Ülke siyasetinde yıllardır bir değişiklik yaşanmıyor.

Hep bir tarafta “mağdurlar” yer alıyor! 

Karşı tarafta ise “mağrurlar” bulunuyor!

Bu “mağdurlar” ve “mağrurlar” tablosu hiç değişmiyor!

Değişen sadece “roller” oluyor!

Dün “mağdur” olarak görülenler bugün “mağrur” rolünde karşımıza çıkıyorlar.

Değişen roller olunca dünün “mağrurları” da bugünün “mağdurları” halini alıyorlar.

Her ne hikmetse “orta yol” bir türlü bulunamıyor.

İktidar gücünü ellerine geçirenler farklı fikirlere saygı gösterme yerine farklı düşünceyi düşman olarak görmeyi tercih ediyor.

Bu yüzden ülke siyasetine her zaman “ben ne derse o” düşüncesi hâkim oluyor!

Kendi düşüncesinden farklı düşünceye saygı duymayan yaklaşım süreklilik arz eder hale geliyor.

İpleri eline geçiren, sadece kendi borusu ötsün istiyor.

Dün böyleydi!

Bugün de böyle!

Endişemiz odur ki, yarın da böyle olacak!

Ve bu ülkenin insanları birbirlerini ortadan kaldırmak için çalışmaya devam edecekler!

Yani kardeşlik hukukunu devreye sokmayı düşünmeyecekler.

“Kardeşlik hukukunu” tesis ederek “barış içinde yaşamak” varken sürekli “yeni düşmanlar üreterek” kavga gürültü içinde yaşamak durumunda kalacaklar.

Peki, niye böyle?

Belki de içinde yaşadığımız coğrafya nedeniyle böyle!

Rabbimizin pek çok nimetine mazhar olmuşken bunu paylaşmaya yanaşamamak en önde gelen nedenlerden biri olabilir.

Şükretmek yerine kahretmek tercih edildiği için de böyle olmuş olabilir.

Evet, yıllardır ülke siyasetinde değişen bir şey olmuyor.

Sadece roller değişiyor.

Dün “ezilenler” bugünün “ezenleri” gibi görülüyor.

Dünün “ezenleri” de bugünün “ezilenleri” gibi görünüyorlar.

Yani garip bir süreç yaşanıyor.

İnsanları “kucaklayıcı” bir siyaset izlenmediği sürece de bu garip süreç devam edecek gibi!

Ya akıllar başa alınacak!

Ya da benzer sıkıntılar hep yaşanacak.

Galiba roller yerine siyaset anlayışını değiştirmek gerek.