Edebiyat hocası, kompozisyon yazılısında öğrencilerine sormuş: "Risk nedir " Öğrenciler, sayfalar dolusu yazı yazmışlar.. Yalnızca içlerinden birisi bomboş bir yazılı kağıdı vermiş.. Yazılı kağıdında sadece şunlar yazıyormuş: "Risk işte budur" Hoca, riskin tanımını bu harika algıyla yapan öğrencisine 10 vermiş
Geçtiğimiz hafta, Kadir Çöpdemir ve Demet Akbağ ın sunduğu Hiç Bunları Kendine Dert Etmeye Değer mi programında "Başarı ve Risk" konuları ele alındı. Programın stüdyo konukları içinde Fatih Terim, Kalp Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Acun Ilıcalı gibi isimler vardı. Bizim dikkatimizi çeken en önemli konuk ise Bomba İmha Uzmanı olan konuk idi. İtiraf etmeliyiz ki, "Ekmek parasını hayatını riske ederek çıkaran" bu isim, en tehlikeli meslek dalını icra ediyor. Bomba imha uzmanı, zaman zaman gittikleri tıp fakültelerindeki konferanslarında, öğrencilere, "Siz de riskli bir meslek yapıyorsunuz. Ama, siz hata yaptığınızda karşınızdaki ölüyor, biz hata yaptığımızda biz ölüyoruz" dediğini anlattı. Her mesleğin kendisine göre riskleri, zorlukları var Bir sıva ustasının 50 katlı gökdelenin ön yüzüne iskele kurarak sıva yaparken aldığı risk ayrı, bir madencinin yerin yedi kat dibinde kazma sallarken aldığı risk ise apayrı. Bir bomba imha uzmanının yüzlerce kişiyi öldürebilecek bombalara müdahale ederken aldığı risk ise çok farklı.
Fatih Terim in nev-i şahsına münhasır başarı türü için aldığı risk ise bambaşka Sonunda elbette ölüm yok Nedense, Teknik Direktörlük mesleği, özellikle son yıllarda Türkiye de en riskli meslek grupları içine girmiş. Aldıkları paraları yiyememe gibi bir risk galiba bu
Neyse Aslında bizim altını çizmek istediğimiz farklı bir risk algısı var: Vahşi kapitalizm, insanlarımızın ruhlarında farklı dönüşümler yaptı, başarı kavramına da farklı anlamlar yükledi. Bugün, insanlar çalıştıkları kurumlarda, başarılı görünebilmek için insani ve vicdani olmayan yöntemlere başvurmaya başladılar. Başarının ölçüsü, para kazanmak, su gibi para harcamak, lüks bir yaşam sürebilmek olarak algılanır hale geldi. Kazanmak, hep kazanmak Bencilce bir hırsın, egoizmin, hedonizmin egemen olduğu bir yapı konuldu önümüze. Ezmek geçmek Karşısındakini bitirmek Kirli rekabet Bu gibi kavramlarla konuşuyoruz hayatı Başkasına hayat hakkı tanımamak Oysa, bölüşmek, paylaşmak, dayanışmak da vardı bizim kültürümüzde. Sabır, metanet, hoşgörü "Kanaat bitmeyen hazinedir" yazar eski levhalarda Başarıya giden yolda herşey mübahtır anlayışıyla esir olduk kapitalizme Önümüze konulan renkli hayatlar, su gibi para harcayan tuzu kuru tipler gibi olabilmek için gençlerimizin zihinlerini dönüştürdük. Gençlerimiz artık "Kendisi olmak için değil, örnek aldığı şöhret gibi olabilmek için" renkli başarı öykülerinin kahramanı olmak istiyor. Hayatı okuma ve anlamlandırma algılarımız değişiyor!
Bizce, toplumu hedef alan en büyük risk bu! Enaniyet ve konforizm bataklığına düşen insanlar!..