Yaptığı eğlence dozajı yüksek programlarla bir televizyon kanalının sahibi olma makamına erişen Acun Ilıcalı’nın Yetenek Sizsiniz Türkiye’sinde yaşanan bir kepazelik dolayısıyla Star Televizyonu’na RTÜK tarafından 1 milyon 100 bin lira para cezası kesilmiş. Bahse konu olan olayda Yetenek Sizsiniz’de bir yarışmacı “Müstehcen Figürlerle” dans etmiş, bu rezillik ekranlara mozaiklenerek taşınmıştı. Programın yapımcısı ve jüri üyesi Acun Ilıcalı, bu kepazelik için, “Çok beğendim, eğlenceli buldum” şeklinde fikir beyan etmişti ve onaylayarak yarışmacıları onore etmişti. İşte, zihniyet kırılması budur… Reytingin getirdiği kibir ve gururun programcıları nasıl zombilere dönüştürdüğünün çarpıcı bir göstergesidir bu olay. Yıllarca sırtı sıvazlandığı, her yaptığı gaf yöneticileri tarafından ödüllendirildiği, reyting getirdiği için kendisine iltifatlar yağdırıldığı Mehmet Ali Erbil’in, milyonların gözünün önünde yaptığı densizliğin faturası da böyle bir şey olmuştu. Peki neye yaradı Acun Ilıcalı’ya kesilen ceza da bir şeye yarayacak mı Eminiz ki, bu programcı “Benim reytingim var. Bütün reklamverenler peşimde. Ben zaten trilyonlarla oynuyorum, bu meblağ benim için devede tüy bile değildir” şeklinde düşünüyordur. Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun bu milletin ahlak ikliminde kırılmalar yapan, aile yapısını bozan, algılarını zedeleyen bu tür programlarla ilgili çok daha katı kararlar alması gerekmez mi Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi, “Parası olanın düdüğü çaldığı”, televizyon ekranlarında istediği gibi at oynatabildiği, istediği görüntüyü yayınlayabildiği, reyting kibriyle burnunu kaf dağında görebildiği bir ortam, yayıncılık mantalitesi açısından sağlıklı bir ortam mı

Televizyonlarımıza hakim olan, dizilerle, yarışmalarla, türlü entrikaları içselleştiren yapımlarla bizi dönüştürmeye çalışan zihniyet, işte bu kirli zihniyettir… Toplumun ahlakını bozmak, insanların zihinlerini dönüştürmek, kötülükleri içselleştirmek ve ahlak dejenerasyonuna imza atmak için var güçleriyle çalışırlar bunlar. Ellerine fırsat geçse, çok daha berbat programlar, yarışmalar ve eğlencelerle insanların gelenek ve göreneklerinde var olan tüm güzellikleri, bir sünger gibi temizlemeye kalkışırlar.

Ne yazık ki, televizyon dünyasının zihinsel yapısında türlü entrikalarla yaralar açtığı nesil, artık sadece ekranlardan beslendiği kadarıyla dünyayı tanımlamaya çalışır hale geldi.

Medya çağı, hepimizi kirletti. Elimizdeki tüm güzellikleri söke söke aldı. Ruhumuza benliğimize işleyen yeni değerlerini bir paslı çivi gibi beynimize çaktı: Artık hepimiz materyalist, kapitalist, hedonist, egoist bir dünyanın potansiyel bireyleri haline dönüştürüldük. Birbirimizi anlamıyoruz, birbirimizi dinlemiyoruz… Misafirliğe gittiğimizde, iki lafın belini kıracağımıza, televizyon ekranındaki o akşamki fix diziyi seyretmek için, gözlerimizi duvara yapıştırıyoruz.

Anlamsız ve hayattan kopuk senaryoların dehlizlerinde yorumlayacağımız, bizimle kesinlikle ilgisi olmayan kırıntıları arıyoruz. Ne oluyor bize

Trilyonları cebellezi yapan, televizyon kanalı sahibi olan bir programcı ise ekranına getirdiği müstehcenliğe, “Biz programımızda böyle bir şey istemiyoruz” diyeceğine, “Beğendim” diyerek kirli zihniyet kırılmasının çarpıcı örneklerini veriyor.

İşte, insanımızın korkması gereken, çekinmesi gereken, ürkmesi gereken ve dikkat kesilmesi gereken en önemli nokta burasıdır.