Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Tarihte yaşanan birçok savaşlar olmuştur. Bu savaşların birçoğu, kibir ve gurur savaşları olmuştur. NEMRUT’UN savaşları bu kabildendir. Çünkü Nemrut kibir ve gurura kapılarak yaşadığı dönemi adeta yaşanamaz hale getirmiştir. BAKARA 258: “Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrutu) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.” Nemrut, zulmünü o kadar ileri götürmüştür ki, İbrahim (a.s)’i ateşte yakarak öldürmek istemiş ve bunun için büyük bir ateş hazırlamış ve O’nu bu ateşe atmıştır. Ancak Allah bu ateşi söndürmüştür. FİRAVUN’UN savaşı da bir kibir ve gurur savaşıdır. KASAS 4: “Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.” Firavun da Mısır’ı yaşanmaz hale getirdi ve Musa (a.s) ve inanmış kimselerle savaştı ve bu savaşını kaybetti ve helak olup gitti. Firavun ve taraftarlarının yeri ebedi cehennemdir. HUD 98: “Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları (çekip) ateşe götürecektir. Varacakları yer ne kötü yerdir!”

Batıl bir gaye için yapılan savaşların tamamı kirli ve karanlık savaşlardır. İnkârcı Yahudilerin, haçlı batının, tarih boyunca yaptığı bütün savaşlar, kirli ve karanlık savaşlardır. Kur’an kirli savaşları fesat olarak tanımlamaktadır. İSRA 4: “Biz, Kitapta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.” Bu savaşı yürütenlerin ahlak ve insafı yoktur. İnsanların mallarını haksız yere talan ederler, namuslarını kirletirler, çoluk çocuk demeden, kadın yaşlı demeden bütün ahaliyi sıradan öldürmeyi hak sebebi sayarlar. Bunların savaşları inkâr, kibir ve gurur savaşı olduğu için her zaman kirli olmuştur. Günümüz dünyasında NEMRUT’U, FİRAVUN’U, EBU CEHİL’İ temsil eden ABD, AB, SİYONİZM ve işbirlikçileri bir savaş yürütüyorlar. Bunların, son iki yüz yıl içinde yürüttükleri ne kadar savaş varsa hepsi kirli ve karanlık savaşlardır. ABD, Japonya’ya atom bombası atmış milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olmuştur. Sadece bu olay bunların yürüttüğü savaşların ne kadar acımasız ve kirli olduğunu göstermeye yeter. İslam coğrafyası, ABD, AB, İSRAİL ve işbirlikçilerinin birlikte yürüttüğü savaşlar sebebiyle kan ağlıyor. Filistin, Yemen, Afganistan, Irak, Pakistan, Kafkasya, Suriye, Libya, Türkistan, Arakan, Afrika ve bütün İslam coğrafyasında büyük bir katliam yaşanıyor. Feryatlar vicdanları titretecek boyuttadır ancak titremesi gereken vicdanlar ortada yok!

İki türlü savaş var; 1- Islah savaşı, bu savaş Müslümanların ifsatçılara karşı yürümesi gereken savaştır. BAKARA 193: “Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” Bu savaş barışı sağlar.

2- İfsat savaşı, bu savaşı bugün ABD, AB, İSRAİL ve işbirlikçileri İslam’a ve insanlığa karşı yürütmektedirler. HAŞR 14: “Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.”

ÇIKMAZ SOKAK SİYASETİ

Müslümanların siyaseti ıslah siyasetidir. İfsat siyasetinin takipçileri ve yürütücüleriyle birlikte olamazlar. ABD, AB, İSRAİL ve işbirlikçileri açıktan İslam ve Müslümanlar ile savaş halindedirler. Bu savaşlarını da gizlemiyorlar. Ülkemizi yönetenlerin, ABD, AB ve İSRAİL ile bu durumlarına rağmen sıcak ilişki içerisinde olması, İslam ve Müslümanlara karşı yürüttükleri savaşta onlarla birlikte hareket etmesi, buradan bir gelecek umudu içinde olası büyük bir nasipsizliktir. Bu bir siyasetse bu siyaset çıkmaz sokak siyasetidir. Bu siyasetin geleceği yoktur.

Türkiye’yi idare edenler, ABD, AB ve İSRAİL’i dost ve müttefik olarak görmekten vaz geçmelidirler. ABD, PKK kanalıyla Türkiye ile savaş halindedir. ABD ve müttefikleri terörle savaşmıyor. Terör örgütlerini kullanarak bizimle savaşıyorlar. DAİŞ veya İŞİD, ABD, AB ve İSRAİL’İN İslam coğrafyasının içine soktuğu yeni bir fitnedir. Ve bu fitne ateşinin içinde Türkiye’yi yakmak istemektedir. ABD, DAİŞ ile savaşmıyor, DAİŞ’İ besliyor ve koruyor. Türkiye’yi idare edenlerin, KUR’AN’I ve HADİS kitaplarının FİTNELER bölümünü dikkatlice okumalıdır. Bu okumalardan sonra ciddi analizler yapılmalıdır. Siyasi güç, silah gücünden üstündür. Müslümanlar, içinde bulundukları vaziyet itibariyle batıyla yapacağı mücadeleyi siyaset zemininde yürütmek zorundadırlar. Bu süreç içinde kendi kurumsal yapılarını güçlendirip İSAM BİRLİĞİNİ bütün kurum ve kuruluşlarıyla hayata geçirmelidirler. D-8 bu kurumsal yapının çekirdeği olarak inşa edilmiştir. Dünyanın bu kötü gidişatı karşısında, bütün insanlığın kurtuluşunun tek yolu da İSLAM BİRLİĞİNİN kurulması ve 2. Yalta toplantısı ile YENİ BİR DÜNYA’NIN tesis edilmesidir. 

Bu mümkündür. Ve 1 KASIM seçimleri bunun için bir başlangıç olabilir. Bunu gerçekleştirecek irade MİLLİ GÖRŞÜN tek temsilcisi SAADET PARTİSİ’NDE mevcuttur. Milletimiz SAADET PARTİSİ etrafında kenetlenir ve bu kadroları Meclis’e, ardından iktidara taşırsa kurtuluşun ilk adımını atmış olur. Aksi ise 7 HAZİRAN seçimlerinin tekrarı olur ki, bu tekrarın sonu ise çıkmaz sokaktır vesselam.