Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nden yapılan açıklamaya göre Ben-Gvir, Mescid-i Aksa’nın batı duvarında bulunan Meğaribe Kapısı’ndan yoğun güvenlik önlemleri altında Harem-i Şerif’e girdi. Baskın, Müslümanların 38 gündür içeriye girişinin engellendiği ve bölgede olağanüstü halin devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.
38 Günlük "İbadet Yasağı" ve Gerekçesi
İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ile ortaklaşa başlattığı "Aslanın Kükreyişi" ve "Destansı Gazap" operasyonları kapsamında İran'a yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Kudüs'te radikal kararlar almıştı. Bu kararlar neticesinde:
-
Mescid-i Aksa: 28 Şubat’tan bu yana sivil Filistinlilere tamamen kapatıldı. Ramazan ayı boyunca teravih namazları, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı namazı da dahil olmak üzere toplu ibadetlere izin verilmedi.
-
Kıyamet Kilisesi: Hristiyan dünyası için kutsal olan kilise de benzer güvenlik gerekçeleriyle kapatılmış, ancak gelen uluslararası tepkiler üzerine kısıtlı şekilde ibadete açılmıştı.
Hamursuz Bayramı ve Baskın Zamanlaması
Ben-Gvir’in bu hamlesi, Yahudilerin Hamursuz (Pesah) Bayramı'nın devam ettiği sürece denk geldi. İsrail makamlarının, 8 Nisan’a kadar sürecek olan bayram süresince Yahudi yerleşimcilerin gruplar halinde içeri girmesine izin vereceği, ancak Müslümanların girişine yönelik katı kısıtlamaların sürdürüleceği bildirildi.
İbadet yerlerinin kapatılması ve Ben-Gvir’in baskını, başta Türkiye, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan olmak üzere birçok ülke tarafından sert bir dille kınandı. Ürdün Enformasyon Bakanı, yapılan bu uygulamaları "din özgürlüğüne yönelik bir suç" olarak nitelendirirken, uluslararası toplumun Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsünü koruması gerektiğini vurguladı.





