CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Eğer hükümeti kurma görevi verilseydi, saraya giderdim, hükümeti kurardım” demiş. Bu açıklamanın bugün yapılmış olması ülkeyi bir seçim hükümetinden, bu anarşi ortamında seçime gitmekten kurtarıyor mu Gelinen noktada hiçbir durumu değiştirmeyecek bir açıklamanın yapılmış olmasının manası ne ola ki. Hatadan dönüş anlamına bile gelmeyen bir açıklama niteliğindeki bu sözler seçmeni kandırmaya yönelik olsa gerek. Her ne ise bu karar seçmene aittir. Ancak, siyasiler gerektiğinde gerekli adımı atmaktan kaçınıp, partiler arası temasları adeta karşılıklı güç gösterisine çevirdikten, bir başka ifadeyle araba devrildikten sonra, “Bana görev verilseydi saraya da giderdim, hükümeti de kurardım” demenin anlamsızlığını tartışmaya bile gerek yok.
Kılıçdaroğlu kendisine görev verildiği takdirde hükümeti nasıl kurabileceğini açıklasa daha yararlı olurdu. Kılıçdaroğlu, MHP ve HDP ile kendisinin rahatlıkla görüşebildiğini, bu sebeple de hükümeti kurmakta zorluk çekmeyeceğini söylüyor. Bu açıklamadan hükümetin kurulamayışının sebebi partili liderlerinin birbirleri ile görüşememe, konuşamama ile ilgiliymiş gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Hâlbuki olay bu değil. Davutoğlu da tüm liderlerle görüştü, her görüşmenin ardından da, “İyi niyetli, yararlı görüşme oldu” açıklaması yapıldı. Ama görüşmelerin iyi niyetli ve samimi bir havada geçmesi hükümetin kurulmasına yetmedi. Çünkü topluma açıklanan düşünceler ile koalisyon hükümetinin kurulması temaslarında takınılan tavır farklılık arz ediyordu. Bu köşede çeşitli kereler dikkat çekmeye çalıştığım gibi, koalisyon görüşmeleri neyin olabileceğini değil, neyin olamayacağını göstermek stratejisi etrafında geçti. Liderler dikkat ettikleri bir başka husus ise, hükümeti kurmak için kendileri her türlü fedakârlığı yaptıkları halde karşı tarafın hükümeti kurmak niyetinde olmadığı için görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığı görüntüsü vermeye çalıştılar. Bu gerçek ortada iken Kılıçdaroğlu’nun erken seçim gündeme gelmişken, “Bize görev verilseydi hükümeti kurardık” demesi aynı taktiğin bir devamı niteliğinde olsa gerek.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun, “Hükümeti kurardık” demekle yetinmeyerek nasıl kuracaklardı onu açıklaması daha anlamlı olurdu. Söz gelimi kendisine görev verildiğinde Bahçeli, CHP ile bir koalisyon hükümeti kurabilecekleri yönünde söz mü vermişti Bizim bildiğimiz kadarıyla Bahçeli bütün gücüyle AK Parti’nin CHP ile hükümeti kurmasını istedi. Böylece MHP’nin ana muhalefet partisi konumuna gelmesini istedi, bunu sıkça da dile getirdi. MHP’nin katılmayacağı bir koalisyonda Kılıçdaroğlu hükümeti nasıl kuracaktı Acaba, HDP ile açıklanmayan bir mutabakat mı sağlanmıştı MHP ya da HDP ile veya her ikisiyle bir mutabakat sağlanmış idiyse bunun kamuoyu ile paylaşılması gerekirdi. O takdirde Sayın Cumhurbaşkanı’nın Kılıçdaroğlu’na hükümeti kurma görevi vermesi kaçınılmaz hale gelirdi. Bu yönde hiçbir açıklama olmadan bugün, “Bana görev verilseydi hükmetti kurardım” demenin fazla bir anlamı kalmıyor.
Belli ki, Kılıçdaroğlu sarayı protesto etmenin, resepsiyonlara bile katılmamanın seçim kampanyasında sıkıntıya yol açacağının farkına varmış olacak ki; birden bire aylar boyunca sergilediği tavrını değiştirmiş, “Görev verilseydi saraya da giderdim, hükümeti de kurardım” deme ihtiyacı duyuyor. Bu noktada hiçbir anlam ifade etmeyen açıklamanın geçmişte yapılmış olması, Türkiye’yi bir seçim ortamına sürüklemezdi. Kısacası gerektiğinde gerektiği gibi davranmayan siyasiler bu ülkeyi hep sıkıntıya sürüklediler. Sözün özü halk arasında bir deyim vardır, “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”.