AK Partili dostlar, 7 Haziran’da alınan sonuçlara hayli üzgünler, doğal da. Ancak doğal olmayan, bu sonuçtan Saadeti suçluyor olmaları.
Doğrusu buna hiç hakları yok. Her şeyden önce 400 madde sıralayarak nerede hata yaptık sorusuna cevap vermeli, sonra 401. madde için başkalarıyla müzakere yapmalı.
Biz bu noktada önemli gördüğümüz üç hususun altını çizmek istiyoruz.
***
Birincisi, sonuçlara yönelik değerlendirme yapmak için tabloya iyi bakmak gerekir. Seçim sonuçlarına göre -dikkate değer- yüzde birin üzerinde oy alan beş parti var.
Bunlardan CHP’nin oy oranı, alışıla gelmiş biçimde yüzde 25-26 bandında seyretti. Zaten hiç bir parti olmadan CHP tek başına seçime girse de alacakları oy bu.
Saadet de 2002’den beri süregelen yüzde 2-2,5 puan aralığını Milli İttifakla korudu.
MHP’de 2 puanlık, HDP’de 6 puanlık artış var.
AKP ise yüzde 49’dan 41’e düşerek 8 puanlık kayıp yaşadı. Bu oylar adı geçen partilere AK Parti’den gitti.
Daha açık ifadeyle söylemek gerekirse, partisine kızan AK Partililer oylarını HDP ve MHP’ye verdiler. Bunun başka izahı yok.
Şimdiye kadar bildiğimiz -ön yargımız- AK Partilerin ikinci tercihlerinin Saadet olacağı yönünde idi, yanılıyormuşuz.
AK Partili dostlarımızın kendi partilerinden sonra ikinci partileri HDP, üçüncü partileri MHP imiş. Gönül isterdi ki, ikinci tercihleri Saadet olsun, ama heyhat!
***
İkinci olarak, çokça eleştirdikleri 12 Eylül darbesi ürünü, yüzde onluk seçim barajını indirmeyerek, kendi kazdıkları kuyuya düştüler.
Şayet baraj yüzde 5’e inmiş olsaydı, HDP’nin oyu taş çatlasın yüzde 8 olacaktı. Böylece “aman HDP de barajı aşsın” diye herkes seferber olmayacaktı.
Kimler mi Söyleyeyim.
AKP’nin eski ve yeni lider kadrosu Habur’da selam durmadan beri, lider sultasıyla Diyarbakır’da Barzanili açılışlar, Şivan Perverli konserler, Oslo görüşmeleri, İmralı süreci, Akil Adamlar, hatta seçim döneminde onları bilinçli muhatap alarak her fırsatta HDP’nin güçlenmesine yardımcı oldu.
TRT seçim kampanyası boyunca Saadet’in esamisini bile görmezden gelirken, BDP mitinglerini saatlerce ekrana taşıdı ki barajı aşsın. Belki böyle olacağını kestiremediler. BDP barajı aşsın biz de 276’yı aşalım dediler olmadı. Seçmenin elinin ayarı yok ki!
Bir sayın bakan “HDP Proje partisidir” dedi. Bu sözün doğruluğuna inanıyorum. Çünkü Milli Görüş hareketini bölen bir proje partisi mensubu olarak, bunu en iyi kendileri bilir. Âmâların dolmayı çifter çifter yemesi gibi.
Dışardan ve içerden herkesin, her kesimin ve medyanın bu kadar canhıraş desteği olmazdı.
Saadet Partisi 2012 yılında yapılan anayasa referandumuna “Yetmez ama evet” diyerek koşulsuz destek vermiş, ama hemen her fırsatta barajı indirin demişti indirilmedi. Özetle bu seçimin en büyük sürprizi ve şokunun ana sebebi, sırf Saadet yararlanmasın diye barajın indirilmeyişidir. Ancak balta bu sefer sallayanın ayağına çarptı.
***
Üçüncü olarak da, kendi teklifleriyle başlayan, sonradan iyi niyetten yoksun olduğu ve Saadet’in diğer partilerle sürdürdüğü görüşmeleri sabote etmeye yönelik olduğu anlaşılan seçim ittifakı teklifinin akamete uğraması.
Saadet Partisi’nin her şeyi sineye çekerek, eski dostlarıyla seçim işbirliğine kerhen evet demesine rağmen, vaz geçip kendi tekliflerinden caymaları bu sonuçta etkili olmuştur.
Umarız artık aynı hataya tekrar düşülmez, baraj bir an önce kalkar ve kimse kendi ayağına sıktığı kurşunun hesabını başkasına sormak mecburiyetinde kalmaz.