşıyorum;
* Biz; Filistinde
işgalin son bulmasını, Gazzedeki hukuksuz ambargonun kalkmasını ve katliamların
bir an önce durdurulmasını isteyen Türkiyeli vicdan sahipleriyiz.
* "Hiçbir şey
yapamamaktan yakınan herkes işgali anlatan sadece bir cümle kursaydı bütün
dünya Filistindeki işgale, katliamlara ve zulme karşı durabilirdi" diye
düşünüyoruz.
* Adaleti
sağlayabilmek, haksızlıklara son vermek ve zulme karşı durmak; en yakındaki
adaletsizliğe, en görünür haksızlığa ve en bariz zulme karşı mücadele etmeyi
gerektirir. Bu gerçekten hareketle, Türkiyeden Filistine giderek savaşan
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı tavır almak mazlumlardan yana olduğunu
söyleyenler için en temel görevdir.
* Birden fazla
tabiiyetli yükümlülerden hangilerinin hangi ülkelerde yaptıkları askerlik
hizmetinin sayılacağı Bakanlar Kurulunun 05 Temmuz 1993 gün ve 93/4613 sayılı
kararı gereğince Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenmekte olup,
İsrailde yapılan askerlik hizmetleri Türkiye Cumhuriyetinde sayılmaktadır.
* Buna dayanarak hem
İsrail hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar, İsrailde askerlik yapıyorlar,
savaşa çağrıldıkları zaman gidiyor ve Türkiyeye döndüklerinde Filistinli
çocukları öldürmemiş, Gazzede pazar yerlerini vurmamış ve Nablusta işgali
reddeden gençleri gerçek mermilerle hedef almamış sıradan Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşları gibi hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.
* Biz, katillerle aynı
mahallede oturmayı, aynı sokakları paylaşmayı, aynı okullarda okumayı ve aynı
işyerlerinde çalışmayı kabul etmiyoruz. Çünkü, Filistinli çocukları
"İsrail Ordusu" üniforması giyerek ve ABD silahı kullanarak öldüren
katillerle taammüden adam öldüren katiller arasında fark görmüyoruz.
* İsrail işgalini
reddeden ve işgale karşı duran herkesi, çağrımıza kulak vermeye ve İsrailin
işgaline en ulaşılabilir noktadan başlayarak tepki vermeye davet ediyoruz.
Çünkü, İsrail Ordusu adına katliam yapan çifte uyruklu katilleri durdurmak
sizin elinizde...
***
* Sadece bir dilekçe
göndererek, savaştan sonra aranıza dönecek olan katillerin özgürce hayatına
devam edememesini sağlayabilirsiniz!
* Sadece bir dilekçe
göndererek, katillerin sizinle aynı hakları kullanmasını engelleyebilirsiniz!
* Sadece bir dilekçe
göndererek, işgalcilerin yargılanmasına katkıda bulunabilirsiniz!
* Sadece bir dilekçe
göndererek, sizinle aynı uyruğa sahip insanların başka bir devlet adına katliam
yapmasına dur diyebilirsiniz!
* Dilekçeyi kendi
adınıza doldurarak milletvekillerinin görev yaptığı TBMM Dilekçe Komisyonuna
ulaştırabilirsiniz.
***
Dilekçe gönderin: Dilekçeyi
indirdikten sonra gerekli bilgileri doldurarak TBMM Dilekçe Komisyonu na
gönderebilirsiniz. (Dilekçeye http://www.israilaskeriistemiyoruz.com adresinden ulaşılabilir.)
Dilekçeyi başkalarına
da doldurtun: Bu dilekçeyi tanıdıklarınıza da doldurtabilir, onlar adına TBMM
Dilekçe Komisyonuna gönderebilirsiniz.
Kendi videonuzu çekin:
Kampanyaya destek olmak için bu topraklarda neden İsrail askeri istemediğinizi
belirten bir video çekip Youtube ve benzeri platformlara yükleyerek
doğrudan yayınlayın.
Başkalarının videosunu
çekin: Kampanyayı destekleyeceğini düşündüğünüz ve kampanyanın geniş kitlelere
ulaşmasını sağlayabilecek kişilerin videosunu çekip aynı etkinliği tekrarlayın.
Sosyal medyada destek
olun: Sosyal medya hesaplarınızdan mention, retweet ve paylaşım butonlarını
sıkça kullanarak bu düşünceleri yaygınlaştırın.
İSRAİL E BÜYÜK MİKTARDA
TOPRAK SATILDI MI
Konuşulanlar dehşet
verici
Söylenen şu;
* İsrail e, bizim Batı
illerinden birinden çok büyük miktarlarda toprak satışı yapıldı. Parayı ödeyen
ve tarlaları satın alan İsrailli, bir başkası üzerinden tapuları üzerine
geçirdi.
***
Yabancılara toprak
satışında eskiden bir sınırlama vardı.
Bildiğim kadarıyla bir
süre önce bu sınırlama da kalktı.
Memleketin hangi
bölgesini hangi yabancılar parayı bastırarak satın aldı/alıyor, merak ediyorum.
***
İkinci Abdülhamid
Han ın, Filistin den toprak talep eden Siyonist Theodor Herzl e verdiği cevabı
bir kez daha hatırlamakta yarar var; "Newlinsky Efendi! Eğer Mr. Herzl,
senin, benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci
bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana
değil milletime aittir. Milletim bu Devleti kanlarını dökerek kazanmışlar ve
yine kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar
kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer
Plevnede şehid düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi
muharebe meydanlarında kalmışlardır. Türk Devleti bana ait değildir. Türk
milletinindir ve ben onun hiçbir parçasını veremem."
TEL TEL DÖKÜLEN SİSTEM
Şunlar konuşuluyor;
* YSK nın seçim sonuçlarını açıkladığı andan itibaren Recep Tayyip Erdoğanın
genel başkanlığı, başbakanlığı ve milletvekilliği; Anayasa gereği kesin ve
tartışmasız bir biçimde sona ermiştir.
* Anayasa nın 101′inci maddesinin son fıkrası, Cumhurbaşkanı seçilenin
varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona
erer şeklindedir.
* Anayasa nın 109′uncu maddesi ise Milletvekili olmayanların başbakan
olamayacağı hükümlerini içermektedir.
* Şu an yürütmenin başı yoktur. Erdoğanın başbakanlık, genel başkanlık
ve milletvekilliğini sürdürmesi hukuksuzdur, fiili işgal durumudur ve ağır bir
suçtur.
* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu hukuksuzluğa ve Anayasamızın açık bir
biçimde ihlaline seyirci kalmamalıdır. Gül bir an önce bir milletvekilini yeni
hükümeti kurmak için görevlendirmelidir.
* Erdoğan ın başbakanlıktan ayrılmaması durumunda hükümet işleriyle
ilgili yapacağı her işlem Anayasa yı ihlal anlamına gelir
***
Tüm bunlar tartışılıyor.
Bu, Cumhurbaşkanını halkın seçmesinden dolayı zaman ayarlı bir sorun.
Keşke, şöyle bir şey yapılabilseydi;
* Hani, ilk tur seçimin yapıldığı 10 Ağustos 2014 tarihi ile devir
teslimin yapılacağı 28 Ağustos 2014 tarihi arasında 14 gün (iki hafta) gibi bir
süre var ve sorun biraz da bu sürenin uzunluğundan kaynaklanıyor ya, hani
* Keşke, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turda sonuçlandığı takdirde
devir teslim töreni 14 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilecektir. hükmü
getirilseydi.
O zaman bugünkü tartışmaların hiçbiri olmazdı.
Haksız mıyım
NOT: Bugün 17 Ağustos 2014, Pazar 1) Emekliler
yılda 15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari
ücretli nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP
iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine
getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu
çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli.
Otur, sıfır!
---son---