Milli Görüş camiasında uzunca zamandan beri süregelen bir tartışma var. Özellikle, peş peşe sorulan şu iki soru hiç gündemden düşmedi:
Soru 1: Biz, sistem karşıtı bir parti değil miyiz?
Soru 2: Öyleyse sistemi sorgulayalım; niçin İktidar Partisi karşıtlığı yapıyoruz?
Millî Görüşçü olmak, tabi ki küresel sisteme karşı çıkmaktır.
Bu kadar mı?
Hayır.
Millî Görüşçüler, ilk çıkışlarından itibaren, -bütün kurum ve kuruluşlarıyla- hem küresel sisteme, hem de onun uzantısı olan ulusal düzene karşı olmuşlardır. Bu zalim düzenin bir an evvel değişmesi için gece gündüz çalışılmaktadır.
Bu nedenle; hem, küresel sisteme meydan okunmuş, hem de, onun uzantısı olan, ulusal sistemle hesaplaşmaya girmişlerdir. Bir yandan, küresel sistemin zulmü anlatılırken, diğer yandan, yerel muhatap olan düzen hedefe konulmuş ve o düzenin yürütücüsü olan iktidar partisi de her dönemde eleştirilmiştir.
Bilindiği gibi, Milli Görüş, halkımızın verdiği destek nispetinde, farklı pozisyonlarda iktidar olmuştur. Koalisyonların küçük ortağı olduğu gibi, büyük ortak olarak da iktidara gelmiştir. İktidara geldiğinde, amiyane tabirle, U dönüşü yapmamış ve muhalefette ne dediyse, iktidara geldiğinde onu yapmıştır.
Milli Görüş›ün uygulamaları ortada:
Kıbrıs zaferi
Ağır sanayi hamleleri
Manevi kalkınma hamleleri
Denk bütçe
Havuz sistemi
D8›lerin kurulması
Yukarıda yazılanlar Milli Görüş iktidarlarında uygulananlardan bazıları. Özellikle D8›lerin kurulması bugün için her zamankinden daha anlamlı. Başta iktidar partisi olmak üzere, tüm siyasi aktörler, yapılan işin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamış olmalılar.
Bütün bunlar; küresel sistemle iş birliği yapılarak olmadı, küresel ve yerel sistemle didişerek bu sonuçlar elde edilebildi. Şu atasözü ne kadar da anlamlı: «uçurtmalar rüzgâra karşı durarak yükselirler»
Sadece küresel sisteme karşı çıkmak yetmez; o sistemin yerel aktörlerine de karşı olmak gerekir.