Cihat, Allah yolunda Allah için elinden geleni yapmaktır.

Bir mü’minin, Allah için yapacağı ya da yapması gereken şeylerin listesi çok kalabalıktır. Meydanlarda savaşmak, bu listenin içindeki işlerden sadece biridir. Meydanlarda şu veya bu silahla vuruşmak elbette bir cihattır. Buna itiraz edilemez. Fakat cihadı, o vuruşmadan ibaret görmek eksik kalır.

Meydanlardaki silahlı savaş cihattır.

O meydanlardaki cihat için veya diğer dine hizmet için kullanılacak yerlerdeki harcamaları sağlamak yani infak etmek cihattır.

Allah’ın emirlerini yerine getirmek cihattır. Bilhassa bu emirlerin, hayatın içinde kaybolmaya yüz tuttuğu bir zamanda o emirleri sahiplenmek bir cihattır.

Bütün bunları dille veya kalemle ya da teknolojinin bir ürünü ile yapmak cihattır.

Cihadı, samimi bir niyetle içinde canlı tutabilmek bile bir cihattır.

Cihadın hangi türü ne zaman öne çıkıyorsa o cihat türü en makbul ve gerekli olan cihat olarak öne çıkacak demektir. Bu geniş anlamıyla cihat, mü’min insanın hayat anlayışıdır. Din nimetini alıp gitmekten başka bir şey idrak edemeyen mü’min ile o nimeti ebedî cennet nimetine dönüştürmek isteyen mü’min arasındaki farkı cihat ruhu belirleyecektir.

 

Namaz ve Cihat

Allah’a iman eden ve hayat kaynağı olarak Kur’an’ı kabul eden mü’minler olana namaz kılmayanımız ya da namazı aksatanımız olabilir. İnsan olmamız, kusura meyilli yaratılmamız bunu normal görmeyi gerektirir. Namaz kusurlu olabiliriz. Fakat namazın gereksizliğini ya da namazın mesela erkeklere mahsus olduğunu, bayanların namazdan muaf olabileceklerini asla konuşmayız, konuşamayız. Böyle bir söz konuşan da olmamıştır.  Mü’min olmak, Allah’ın emir ve yasaklarına teslim olmaktır. Bu teslimiyet de erkekler veya kadınlar diye bir ayrımın yapılmasına manidir. Mü’min mü’mindir; erkeğe göre mü’minlik, kadına göre mü’minlik olamaz. Sadece, Allah ve Resulü’nün kadınları ya da erkekleri istisna ettiği hükümler olabilir. Bunun dışında bir istisna ya da muaflık getirilemez.

Dinimizin, en az namaz kadar yaygın ve aleni emirlerinden biri şüphesiz cihat emridir. Günde beş defa minarelerden ilan edilen namazdan daha yaygın bir emir olarak cihadı öne çıkarmış olsak, abartma yapmış olmayız. Namazın vakitleri ve şekli sınırlıdır. Ne azaltılabilir ne de çoğaltılabilir. Cihat emri ise insan hayatının her anında ve her yerde Allah’ın bir emri olarak vardır.

Mü’min, iman ettiği dinini yüceltmekle mükelleftir. Din ise, insanın nefes aldığı her yerdedir/olmalıdır. Bu da, her yerde ve her zamanda mü’minin bir din ile yaşama, dinini üstün tutma gayreti içinde olmasını gerektirmektedir. Kadın veya erkek her mü’min, dininin yücelmesi için gayret etmekle mükellef değil midir Cihat da budur; mü’min, dini için yapabileceğini yapar. Ne yapabileceğini, ne zaman ve nerede yapabileceğini Rabbi bilir, kendisi bilir. Erkek ise erkekliğinin getirdiği farka göre cihat eder. Kadın ise kadınlığının getirdiği farka göre cihat eder.

Erkek veya kadın ayrımını bu noktada yapabiliriz. Yoksa namaz ne ise cihat ta odur. Cihat ne ise namaz da odur. Cuma ezanı okunduktan sonra o vakitte ancak Cuma namazı kılınabiliyor. Cumayı da kime farz ise o kılması gerekiyor. Sabah namazı vaktinde ise Cuma namazı kılınamıyor. Böyle bir tasnif, namazlar arasında bir çelişki değildir şüphesiz. Aynı şekilde cihat ibadetinin, Bedir meydanında kılıçla, Ahzab’ta hendek kazılarak, Tebük öncesinde mal infak edilerek, nefsin azabileceği zamanlarda da onu dizginleyerek yapılıyor olması bu şekilde anlaşılmalıdır. Zamana ve mekâna göre değişik olmanın özü budur. Cuma namazı kadına farz değildir. Namaz ise kadın erkek arasında farz olma bakımından aynıdır. Bedir ve Uhud türü cihat kadına farz kılınmamıştır. Cuma namazının farz kılınmaması gibi bir durumdur bu. Cuma dışındaki diğer namazlar erkeğe ve kadına aynı oranda farz kılındığı gibi cihatta da, belli bir bölüm kadına farz kılınmamış ama genel olarak cihat, kadın için de bir görevdir. Zira cihat, Allah’ın adını yüceltmek, O’nun sözünü son söz yapmaktır. Böyle bir görev kadından nasıl kaldırılabilir Kadın nasıl, dininin yücelmesinden sorumlu olmaz Böyle bir düşünceyi makul bir zemine oturtmak zordur.

Âyet Âyet

Bakara suresinin iki yüz on altıncı âyeti, erkek veya kadın ayrımı yapmadan bütün mü’minlere, hoşlanmasalar da Allah için savaşmanın farz kılındığını izah etmektedir. Böyle bir farzda neyin bizim için hayırlı neyin de şerli olduğunu bilemeyeceğimize işaret edilmektedir.

Bakara suresinin iki yüz on sekizinci âyeti, iman eden, hicret eden ve Allah yolunda cihat edenlerin, Allah’ın rahmetini umabileceklerini söylemektedir.

Âl-i İmran suresinin yüz kırk ikinci âyeti, cihat edenler ortaya çıkarılmadan cennete germenin hayal olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu hatırlatmada, açık bir erkek kadın ayrımı da yoktur. Erkekler, erkeklerin cihat olarak yapması gereken alanlarda, kadınlar da onların cihat olarak yapması gereken alanlarda cenneti hayal olmaktan gerçeğe taşıyacaklardır.

Nisa suresinin doksan beşinci âyeti ise çok daha açık bir alana taşımaktadır gözlerimizi:

Mazeretleri olmadığı hâlde evlerinde oturanlarla Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler denk değildirler. Mallarıyla ve canlarıyla cihat edenleri Allah bir derece üstün tutmuştur. Gerçi iman etmekte aynı oldukları için Allah, herkese güzel vaatlerde bulunmuştur. Netice ise şudur: Allah, mücahitlerin ecrini oturanlardan daha üstün tutmuştur.

Enfal, 74; Tevbe, 19-20, 41; Hacc, 58; Muhammed, 4; Hucurat, 15;Hadid, 10; Saff, 4, 10-13 âyetleri, Allah yolunda cihat etmenin hangi noktalarda bulunduğunu anlatan âyetlerden bir kısmı olarak incelenebilir.

Pek çoğu sahih hadis olan, onlarca hadiste de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, cihadın dinin zirvesi olduğunu beyan etmektedir.

Gerek âyetler gerek hadisler, cihadı genel çizgileri ile ortaya koymaktadır. Kadın erkek ayrımı yapılmamıştır. Erkekten erkeğin kabiliyetleri doğrultusunda, kadından da kadının kabiliyeti doğrultusunda cihat istenmiştir. Kadının evini, eşliğini ve anneliğini cihat düzeyinde değerlendirmesi mümkün olduğu için ona o görevler daha ağırlıklı olarak takdir edilmiştir.

Kadından Şehit

Allah’a yakınlığın en üst seviyesi olan şehitlik, cihadın sonuçlarından biridir. Bedir meydanında veya başka bir yerde, kılıç darbesi ile ya da başka bir şekilde şehit olarak ölüp Allah’a kavuşmanın bütün zamanların en büyük ameli olduğu âyetlerle, hadislerle sabittir.

Kadının şehadet makamına ermesine engel getiren hiçbir belge yoktur. Bilakis ilk şehitler arasında sahabe kadınları vardır. Sahabeden önce de Asiye vardır. Bu da gösteriyor ki, kadının Allah yolunda yapacağı cihadı da muteberdir, cihadın en mübarek neticesi olan şehadeti de muteberdir.

Kadın ve Ribat

Ribat, Allah yolunda nöbet tutmak olarak özetlenebilecek bir ibadetin adıdır. Âl-i İmran suresinin iki yüzüncü âyeti, Allah yolunda ribat yapmayı emretmektedir. Ribat, bir ibadettir. Bunu cephede beklemek, nöbet tutmak, görev üzere olmak şeklinde anlamamızda bir sakınca yoktur.

Ribat, ibadettir. Cihatla ilgili kavramlardan biridir.

Bu ibadet de erkek/kadın ayrımı yapılması gerekmeyen ibadetlerden biridir. Kadın ribat sahibi olabilir. Cephelerde de ribat yapabilir, kadınlığının onu bulundurduğu bir noktada da ribat yapabilir. Bilhassa evi, kadının kalesi durumunda olduğunda evinde bekleyen kadın, Allah Teâlâ’nın ribat emrine uymuş kadın olmaz mı Elbette, evinde kadınlığını icra etmek için bekleyen eş, anne, kız kadın ribat durumundadır. Allah’ın izni ile o kadın murabıttır.

Kadın ve İnfak

İnfak da, cihat ile en sıkı bağlantılı ibadetlerden biridir. İnfak, en geniş anlamı ile ‘Allah yolunda harcamaktır.’ Allah yolunda harcamak, erkeği ile kadını ile bütün mü’minlerin işidir. Kolundaki bileziklerini, kulağındaki küpeyi Allah yolunda veren kadın infak emrine uyan kadın değil midir Sahabe kadınları, Allah yolunda infak etmekte idiler. Sahabe kadınlarının infaklarını, erkeklerin infakından ayıran tek bir belge yoktur.

Bugünkü yaşantımızda, kadınların kollarındaki bilezikleri vermelerine bile gerek yoktur. Sadece kapitalizm yolunda ilerlemeyi engelleyecek iktisat yapsalar bile bir çeşit infak yapmış olurlar.

Kıyamete kadar cihat şartları hiçbir şekilde kalkmayacaktır. Hak devam ettiği gibi batıl da devam edecektir. Batıl devam ettikçe de hakkı ayakta tutmakla yükümlü olan mü’minler cihat etmeye mecburdurlar. Elle, sözle ve malla savunulamayan bir din durumuna düşmeyecektir İslam. Bazı insanların cihat kelimesini telaffuzdan bile çekiniyor olmaları bu açık gerçeği gizlemeye yetmez. Kadın veya erkeklikten önce bir mü’min olmak veya olmamak meselesidir bu.

Cihat, dini yüceltmektir. Din nereden sıkıştırılıyorsa cihat da orada sürecektir. Dün ve bugün, insanlık evinden vurulmak istenmektedir. Evler tam anlamıyla iman ve iffetin kalesi durumuna gelmiştir. Böyle bir durumda da evlerin asıl sahipleri olması gereken mü’min kadınlar adeta cephenin en önündedirler. Bu durumları ile zamanımızın mü’min kadınları, cephenin en önündeki mücahitler durumuna gelmişlerdir. Onların cihat azmi, biiznillah erkeklere de kaynaklık edecektir.

Bu nedenle kadının cihadını önemsiyor, mücahide kadını özlüyoruz.

Allah, elinde cihat sancağı ile evinde ribat hâlindeki kadınlarımızdan razı olsun.