Müslümanların bu durumu bir engel olarak görmemelerini isteyen Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Emekli Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Nedim Urhan, "Ramazan Ağustos ayına rastladı. Havalar sıcak diye bir Müslüman oruç tutmayı ihmal edemez. Çünkü Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki: Sıcak günlerde oruç tutmak cihattır" dedi.
Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Emekli Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Nedim Urhan, Bu yıl Türkiye ikliminin en sıcak ayı olan Ağustos ayına denk gelen Mübarek Ramazan‘da Müslümanların oruç ibadetini engellemeyeceğini belirterek, onlardan dirençli olmalarını istedi.
Mükâfatını alırsınız
Peygamber Efendimizin "sıcak günlerde oruç tutmak cihattır" hadis-i şerifini hatırlatan Urhan, Peygamber Efendimizin yine diğer bir hadis-i şerifinde, "Kim çok hararetli, çok sıcak bir günde, Allah rızası için nefsini susuz bırakırsa, yani oruç tutarsa, Aziz ve Celil olan Allah-u Teàlâ Hazretleri, kıyamet gününde onu suya bol bol kandırır, bol bol sular. Kıyamet gününde ona su ihsan eder" buyurduğunu kaydetti. Peygamber efendimizin cihad derken maksadının sevap olduğunu ifade eden Urhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü cihat, Allah ve peygamber efendimiz tarafından çok övülen bir ibadettir. Yine Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifte: "Kim çok hararetli, çok sıcak bir günde, Allah rızası için nefsini susuz bırakırsa, yâni oruç tutarsa, Azîz ve Celîl olan Allah-u Teàlâ Hazretleri, kıyamet gününde onu suya bol bol kandırır, bol bol sular. Kıyamet gününde ona su ihsan eder." Bu hadisin ravisi Musa el Eşari hazretleri, Ramazan orucu yanında, nafile oruç için de, sıcak günleri kollar, o günlerde oruç tutardı. Ancak Ramazan-ı Şerif‘in ayrı bir özelliği vardır. Bedeni vücut yönüyle bu sıcak günlerde bu emri yerine getirme hususu önem arzeder. Bahusus Sıcakta oruç tutmak da cihat olarak kabul edilebilir. Ancak en kaliteli cihat, bilinen fiili cihattır. Orada büyük sabır, cesaret, kararlılık, sebat ön plana çıkar. Oruçta da bu durumlar mevcut olduğu için oruç ibadeti de bu hususları içinde topluyor biliyoruz.
Kimler oruç tutamaz?
Gerekli şartları taşıyan her müminin oruç ibadetini yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Urhan, ancak zaruret hallerinde oruç tutulamayacağını belirtti. Urhan, "Bir Müslüman‘ın ibadet yapmasına engel olan zaruretler bellidir. Bunlar; bütün Müslüman mükellefler için seferilik, hastalık, kadınlar için hayız ve nifas halidir. Bu Müslümanlar zaten mükellef sayılmazlar. Seferi olanlar ibadetlerini aynen kaza ederler. Kadınlar hayız ve nifas hali geçince kaza ederler. Hasta olanlar da gününe gün oruç tutarlar.
Elinizdeyse, orucu bozmayın cezası var
Müslüman‘ın kendi elindeyse orucu bozmaması gerektiğini, aksi takdirde cezası olduğunu belirten Urhan, "Bu hatayı yapan bir Müslüman‘ın, bir gün kaza, 60 gün ceza olarak toplam 61 gün kefaret orucu tutması gerekir. Kefaret orucu tutarken de 10 gün tutup sonra bozmayacak. Hanefi mezhebine göre, bir Müslüman hanım, dünyanın en zengin kadını olsa, fakat Medine‘de kendine hac farz olsa, mahremi yoksa o hac ona farz değildir. Mahremi babası, kocası, oğlu, amcası, kardeşidir. Nur Suresi‘nde bu var. Yani bir Müslüman; alt yapısı varsa; haccı da namazı da, orucu da terk edemez" diyerek sözlerini noktaladı.
Orucun zamanını Cenab-ı Allah belirledi, değiştirilemez
Oruç ibadetinin diğer ümmetlere farz kılan rabbimizin bizim için de Ramazan orucunu farz kıldığını ve bu ibadetin önemini Yüce Allah‘ın ‘Oruç yalnız ve yalnız benim içindir. O‘nun karşılığını da ben vereceğim.‘hadisiyle belirttiğini söyleyen Urhan, Oruç ayı Ramazan‘ın kış mevsimine ya da kısa günlere alınmasını isteyenlere sert tepki gösterdi. Urhan, "Bu mevsimleri yaratan Yüce Mevla‘mız, Kullarını yaratan da yüce Mevla‘mız. Bu ayların içinde ibadetlerin yapılmasını tahsis eden de yüce Mevla‘mızdır. Kameri ay takvimine göre Hac ibadeti gibi oruç ibadeti de her sene 10 gün önce gelme durumu var. Bunları değiştirmek bizim, fertlerin elinde değil. Öyle ise bu ibadet (oruç) Ramazan hangi aya tesadüf ediyor ise aynı hac gibi o ayda ifa edilmesi Allah‘ın kesin emirleri içindedir. Bunları değiştirme kimsenin elinde ve yetkisinde değildir. Bu hususta en ufak bir tereddüt, en ufak bir kesin hükme karşı gelme durumu İslam akaidine göre de caiz değildir. Tabi bunun alt yapısında özel ilim otoritelerinin ifade ettiği husus var. Böyle bir düşünceye sahip olma ve tereddüt etme, hâşâ Cenab-ı Allah‘ın ilim sıfatına aykırıdır. Kullarını yarattığı ve yaratılış şartlarını bildiği gibi, emirleri buna göre emrettiği halde bu tereddütler, sanki Allah‘ın ilminde şüphe varmış gibi yanlış düşüncelerdir. Bunu biraz daha ileriye götürmek küfürdür " şeklinde konuştu.




