Demokrasinin iktidar oyunu haline getirilmiş olması ve
insanların bu oyunun parçası yapılmasının faturası giderek ağırlaşıyor.
Yaşadığımız coğrafyanın demokrasisi, verilmiş kararların insanlara kabul
ettirme politikası na dayanması da önlem almayı engelliyor. Karar verenlerin
farklı ses duymak istemediği bir dönemde yeni bir bakış açısı geliştirmek büyük
önem taşıyor. Yapılanların millet lehine olup olmadığını hem iktidara hem de
millete hatırlatmak asil bir görev olarak sorumlu insanları bekliyor.
Bazen toplumların akışında, hakikati küçük gruplar
söyler. Büyük gruplar yanılır. Büyük gruplar genellikle kervana koşar. Bu
durumda iktidara Allah rızası için muhalefet yapacak bir siyasete ihtiyaç
duyulur. Ancak bu sayede yeni bir bakış açısı gelişebilir. Belki bu sayede
demokrasinin iktidar hali yaşanan ülkelerde sağduyu yakalanabilir.
Suyu hayal etmekle susuzluğumuzu gideremeyiz. Ateşi
düşünmekle ısınamayız. Özgürlüğü istemekle özgür, bağımsızlık için yanıp
tutuşmakla bağımsız olamayız! Rüyaları gerçekleştirmenin en kestirme yolu
uyanmaksa eğer; yarın çok geç olmadan, yarına dünden uyanalım. Çünkü bugün,
yarının tarihidir. Kim tarih dünde kaldı derse, büyük bir hatanın esiri
olmuştur. Dün Afganistan a, Irak a bomba yağdıranlar, daha önce kızılderilileri
katleden, Hiroşima ya atom bombası atanlar değil midir Dün topuyla, tüfeğiyle,
onlarca savaş gemisiyle topyekûn Çanakkale ye gelenler daha önce Kudüs ü yerle
bir etmek için bin yıl önce yola çıkan Haçlı ordusu değil miydi Bugün
Suriye yi işgal eden güçle, Afrika ülkelerini iç savaşlara sürükleyen güç aynı
değil mi!
Dünün zorbaları, bugünün sömürgecileri, dünün zalimleri
bugünün işgalcileri ise, dünya döndükçe zulüm büyüyor, zulüm çeşitleniyor
demektir. Mevcut dünya fotoğrafı bizi yılgınlığa, karamsarlığa itmiyor elbette.
Aksine bu fotoğraf sorumluluklarımızı arttırıyor. Çünkü maddi menfaat ve makam elde etme
karşılığında işbirliği içinde olan yöneticiler, bu uyanışı gerçekleştiremezler!
Eğer millet olarak yeni bir şeylerden bahsetme kabiliyeti göstermezsek, bu
oyunun kurbanı olmaktan da kaçınamayız.
İnsan hayatının paradan daha değerli olduğunu dünyaya
haykırmak, o dünyanın kurduğu kurumlarda konuşarak değil, alternatif kurumlar
kurarak ve geliştirerek olur. Bu açıdan gündemi sağlıklı belirleyebilecek özgür
zihnî ortama sahip olmalıyız. Kendi gündemimizi oluşturmada istifade edilecek
zihnî malzemelerini, başka küresel odakların patentinden korumalıyız. Ancak bu
sayede başka odakların elinden ve inisiyatifinden kurtulabiliriz. Milletlerin
ayak bağlarını çözerek yoluna emin adımlarla devam etmesini istemek, basiretli
siyasetle olacaktır. Basiretli siyasetin adresi ise hiçbir zaman laf yapanların
yeri olmamıştır. Çünkü laflar sarayönünden geçen gemileri engelleyememiştir.
Saray-burnunun ucunu gör artık!