Yüzü aşkın insan Ankara’daki bombalı saldırıda öldü.
Yüzlerce de yaralı var.
Cesetlerin çoğu tanınmaz halde.
Sebepler de cesetler gibi dört bir yana savrulmuş.
Herkes neden ve niçin diye beyhude yere sorup sesine ses
arıyor.
Sadece dirilerimizi değil ölülerimizi de ayrıştırıyoruz.
Asıl felaket bu, acılar, kayıplar ve ölümler üzerinde
taraf tutmak.
Hiçbir sebep, hiçbir düşünce ve hiçbir ideoloji bir
insanın yaşamasından daha önemli değildir.
Birbirimizi yaşatacak düşüncelere ihtiyacımız var.
Teröre hep birlikte “dur” demeliyiz elbette.
Bunun yolu da lafla değil, duyguyla, vicdanla ve de tavır
göstermekle olur.
Ateşin düştüğü yer memleketimizin yani hepimizin
kalbidir; öyleyse hepimiz bu yangını derinden yaşamalıyız.
Böylesi durumlarda sebeplerin karambolu içerisinde herkes
karşısındakini suçlayarak acısını dindirmeye çalışır.
Oysa bu yaklaşım gerçek sebebin ve failin kendini
gizlemesinden başka bir şeye hizmet etmez.
Siz birbirinizi suçlarken gerçek sebep ve de gizli özne
çoktan yeni bir kumpasın kurgusuna başlamıştır bile.
Şiddet ve terörün besin kaynağı toplumsal gerilim,
ayrışma ve sevgisizliktir.
Bir toplum bu durumunu bir zaaf olarak dışarıya
sızdırdığında bağımsızlığına kast eden düşmanlarının eline çok güçlü bir koz
vermiş demektir.
Sömürülmeye müsait olmadıkça hiçbir toplum sömürülmekle
karşı karşıya kalmaz.
Mezhepsel ve etnik parçalanmışlık bela olarak bir millete
yeter.
Farklılıkları adalet ilkesi çerçevesinde bir araya
getirip aynı potada yoğurmakla bu sıkıntı aşılabilir.
Hiç kimse hayat tarzını ve kanaatlerini başkasına
dayatmadığı sürece fitne ve şiddet tohumları yeşerme imkânı bulamaz.
Ankara’daki müessif saldırı olsa olsa iç ve dış savaş
çığırtkanlarının operasyonu olabilir.
Tek bir nedene irca edilebilecek bir saldırı olduğunu da
söylemek zor.
İçte ve dışta birden çok hedefi gerçekleştirmeye matuf
bir katliam olmaya daha yakındır.
Bir yanıyla yakında yapılacak seçimleri, bir yanıyla
Türkiye-Rusya gerilimini, Türkiye’nin Suriye politikasını etkilemeye yönelik
veçheleri olabilir.
PKK-DAEŞ ortaklığıyla gerçekleştirilen bir eylem
olasılığını da yabana atmamak lazımdır.
Kim ve niçin soruları bir müddet daha kafamızı
karıştıracağa benziyor.
Terör saldırısının gerçekleştirilme şekli faillerinin de
akla ilk gelenlerin ötesinde olabileceği ihtimalini kuvvetlendiriyor.
Zaman, mekân ve kapsam terör olaylarının nedenine inmede
birer ipucu olabilse de kimi zaman şaşırtmaca ve kafa karıştırmaya hizmet edici
olabilir.
Seçimlere yirmi gün kala, Türkiye’nin kalbi Ankara’da ve
mümkün olduğu kadar çok insanın ölümünü hedefleyen bir saldırı çok dikkatli
okunmalıdır.
Bir yanlış okuma memleketi ateş sarmalına itebilir.
Yanlış okumaları besleyen şey yanlış yüklenmiş toplumsal
hafızanın yanı sıra peşin fikirler ve önyargılardır.
Herkes birbirinin yarasını daha fazla kanatacak
söylemlere girmeden gözyaşını silip yarasını sarmaya gayret ederse masadan
kayıp giden barışı birbirimizin gözbebeklerinde yakalayabiliriz.
Bu memleket hepimizin ve hepimiz bir ve ‘biz’iz.