"Kuzuların Sessizliği":

Ortada, etrafta, mezbahaya götürülen kuzuların sessizliğini ve onları seyredenlerin kayıtsızlığını  hatırlatan bir durum var sanki. Ürpertici, dehşet verici acaip bir sessizlik. Sanki Filistinlilerin ve Müslümanların görevi sadece  ölmek, sakat kalmak, ızdırap çekmek, açlıktan sürünmek ve hep ağlamak! Yapabilecekleri tek şey bu, yahut "izin verilen tek şey bu". Orta Doğu da ki durum aynen bunu hatırlatıyor. Dünyaya ne oldu acaba

Peki ya ötekilerin görevi ne Hep öldürmek, aç ve işsiz bırakmak, kol-bacak kırıp, sakat etmek, şüphelenip ateş etmek ve sonra da en umursamaz bir şekilde başka taraflara bakıp, hep kendilerini haklı bulmak mı İşte medyada yayınlanan bu fotoğrafların insanlara düşündürdükleri sualler bunlar.

Geleneksel olarak dünyanın her yerinde, toplumlarda erkeklerin ana rolü, o toplumun devamı için, varlığı için mücadele etmek, ailesini, toplumunu korumak olarak görülmüştür. Bu otoritenin esası, vatan sevgisinin temeli kısaca "var olmanın prensibi" olarak kabul edilir. En azından sosyoloji kitapları toplum ve bireylerin gelişimini böyle tarif eder. Bu gelişimde, kadınlar da olaylara çeşitli şekilde destek verir, katkıda bulunurlar. Birlikte aileler, toplumlar, devletler oluştururlar.  Bu yaradılış ve devam ediş kanunudur. Nitekim, bu direnme hasletinin bittiği veya azaldığı gün, artık o toplum var olma azmini de yitirmeye başlamış demektir. O halde, şimdi sormak gerekmektedir:  Filistinlilerden istenen şey TAM OLARAK nedir Tam olarak birileri bunu herkese anlatabilir mi Filistin deki durum ve gelişmelere objektif  ve tarihi kanıtlar çerçevesinde bakıldığında Filistinliler için ortaya şöyle bir tablo çıkmaktadır:

w Topraklarını kaybeden onlar, işgale uğrayan onlar

w  Kısıtlamalara ve örfi idareye tabi tutulanlar onlar

w Etrafları duvarlarla örülenler, hareketleri  engellenenler  de yine onlar

w  Temmuz sıcağında serinlemek için kendi sahillerinde oturup, bir piknik yemeği yerken bile sahile yaklaşan bir İsrail hücum botunun ateşi ile öldürülenler de onlar

w  Ama haklarını aramak veya yapılanlara karşı direnmek istedikleri zaman da,  hemen öldürülenler, şuçlananlar da yine, onlar

w Onların adı teröristtir!   Diğerlerininki nedir Ben, bilemiyorum. Zaten, herkes bu konuda kendi kararını verebilir.

Şimdi anladım neden Batı toplumunda ve Batı hukuk sisteminde, adalet sembolü yapılmak istenince daima elinde terazi tutan ama gözleri bağlanıp, kapatılmış bir kadın resmi veya sembolü kullanılır.  Hakikaten gerçeği bir türlü göremiyor olmalarından kaynaklanıyor, zahir bu durum.

Neden kadınlar ve çocuklar:

Güz Fırtınasının Yaprak Dökümü mü

Bir toplumun belini kırmak ve gelecek nesilleri yok etmek için. Kadın ve çocukların yok edilmesi şarttır. Yıllardır, Filistinliler şehit verdikçe oradaki analar hem ağlamış, hem de diğer çocuklarını da bu yola feda için hazırlamışlardır. Bazen babalar, kocalar şehit düşmüş ama analar tüm çocuklarını babalarının şehadet yolunda yetiştirmişlerdir.

Kendi "Kurtuluş Savaşımızı" bir düşünün, orada da anaların, kadınların ne kadar büyük fedakarlıklar yaptıkları, nasıl, nesiller boyu idealleri yaşattıklarını ve vatanın kurtuluşu için nasıl genç nesilleri yönlendirdiklerini bir hatırlayın.

Bugün Filistin de kadınlara karşı bu kadar haşin davranılması ASLA BİR TESADÜF DEĞİLDİR. Filistin meşalesinin aynı ateşle yanmaya devam etmesi kadınların varlığına ve onların yetiştirdikleri nesillere bağlıdır. O halde kadını öldürmek adeta bir hedef haline gelmiştir. Çünkü kadının öldürülmesi şu sonuçları sağlamaktadır:

w Bu bağımsızlık ve vatan mücadelesini yürütecek nesilleri yetiştirenlerin azalması.

w Bu mücadeleyi yapacak çocukları doğuracak iradeli kişilerin yok edilmesi.

w Toplumun kültür, gelenek ve gücünü nesilden nesile aktaran en önemli iletkenin yok edilmesi.

w Diğer taraftan, çocukların da öldürülmesi ile hem o neslin ve hem de onlardan gelecek ilerki nesillerin yok edilmesinin sağlanması demektir.

Yani, kısacası, "mademki başka türlü kurtulamıyoruz, bari tek tek veya topluca öldürerek kurtulalım" diyorlar. İşte Filistin de uygulanan metot ve yaklaşım budur. Esasen İsrail Parlamentosu nda bulunan bazı kişilerin, Filistinlilerin top yekun toparlanıp, sürülmesini teklif etmiş oldukları, yine İsrail de bulunan (Hemen Şimdi Barış) örgütünün makalelerinden anlaşılmaktadır. "Şimdi Barış" örgütü, yapılanları doğru bulmayan ve bu konularda mücadele veren bir sivil toplum örgütüdür. 

Lübnan da da durum pek farklı değildir. İsrail, yasak olduğu halde, savaş sırasında uranyumlu bombalar kullanılmıştır. Yasak olmasına rağmen patlamamış misket bombaları atarak, ateşkesten sonra bile öldürmeye devam etmeyi amaçlamıştır. Daha da korkunç olanı bazı bombaların, oyuncak şeklinde yapılarak Lübnan topraklarına atılmış olmasıdır. Bunda hedef şüphe götürmez şekilde mutlaka çocukların imhasıdır. Yani; yeni ve gelecek nesiller yok edilmek istenmiştir.

Ne gariptir ki bütün bunları yapanlar, herkesten daha gürültülü bir şekilde "kurt geliyor"  diye feryadı basmışlardır. Birleşmiş Milletler teşkilatından yardım istemiş ve uluslararası birlikleri kendilerinin değil, (saldırdıkları)  Lübnan ın topraklarında konuşlanmasını sağlamışlardır. Bu arada da yukarıda bahsedilen patlamamış bombaları, oyuncak bombaları ve uranyumlu top başlarını da Lübnan da bırakmaktan geri kalmamışlardır. (Bütün bu hususlar uluslararası kuruluşun raporlarından öğrenilmiştir.) Lübnan daki patlamamış misket bombaları veya oyuncak bombalar ve uranyumlu bombalarla uğraşma işini de Lübnan a  gelecek olan "saflar a"  bırakmışlardır.

O Halde Yapılacaklar:

Yeter artık bu saflık! Yeter artık bu Kuzuların Sessizliği psikolojisi içinde hareket etme eğilimi! 

Yeter artık bu olanları umursamamaya çünkü bugün oralarda olanların yarın da bu topraklarda olmayacağını kimse garanti edemez.

Artık hem biz, hem de "medeni" dünya uyanmalı, Orta Doğu ve özellikle Filistin deki sessizliğin feryadını işitmelidir.

Dünya kadınları, "kadına özel yapılan bu saldırıların tehlikesini ve sonucunun nereye varacağını" görmeli ve uluslararası bir tepki göstermelidir.

Toplumumuz,  artık tehlikenin ne kadar yakın olduğunu idrak edip, icra makamında olanları uyarmalı ve durdurmalıdır.