Mayıs ayında yapılacak seçimler yaklaştıkça Rum siyasiler
de iyice sapıtmaya başladılar. Akıllarında olan ama bugüne değin bir türlü sesli
dile getirmeye cesaret edemedikleri konuları bir bir açığa vurup
dillendiriyorlar.
Dilin kemiği yok ya.
Durup dururken KKTC sınırları içinde bir kanton bölge
daha icat ve ilan ettiler. Zafer Burnu yöresinde yer alan 4 adet Maronit köyü
çözüme ulaştığı takdirde Rum eyaletine bağlı kanton bölge olacakmış. Tam da aç
tavuk rüyasında kendisini arpa ambarında görürmüş hikâyesine uygun bir hayal.
Karpaz yarım adasındaki 4 Rum köyünü aldılar, Rum eyaletine bağlı kanton bölge
olmasını garantilediler, şimdi ikinci bir kanton bölge yaratmanın çalışmasını
yapıyorlar üstüne de sözünü veriyorlar Kıbrıslı Rumlara. Birisi Doğu da, diğeri
Batı da 2 kanton bölge.
Rumların hayallerinin sınırları yok.
Rumlara göre bu ada üzerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler de
yok. Onlara göre biz Kıbrıslı Türkler bu adanın 454 yıllık misafirleriyiz.
Neredeyse yarım asır evvel Türkiye den gelip buraya yerleşmiş ve buraları
kendine vatan etmiş, vatan bilmiş kardeşlerimiz de misafirlerin misafirleri.
Bırakın Türkiye den gelip burayı neredeyse yarım asırdır vatan etmiş, vatan
bilmiş kardeşlerimizi toptan geri gitmelerini istemelerini, biz Kıbrıslı
Türkleri de AB yi arkalarına alıp, resmi yollardan bu adadan atmanın yollarını
bulmaya çalışıyorlar. Resmi demek, AB nin itiraz etmeyeceği bir yöntem demek
Rumlara göre. Zaten Rumlara göre dünya üzerinde AB den başka bir söz sahibi,
yetkili başka bir makam da yok. Kendileri üye ya. Gerisi çok önemli değil.
Zaten 19 cu yüzyılın başında günümüzde AB yi oluşturmuş ülkeler, Osmanlı
Devleti nin Yunanistan yarım adasındaki topraklarına zorla el koyup, bir tek
kurşun atmadan kurdurmuşlardı Yunanistan ı, baskı, şantaj, olmadık vaatler ve
faiz zoru ile.
Anastasiadis in birkaç gün evvel yaptığı açıklamaya göre
KKTC de geçen sene Nisan ayında yapılan seçimlerden sonra hızla ve büyük bir
şevkle başlayan müzakerelerde, çok büyük ilerlemeler kaydedilmiş, Rumların bol
keseden kazanımı olmuş ve sona da iyice yaklaşılmış. Türklere muhtariyet hakkı
dışında başka hiçbir hak verilmemiş ve ikinci sınıf vatandaş olmaları sağlanmış.
Akıncı ile varılan
mutabakat sonucunda Mülkiyet konusu kökünden çözülmüş ve 1974 öncesi Rum mal
sahipleri, müzakerelerin bitmesinden sonraki bir yıl içinde başvurmaları
durumunda mallarını, üzerinde inkişaf olsa dahi geri alacakmış, isterse de
bugünkü değerlenmiş hali ile kiralayacak veya da değerlenmiş fiyatından
satacakmış. Türklerin güneyde kalan mallarından istimlâk edilmek kurtulmayı
başaranlar da üzerlerinde yatırım olmadıkları için tarla fiyatına takas
edilecek veya Rumlara satılacakmış.
Kıbrıslı Türklerin nüfusu asla Kıbrıslı Rumların
nüfusunun dörtte birini geçmeyecekmiş ve yurt dışından gelip adaya yerleşmek
isteyen Kıbrıslı Türkler de geri çevrilecekmiş veya da onlara karşın
Yunanistan dan 4 misli Yunanlı getirilip adaya yerleştirilecekmiş.
Dört özgürlük üzerinde, yani insanların, ticari malların,
paranın ve iş gücünün serbestçe dolaşımı üzerinde kesin bir mutabakata
varılmış. İsteyen Kıbrıslı Rum, adanın istediği bölgesine özgürce
yerleşebilecekmiş, iş kurabilecekmiş, yerleştiği bölgede yeterli oy alabilirse
o devletin (Rumlar eyalet demeyi tercih ediyorlar) meclisine girebilecekmiş,
hatta bakan bile olabilecekmiş. Hayalin bu kadarına da pes doğrusu. Kıbrıs Türk
Kurucu Devleti Meclisi nde Rum milletvekili ve Kıbrıs Türk Kurucu Devleti
Hükümeti nde de Rum Bakan, örneğin Rum Savunma Bakanı. Buna Kantara nın
keçileri bile güler (Devam edecek.)