Tıpkı bundan önceki onlarca tarihi öneme haiz seçim gibi 24 Haziran seçimleri de geride kaldı. İlginç olan, seçim biter bitmez tekrar kucaklaşmamız ve ülkemiz için çalışmaya el birliği ile devam etmemiz gerekirken daha seçim sonuçlarının açıklandığı saatlerde başlayan ve hala devam eden özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen çirkin bir kutuplaşma ve hakaret kampanyası başlamasıdır. İlk olarak şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bu çirkin ihanet kampanyasını yürüten güruhu tarih asla affetmeyecektir. Sayıları az olmasına rağmen kendisinden olmayan herkesi vatana ihanetle itham eden bu zavallı kitle asıl ihaneti yapanlardır. Kardeşi kardeşe düşüren, sıcacık aile ortamlarımıza kasteden, sırf bir yerlere yaranma, oturdukları koltukları, dünyalık nimetleri sağlama alma adına her türlü insanlık dışı söylemi dillerinden düşürmeyenler hem bu dünyada hem de İlahi huzurda asla hesap veremeyeceklerdir.

Demokrasinin bir gereği olan seçimlerde, hukuki sisteme uygun bir şekilde hareket eden partilerin milyonlarca seçmenine hakaret edemezsiniz. Toplumun yarısını yok sayamazsınız. Hem demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden bahsedip hem de sizin gibi düşünmüyor diye insanları hedef tahtasına oturtamazsınız. Belki bugün içinizi rahatlattığınızı, sizi takip edenlerin yüreğine su serptiğinizi düşünebilirsiniz. Belki bugün sosyal medya hesaplarınızda daha fazla takipçi, beğeni ya da paylaşım alabilirsiniz ama şundan emin olun ki hepimiz âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’ın huzuruna çıkacağız ve zerre miktarı işlediğimiz iyiliğin de kötülüğün de hesabını vereceğiz. İşte o gün hüsrana uğrayanlardan olacaksınız, sizden hakkını isteyenler milyonlar yakanıza yapıştığında “eyvah” diyeceksiniz ama iş işten geçmiş olacak.

Hele hele her toplantılarında iyilik, güzellik, kardeşlik, hak, hukuk ve adaletten bahseden, toplumun her kesimini kucaklama derdinde olan, “kutuplaşmanın mutlaka önüne geçmeliyiz” diye haykıran, “hepimiz kardeşiz” diyen, kardeşlerini farklı görüşte olsalar dahi Allah için, yürekten ve hiçbir menfaat beklemeden seven, sayan, saygı duyan Saadet Partililere attığınız iftiraların asla hesabını veremezsiniz.

Onlar ki, 50 yıldır ülke menfaati için canını dişine takmış, gece gündüz var gücüyle çalışanlardır. Onlar, hak hâkim olsun diye davalarından zerre taviz vermeyen vatan aşıkları, millet sevdalılarıdır. Onlar, menfaat, çıkar, rüşvet, yalakalık, haset, kin, gıybet, dedikodu, iftira nedir bilmeyen gönül dostlarıdır. Onlar, yalnız Allah rızası için çalışan, çoluk çocuklarının rızıklarından artırdıkları paralar ile bilmem kaç seçimden çıkan, fedakâr, cefakâr, çilekeş, yalan dolan bilmeyen, adam gibi dava adamlarıdır. Onlar, söz konusu, vatan, millet, ümmet ve insanlık olduğunda bir saniye bile düşünmeden her şeylerinden vazgeçebilen kahramanlardır. Onlar, hep önce hakarete, ithama maruz kalan ve sonra haklılıkları anlaşılan, yıllardır her kesimin övgüsüne mazhar olmuş, ümmetin göz bebeği samimiyet ve hoşgörü timsali örnek şahsiyetlerdir. Onlar, Allah’tan başka kimseden korkmayan, kardeşlerini herkesten çok sevdikleri için hatalarını dile getiren, menfaat için yandaşlık yapmayan, yalan söylemeyen, elif gibi dimdik duran, al bayrağımızın al rengine vurulmuş Türkiye sevdalılarıdır.

Şimdi vakit kardeşlik vaktidir, vakit köprüleri atma değil gönül köprüleri kurma vaktidir. Vakit yaşanabilir, büyük Türkiye için ve yeni bir dünyayı kurmak için var gücümüzle çalışma vaktidir. Vakit küskünlükleri, kırgınlıkları unutarak ilahi emir gereği tüm inananları kardeş bilme vaktidir. Kendi kafasına göre hareket eden, bir takım dünyalıklar için kardeşi kardeşe düşürenlere asla fırsat vermeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, ülkemiz, İslâm âlemi ve bütün insanlık için son nefese kadar var gücümüzle çalışma vaktidir. Vakit sevgi ve kardeşlik vaktidir.