O kumayı belli mevsimlere hapsetmemiş birisi olarak, şu güzelim yaz günlerinde okuduğum bazı şiir kitaplarından bahis açmak istiyorum. Yeni yayınlanmış olan bu eserlerden aldığım hazlar, edindiğim izlenimler, umulur ki okuma serüvenlerimizin kesişmesini sağlar
Kapı Aralığından Bakarken Ali Kozan ın ilk şiir kitabı (Hafıza Kaybı Yay., Ank., 2008). 1974 Elbistan doğumlu bir şair Ali Kozan. Şimdiye kadar, Uyumsuz, Hafıza Kaybı, Kırklar, Hece, Mağara, Ünlem, Heves, Lika Edebiyat, Edebistan gibi dergilerde yayınlamış edebî eserlerini. Bir ara Paris teydi, Sorbonne da öğrenciydi. Genç Türk şiirini orada temsil ediyordu. Şimdi Ankara da yazıyor şiirlerini.
Bir ilk kitap acemiliği taşımıyor Kapı Aralığından Bakarken. 94 sayfalık eserde, bir şairin olgunluk dönemi metinleriyle karşı karşıyayız sanki. Bu Ali Kozan ın hassasiyetinden kaynaklanmış olmalı. Sanatına verdiği önemin bir yansıması
Peki, bu yapısal olgunluk hangi duygu dünyalarının iskeleti oluyor Şairin şiir dünyasını kuşatan ruh atmosferde neler var
İçe dönük bir şair Ali Kozan. Şiirsel eylemi nereden hayat bulursa bulsun, şairin kendisini vuruyor. Bu yüzden, kitaptaki pek çok metin sıkıntı edebiyatının temsil halkasında yerini alabilir.
Bunu ispatlamak zor değil. Kitaptaki şiirlerden yapacağınız kelime seçimi ve bu kelimelerin uyandıracağı duygu ve çağrışım değerleri sizin için dayanaktır. İşte, kitabın ilk birkaç şiirinden sunuyoruz: bozkır, gri, soğuk, baş dönmesi, bulantı, cinayet, maktul, boşluk, yanılgı, leş, çığlık, kan, toplu mezar, giz, ölüm
Ali Kozan şiirinin bu niteliğini bütünlüklü iktibaslarla da ortaya koyabiliriz:
"dehşetime alıştırdım dünyayı."
"hangi kapıyı açsam/taşıdığı afetlerle âhengi bozan muhâcirim"
"bıktım mekânlara uyum sağlamaktan/damarlarımda horlayan isyandan"
"tespit: zehir akıyor göz bebeklerimize"
"savaşa gitmeden önce/önce üç ağrı kesici iğne lütfen"
Ali Kozan a bunları yazdıran nedir bilmiyorum. Yaşanılan çağdan, mevcut hayattan bir rahatsızlık sözkonusu, evet. Ama bu memnuniyetsizliğe şairane bir karşı koyuş bu şekilde mi olmalı "Huzursuzluk", "Kâbus", "Ağıt", "İntihar sahnesi", "Zifiri karanlık", "Firar hazırlıkları", "Mezar taşı yazısı", "Yenilgi", "Züğürt tesellisi", vs ile kuşatılmış bu şiirler onu (ve bizi) nereye götürür Bu, sorgulanmalı.
Ali Kozan dan o güzelim "hayat dediğimiz güzel komşu kızı" edalı mısralar beklediğimi söylemezsem olmaz!
(Kitabı edinmek için: [email protected])
Rüzgâr Alfabesi Ogün Kaymak ın Aşk Kere Aşk, Hüzündeki Mavilik ve Rüzgâr Alfabesi adlarını taşıyan ve üç kitaptan oluşan şiir seti. (Dize Yay., İzmir, 2008) Böylesi ilk kez görülüyor. Şair, altı dosyasını üç kitapta topluyor ve bunları bir set halinde yayımlıyor. Şiir yayıncılığı adına iyiye alamet bir gelişme olarak kaydetmek istiyorum. Umarım öyledir.
Ogün Kaymak 1964 İstanbul doğumlu bir şairdir. Şimdiye kadar pek çok dergide şiir ve poetik denemeleriyle görülmüş. Parantez Kuşağı (2002), Henüz (2005), Kırık Dans (2006) adlı kitapları yayınlamış daha önce. Ayrıca, burada ele aldığımız üç kitaplık Rüzgâr Alfabesi seti, 2004-2007 yılları arasında yazılmış şiirleri içeriyor. Demek ki çok yazan bir şairle karşı karşıyayız
Kaymak şiirinin bendeki ilk intibaları arasında şunlar var: Şair şiiri öncelikle bir oyun olarak gördüğü izlenimi uyandırıyor. Kelime oyunları, şekil oyunları. Özellikle ikincisi, her türden nazım şekline eğilim ile kendini gösteriyor: Beyitler veya dörtlüklerle yazılanlarının yanı sıra, mensur şiir çizgisine yaklaşan metinler
Ogün Kaymak, ayrıntılara dikkat kesiliyor daha çok. Hassas bir gözlemci tutumuyla, her türden nesneyi ele alıp metinlerinde kullanıyor. Nispeten olumlu sayılabilecek bu yaklaşım, zaman zaman zafiyetler oluşturuyor. Bu, özellikle de söyleyişin zorlaştığı, hikâye dilinin kullanıldığı, diğer bir ifadeyle, nesrin ön plana çıktığı kısımlarda kendisini gösteriyor ve biz lirizmin azaldığını, hatta yok olduğunu, şiirsel müzikalitenin yanına uğranılmadığını fark ediyoruz.
Ayrıntıları ve nesneleri tercihen kullanan şairin doğal olarak zengin bir dil birikimine yaslanmak istediğini görüyoruz. Bunda, başta meslekî bilgi dalına ait terminoloji olmak üzere farklı alanlara yönelmesiyle başarı yakalamış izlenimi de vermiyor değil. Fakat, kimi zaman düştüğü çıkmazlar da yok değil. Bu anlamda, ayrıntıya girmekten ziyade, sete adını veren kitaptaki "Aniba Duckei" başlıklı metinde "Müslümanlar" yerine, sanırım bir bilgi ve dil sürçmesi sonucu kullanılan, yaralayıcı "Mustafagiller" ifadesini örnek vermekle yetineceğim.
Ogün Kaymak ın üçlü setiyle ilgili olarak bana şu soru sorulabilir: Üç yılda yazılmış altı dosyalık üç cilt kitaptan hangi metinleri bize tavsiye edersin Şairimizin bu eserlerini hassasiyetle okumuş birisi olarak bu yönde bir fikre sahip olduğumu belirtebilirim. Bu anlamda, şu metinleri öncelediğimi söyleyebilirim: 1. Kitap: "Ortadoğu nun Bitmeyen Ölümü", "Eski Adresler", "Süreğen Şile", "Tohumların Temkini", "Casus"; 2. Kitap: "Otobiyografisi", "Esrarda Israr", "Cevaplar", "Kargaşa", "Ası", "Babil"; 3. Kitap: "İplik Eğirtici", "Adında", "Geçici Bir Anı", "Yeşildeydiler", "Boş Çerçeve", "İmkânsız Resimler Müzesi"
Bir alıntıyla bu bahsi noktalayalım: "Bir zaman virgüllüydü sizin de hüzünleriniz/Ağladıkça dirilen başka tür bir yüz/Fırtınayı sakinleyen eliniz/Gölgenize değer değmez irkilirdiniz/Bulutlar fink atardı üzerinizde/Uzağa çekilirdi birden kanayan zaman// İşte şairliğimce bütün ısrarım da ondan"
(Rüzgâr Alfabesi şiir seti için iletişim: Cumhuriyet Cad. No: 168, Samsun. )
BİR DERGİ: YAĞMUR
Üç ayda bir yayınlanan Yağmur dergisinin 39. Sayısına "Peygamberimiz (s.a.s) ve Söz" yazısıyla girilmiş. Peygamberimizin her bakımdan olduğu gibi, söz alanında da sultan olduğu vurgulanan yazıda şöyle deniliyor: "O Beyan Sultanı (aleyhi ekmelütehâyâ), söz cevherinden öyle bir kılıç yaptı ki, o kılıcın başlar üstünde bir kere dönüp helezonlar çizmesiyle bütün yalancı ve muzahref beyanlar kaçıp yarasaların tünedikleri yerlere saklandılar"
Edebiyat dergilerinde önce manzum metinleri okurum. Yağmur da bu metinlerden sonra ilgiyle karşıladığım, diğer bir ifadeyle öncelik tanıdığım edebî çalışmalar şunlar oldu: Meryem Dilekçi nin "Üç ermeni Yazarın Bakış Açısıyla Türk Kültürü ve İslâm ", Nurefşan Kapal ın "Yahya Kemâl in Şiirlerinde Coğrafya nın İzleri" incelemeleri ile Nihat Dağlı nın "Şifa" ve Aladdin Dikmen in "Bursa Şehitliğinde Bir Gün" başlıklı yazıları Kuşkusuz, her Yağmur okuru kendi öncelik sırasını oluşturabilir. ([email protected])
İletişim: www.cevatakkanat.blogcu.com / P. K. 205, Ulucamii, Bursa