Partilerin aday listelerinin ilan edilmesi yaklaştıkça siyasette birtakım garip gelişmeler oluyor. Yıllarca kendilerini sağcı olarak tarif edenler solda, solcu olarak nitelendirenler sağ partilerin listelerinde yer alabilmek için adeta yarış ediyorlar. Bu arada özellikle CHPve AKP farklı kimliklerdeki isimleri listelerine alabilmek için sanki yarıştalar. Belli ki ülkemizde 12 Eylül darbesinin ardından idealistlerin kökünün kazınması ile siyasette artık partilerin sadece isimleri farklıkalırken, kimlikleri aynileşmiş durumda..

Hemen belirteyim ki; şu seçim döneminde yaşananlar benim açımdan kesinlikle sürpriz değil. Çünkrü, biz yıllarca sağın da solun da aralarında  ciddi bir fikir ayrılığı olmadığını savuna geldik. Farklı imiş gibi görünmeye çalışıldığını, sanki seçmene farklı alternatifler sunuluyor görüntüsü verebilmek için bilerek bir kamplaşma yaşatıldığına hep dikkat çektik.

Kısacası, 1970li yıllardan beri bu memlekette farklı görüşlere sahip partiler olmadığına, aradaki çekişmenin sadece Horoz Dövüşünden ibaret olduğuna dikkat çektik. Biz bunları söyleyip yazdıkça oyunları bozulan bazı partilerin mensupları küplere bindiler.

Bu noktada AKPden adaylık teklifi alan eski CHPli Ertuğrul Günayın Salı günkü Sabah Gazetesinde yer alan şu sözlerini aktarmak istiyorum:

"Dünyada sol partiler özgürlük, eşitlik, adelet içindir. Türkiyede düzenin savunulması safında CHPduruyor. O yüzden zaten CHPile MHParasında bir fark yok. CHPde yaşadıklarımı anlatsam parti barajın altında kalır."

Günay bir de "AKP, CHPden daha solcu" diyor.

CHPile MHPnin aynı olduğunu elbette ilk söyleyen Günay değil.. Birtakım ulusalcı çevreler seçimlerden bir CHP-MHPkoalisyonu çıkarabilmek için çabalıyorlar ve her fırsatta seçmen CHP ya da MHPye oy vermeye çağrılıyor. Ama, bu emrivakinin tutmayacağını söylemek gerekir.

Dünkü Milliyet Gazetesinde ise İlhan Kesicinin CHPden aday adayı oluşu, "Sağın tanınmış yüzü CHPde" başlığı altında yer alıyordu.

İşte İlhan Kesicinin CHPden aday adayı oluşunun gerekçesi:

"Ilımlı sağ gelenekten geliyorum. Normal zamanlarda parti değiştirmek doğru değil, ama bugün normal bir zaman değil."

Belli ki 28 Şubat süreci 27 Nisan muhtırası ile devam ediyor ve politikanın şekillenmesinde rol oynuyor.. İlhan Kesicinin "Bugün normal bir gün değil" derken kastteddiği bu olsa gerek. Kısacası, hala siyasette korkular ve vehimler hakim.

Bu arada Baykal ise, "Artık sağ-sol kutuplaşmasının ötesinde bir tablo var. Biz Cumhuriyete sahip çıkmak için bir araya gelmek gerektiğini düşünüyoruz." diyerek sağdan sola, soldan sağa savrulmalara bir izah getirmeye çalışıyor ve getirdiği izah Kesiciden çok farklı değil. Peki, CHPve sağdan transferler Cumhuriyeti kimlere karşı koruyorlar Kim bu Cumhuriyet düşmanları . Bu yaklaşım sağ-sol kamplaşmasının yerine ülkenin bir başka kamplaşmaya iteklenmesi anlamına gelmiyor mu

Eski DYPli İsmail Amasyalı ile eski MHPli sonra ANAPlı ve daha sonra kurduğu partinin genel başkanı Yaşar Okuyanın CHP listelerinde yer alacağı haberleri ile birlikte değerlendirildiğinde ortaya ilginç bir görüntü çıkıyor. Ve bu görüntünün gerçekten normal olmadığı da açık.

Kısacası, her seçimde tek tük görülen siyasilerin daldan dala atlayışı bu seçim döneminde adeta bir savrulmayı andırıyor. Siyasilerin daldan dala atlaması elbette normal değildir.. Bir fikri sadakatin, sürekliliğin olmadığını gösterir. Ancak, bu savrulma şartlara bağlanarak izah ediliyorsa bu izah ya daldan dala atlayışı mazur gösterme, bir kılıf uydurma gayreti olabilir ya da hala 28 Şubat süreci devam ediyor ve siyaset yeniden şekillendiriliyor anlamına gelir. Zaten bu daldan dala atlamaya çok önceden "ulusalcılık" gibi bir kimlik de yüklenmişti.. Bir bakıma, "Ülke elden gidiyor. Vatan batıyor" gibi iddialarla ulusalcılığa bir darbe yandaşlığı misyonu yüklenmişti.

İşte iç siyasetin yeniden düzenlenmeye çalışıldığı bir ortamda Ulusta Anafartalar Çarşısı önünde batlayan bomba insanı daha fazla düşündürüyor.