Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Nezaket; İslam ahlakının en önemli esaslarından birisidir ve kaba ve saldırgan olmamak, edepli, terbiyeli ve saygılı olmaktır. Ülfet; münasip kimselerle güzel bir şekilde görüşüp konuşmaktır. İnsanların yaşadığı toplumun bütün kesimleriyle barış içinde, birbirlerine hürmetkâr bir şekilde birlikte yaşamaları dinen ve ahlâken zorunlu bir şeydir. Bu barış ortamının oluşması ise tefrikadan ve insanları kutuplaştıracak tutum ve davranışlardan kaçınmaya bağlıdır. Biz genel yapısı itibariyle Müslüman bir toplumuz. Müslümanlık ise barış içinde yaşamayı emretmektedir. Ötekileştiren, itham eden, ayrıştıran anlayışlar ve yollar ile İslam arasında kan uyuşmazlığı vardır. İlk tanıştığı kimselerin siyasi kimliğini öğrendikten sonra, onlara karşı gardını alıp saldırgan bir tavır sergileyen insandan kimseye hayır gelmez.
Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “Mümin ülfet eden ve kendisi ile ülfet edilendir. Ülfet etmeyen ve kendisi ile ülfet edilmeyen kimsede hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara yararlı olanıdır” (Ahmed).
CAN SIKICI BİR OLAY
14.06.2017 Çarşamba günü büyüklerimizi ziyaret maksadıyla memleketim Ordu/Fatsa ve Korgan’a gittim. Validemi ziyaret edip bir iftarı kendisiyle birlikte geçirmek için geldiğim Korgan’da haliyle bazı dostlarımızı da ziyaret etmek, selam alıp vermek görevlerimizdendir.
Cadde üzerinde ağabeyim ve bir akrabam ile sohbet ederken yanımızdan geçen Korgan Belediye Başkanı Tuncay Kiraz ve beraberinde bir heyetle de selamlaştık. Belli ki Korgan’da Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen altyapı çalışmalarını inceliyorlar. Başkan: “Hocam hoş geldiniz” dedikten sonra haliyle yanında bulunan Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Suat Olgun ile de bizi tanıştırdı. Kendisine benim aynı zamanda Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı olduğumu da söyledim. Bunun üzerine Suat Bey nefeslenmeden bana, “Siz ne zaman AK Parti’ye geleceksiniz” deyivermez mi! Bir an duraksadım ve doğrusu bir bürokratın yaptığı böylesi bir teklifi anlamlandırmaya çalışırken, ilk defa karşılaştığım bu zat, suç işleyen öğrencisini tedip etmeye çalışan bir öğretmen edasıyla: “Referandumda yanlış yaptınız, CHP ve Kılıçtaroğlu ile birlikte oldunuz” deyip bir azar ederek kendince bozuk olan ahvalimize bir ayar vermeye yeltenmesi de başka bir garabet. Kendisine birkaç kelam eylemek istediysek de dinlemedi ve kahramanımız yanımızdan zafer kazanmış bir komutan edasıyla uzaklaştı ve gitti. Bu olaya tanıklık edenler ise zatın bu davranışını yadırgadılar. Suat beyi, onu tanıyanlara sordum. Dediler ki çok iyi bir adamdır. Bir kimse hem iyi adam, hem de Saadet’in adını duyunca Saadet’e karşı bütün gücüyle saldıran bir adam nasıl olur? AK Parti sayesinde bir makam veya imkân sahibi olmuş bu gibi kimselerin Saadet Partisi’ne ve mensuplarına genel yaklaşımları budur. Suat kardeşim, sizde oluşan bu Saadet Partisi karşıtlığının sebebini ben bilemem. Ancak siz ahirette zanlarınızın ve işlediğiniz bütün amellerin hesabını Allah’a verirken elbette ki gerekçelerinizi ortaya koyarsınız. Ancak bilmelisiniz ki Erbakan hocamızın dediği gibi “Saadet Partisi çocuğun anasıdır” ve meselelere bir ana şefkatiyle yaklaşmaktadır. Referandum olayına da böyle yaklaşmıştır. Bu yaklaşımın en canlı tanığı da bizzat Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Saadet Partisi’nin bu müspet yaklaşımından habersiz iseniz gidersiniz işin doğrusunu Cumhurbaşkanımızdan öğrenirsiniz. Sizin göreviniz herhalde Saadet Partisi ve mensuplarını zannınızca tedip etmek değildir.
BİLESİNİZ Kİ
Bilesiniz ki, Saadet Partisi ne sağcıdır, ne solcudur, ne muhafazakâr demokrat, ne de liberaldir, ne de sosyal demokrattır. Saadet Partisi Milli Görüş’ün tek temsilcisi olarak yine Erbakan Hocamızın ifadesiyle “son imtihanı” da kazananların partisidir. Saadet Partisi; “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” kurmanın aşkı, inancı ve heyecanıdır. Saadet Partisi; “savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, sömürü değil işbirliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları, hürriyet ve gerçek demokrasi” esaslarının hâkim olacağı “Yeni Bir Saadet Dünyası” kurmanın hidayet, feraset ve dirayetidir. Saadet Partisi, saadetin beş temel şartı olan Sevgi, Huzur, Barış ve Kardeşlik, Hak ve Özgürlükler, Adalet ve Gerçek Hak Anlayışı, Refah ve Kalkınma, İzzet, Onur ve Saygınlık alanında Türkiye’yi yaşanılabilir, huzurlu bir ülke haline getirme mücadelesinin tek adresidir. Bunu da ancak Batı’ca değil İslam’ca düşünebilen şuurlu beyinler anlayabilir. Şahsımı tanımak istiyorsanız, bilgi alabileceğiniz birinci isim, sizi bulunduğunuz makama atayan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, diğeri de Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş’tır. Şimdi asıl sorulması gereken soruyu ben size ve size benzeyen kimselere sorumak isterim. Asıl siz, ne zaman Saadet Partisi’ne gelip “faizci kapitalist nizam” yerine “Adil Bir Düzenin” kurulması için çalışan nasiplilerden olacaksınız? Çünkü Milli Görüş davasına hizmet etmek için Saadet Partili olabilmek büyük bir nasip işidir.
SAADETLİ OLABİLMENİN DAYANAĞI
Bir kimsenin Saadet Partili olması için sahip olacağı şeyler şunlardır 1. Akıl: Hak ile Batılı birbirinden ayıran kalp içinde bir nurdur. İnsan ancak onun ile doğru yolu bulabilir. 2. İman: İnanmadan hiçbir saadete ulaşılamaz. 3. İlim: Kur’an ve sünnet bilgisine sahip olmaktır. 4. İttika: İyiliklere sarılmak, kötülüklerden kaçınmaktır. 5. Sabır: İman ve cihat yolunda karşılaşılan zorluklara tahammül diye tanımlanan sabır, zaferden emin olanların en büyük silahıdır. 6. Şükür: Allah’ın insanlara verdiği nimetlerin kıymetini bilip onları Allah yolunda kullanmaktır. 7. Zulümden ve zalimden uzak durmak: Zulüm, yaratılış düzeninde fesada ve yozlaşmaya sebep olmaktadır. Zalim ise haktan batıla dönen kimsedir. Selam hidayete tabi olanlara…