Sevgi insana verilen en ulvi duygulardan bir tanesi
belki de birincisidir. Pek çok şey sevgi üzerine kurulur, sevgi için çekilir
kederler. Seven insan sevdiğinin güzelliklerini görür sadece onda kusur bulmaz,
bulamaz. Adeta körleşir göremez olur.
Dostluklar, arkadaşlıklar hep sevgi üzerinden neşvü
nema eyler. Yıllar süren birliktelikler de hakeza sevgiyle yoğrulur. Kolay
değildir sevmek ya da sevilmek. Sevgiden emin olmak lazım gelir. İnsan
sevdiğini bilir de sevildiğinden emin olamaz nedense. Sürekli acabalar kemirir
kafasını. Bu da bir yere kadar tabi ki. Neticede ya sevgi galip gelir
birliktelik devam eder ya da soru çengelleri baskın çıkar ve birliktelik
nihayete erer.
Bir de sevgi temelli yol arkadaşlığı, yarenliği,
yoldaşlığı vardır. Tıpkı fikir çilesinde yoğrulmuş insanların birlikte daha
iyiye, daha güzele, daha faydalıya, daha doğruya giden yolda adım atıp
mesafeleri tüketişleri gibi. Kendini, arkadaşını, tüm insanlığı kurtarmak adına
yola çıkanların birlikteliğidir kastettiğimiz. Beraber yürünüp, beraber
aşılması gereken engellerin aşıldığı yollar. Her türlü olumsuzluğa rağmen devam
eden çile yolu. Burada sevgi beraberinde güveni de sağlamalıdır ki o yol
birlikte gidilen yol olabilsin. Güven tesis edildi mi artık önlerinde ne engel
kalır o dostların ne de menzile varmaktan imtina ederler.
Elbette yol boyunca mızıldanmalar, moral bozucu
lakırdılar olur, olacaktır da. Metodu, söylemi, eylemi beğenmeyenler çıkacaktır.
Bunlar hem menzile varmayı geciktirir hem de diğer yarenlerin şevkini kırarlar.
Yine de yol için katlanmaktan başka çare yoktur. Nihayetinde alınan mesafeye
bakılmaksızın bazıları varılacak menzilin uzaklığını göz önüne alarak bu
şekilde bu menzile varılamayacak zannıyla ayrılıp kendilerine yeni bir yol edinmişlerdir.
Giderken ümitleri, beklentileri, hayalleri beraberlerinde götüremedilerse de
çok şeyleri götürmüşlerdir yanlarında. Geride gönlü buruk bir yığın insan kalmıştır.
Oysa onlar gidenlerle beraber yol gitmiş, engeller aşmış, mücadele etmişlerdi.
Beraber yürüdükleri o yolda şimdi geride kalanlar yalnız ilerliyorlardı.
Ayrılanlar çok geçmeden kendilerine yeni bir yol
tesis etmişlerdi. Bu yol asfalt ve dikensiz bir yol olacaktı onların zannınca.
Bu yeni yolda yürürken etraflarında büyük kalabalıklar bulmaları hiç de zor
olmamıştı. Neticede yol güzel menzil kısaydı. Severdi insanlar bu tür kolay
kazanımları. Gittikçe arttı sevgi. Sevgi aşka aşk da körlüğe götürmüştü her iki
tarafı da. Ne yapılan yanlışlar görülüyor ne de yanlış için ikaz edenler
dinleniyordu. Varsa yoksa duble sevgi duble yol diyorlardı. Beraber yürürken
ıslanmaları bile çok manidardı onlar için. Çok hoşlanıyorlardı terennüm
ederken. Düşen her damla onları mesut ediyor sevgilerini katmerleştiriyordu.
Oysa unuttukları bir şey vardı. Çok değil on on beş yıl önce beraber
yürüdüklerini hatırlamıyor hatta diş biliyorlardı o kimselere. Geçmişte o yol
aldıklarını geride bırakanlar yarın şimdi beraber yürüdüklerini de bırakırlarsa
ne olacaktı Ne yapacaklardı o zaman Neticede bunun bir garantisi var mıydı
Dün bunu yapan yarın bir kez daha neden yapmasın ki
Yağmur damlası terle karışmadıkça sadece serinletir
ve ıslatır insanı. Eğer ter ile yoğrulmuşsa o damlanın bir anlamı olacaktır.
Kolay kazanımlar çok kolay kayba da dönüşebilir. Geçmişte her damla için ter
akıtılıyordu peki ya şimdi !.
Minik bir tebessüm
Uyanık Avukat
Temel Dursun a verdiği
iki bin lira borcu bir türlü alamıyormuş. Kaç sefer istediyse de Dursun oralı
olmuyormuş. Borcunu alabilmek için bir avukata müracaat etmiş Temel:
- Dursun un bana iki bin
lira borcu var bunu nasıl alabiliriz Avukat:
- Aranızda yaptığınız
bir sözleşme, senet, yazılı bir şey var mı
- Hayır yok.
- O zaman sen Dursun a
beş bin lira alacağın olduğunu belirten bir mektup yazacaksın.
- İyi de benim ondan
alacağım beş bin lira değil ki iki bin lira.
- Tamam, işte o da sana
borcunun beş bin değil iki bin lira olduğunu yazacak. Bize lazım olan belge de
böylece elimizde olacak.
İlgilisine notlar:
· Büyüklerine mutfağa gidip bir bardak su doldurmaya üşenen dinidar gençlik Gazze yi kurtarmaya gidecek öyle mi !.
· "Eğer diğer insanlardan benim için bir şeyler yapmalarını bekleseydim hiçbir şey yapamazdım." Isaac Newton
· "Öyle bir gün gelir ki; Milli Görüş iktidara gelmesin diye, size cuma hutbesi verebilecek bir cumhurbaşkanı bile seçtirebilirler" Prof. Dr. Necmettin Erbakan