SETA‘nın Türkiye‘nin 2012 yılını masaya yatırdığı analizinde ciddi uyarılar yer aldı. Türkiye‘nin gelecek yılına damgasını vuran en önemli gündem maddesinin yeni anayasa çalışmaları olacağının kaydedildiği analizde, bu sürecin siyasal kavga alanına dönüşeceği belirtildi.SİYASET, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Türkiye‘nin 2011 yılını masaya yatırarak 2012‘ye ilişkin bir analiz yayınladı. 164 sayfalık "SETA Analiz 2011‘de Türkiye" başlıklı yayınladığı metinde, Türkiye‘nin mevcut durumu değerlendirilirken, geleceğe ilişkin vizyonuna ilişkin de öngörülerde bulunuldu. 2012 yılının yeni anayasa tartışmaları gölgesinde geçeceğinin altının çizildiği analizde, Yeni Türkiye vurgusu yapıldı. Yeni Anayasa yapım sürecinde Türkiye‘nin bir siyasal kavga alanına dönüşeceğinin belirtildiği analizin son kısmında yapılan değerlendirmede, "2012 yılı hem iç hem de dış politikada, Yeni Türkiye‘nin nefesini tıkamak isteyenlerle, Yeni Türkiye‘ye alan açmak isteyenler arasındaki siyasal kavganın Yeni Anayasa yazım sürecinde kendini göstereceği bir yıl olacaktır. Bu dönem boyunca, mevcut pratik sıkıntıların tamamı, kararlı bir siyasi irade ve geniş kapsamlı bir siyasi ufukla aşılabilir" denildi.
2012‘de çatışma alanı anayasa
Analizde, 2012 yılının Türkiye‘nin dönüşüm yapan çizgisi ile ve buna karşı verilen tepkiler ile şekilleneceğinin de altı çizilerek, "2012 yılı hem iç politikada hem de dış politikada, yolu çizilmiş, çerçevesi belirlenmiş, talepleri netleşmiş, gündemi şekillenmiş Türkiye‘yi hem kurumsal hem de siyasal bağlamda bedenlendirme çabalarıyla ve buna karşı verilen tep lerle şekillenecektir. Bu çaba, ortaya çıkan ihtiyaçlar ve tartışmalarla, aslında tek bir başlığı göstermektedir: Yeni Anayasa. Hem iç hem de dış politikadaki birçok sorun, tema, talep ve kaygı bu başlık etrafında bugüne kadar görülmediği ölçüde içiçe geçmiştir ve geçecektir" denildi.
Darbe ürünü anayasa otoriter ruhu taşıyor
"Yeni anayasa talebi, Türkiye‘de siyasetin adeta vazgeçilmez temalarından biri. Darbe ürünü Anayasa, ara ara önemli veya önemsiz, geniş veya dar kapsamlarda değişikliklere maruz kalsa da, otoriter ruhu varlığını ve etkisini hep koruya geldi" değerlendirmesinin yer aldığı analizde, hükümete bu anlamda ciddi görevler düştüğü belirtildi. Analizin ilgili bölümünde, "Parti kapatmalarla, yasaklamalarla, engellemeler ve vesayet sistemiyle ya talebin, güçlü öznelerden yoksun, son derece soyut bir talep olarak kalması sağlanıyordu ya da güçlü öznelerin
varlığı ve meşruiyeti ancak bu talepten kaçınmaları sayesinde mümkün olabiliyordu. Yeni Anayasa, Türkiye‘nin hayati, vazgeçilemez ve ertelenemez bir ihtiyacı haline gelmiştir. " görüşüne yer verildi.
Yanlış politikalar uygulandı
Yanlış uygulamalar sonucunda Türkiye‘nin sorunlu bir miras bırakıldığının da belirtildiği analizde, "Bugüne kadar uygulanan politikalar son derece büyük ama bir o kadar da sorunlu bir miras oluşturdu: farklı şekillerde terbiye edilen ve edilmek istenen, bir kısmı doğrudan tasfiyeye, tenkile ve yok edilmeye maruz bırakılan toplumsal ve siyasal kesimler var. Bu mirasın yansımaları Kürt meselesinden tutun, farklı kimliklerin tehdit olarak kodlanmasına, Türkiye toplumsallığının ana eksenini temsil eden İslam‘ın bizzat kendisinin ve temsillerinin sürekli bir kontrol ve tasfiyeye maruz kalmasına kadar çok farklı şekillerde görünmektedir. Gerek Yeni Türkiye‘nin kurulma sürecinde yaşananlar gerekse özel olarak 2011 yılı boyunca Kürt meselesi, Dersim, Alevi kimliği, Diyanet, asker-sivil ilişkisi, yargı üzerine yaşanan tartışmalar, bu mirasla hesaplaşmanın yaşandığını göstermektedir. 2012 yılında aynı sürecin yansımaları, daha da artarak devam edecektir" değerlendirmesi yer aldı.




