Ekonomik kriz ile boğuşan, AB’nin ezik ülkelerinden Yunanistan’da geçtiğimiz günlerde ilginç bir karar alınmış ve devlet televizyonu, bağlı radyolarıyla birlikte tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek kapatılmış. İlgili haberde, bu televizyonlarda ve radyolarda çalışanların sayısının 2 bin 600 kişi olduğu ifade ediliyordu. Ülkelerin devlet televizyonlarının, hangi amaçla kurulduğunu, ne tür bir işlevi olduğunu elbette tahmin edebiliyoruz. Öncelikle devletin resmi söylemlerinin gerek kamusal olarak gerekse uluslararası diplomasi arenasında duyurulmasını sağlamak. Toplumların devlet televizyonu manivelasıyla biçimlenmesini, dönüşümünü sağlamak, insanların zihinlerine resmi politikaları, iktidarın ortaya koyduğu icraat yekununu yerleştirmek.

Yunanistan, krizle boğuşurken, iktidarın bu hengâmede aldığı tedbirleri ve resmi söylemleri kamuoyuna aktaracak en önemli kanalı elbette devletin televizyonuydu. Diğer resmi radyolarıydı. Şimdi anlıyoruz ki, devletin bu noktada halkına söyleyecek bir şeyi kalmamış veya devletin televizyonunun da işlevsiz olduğu kanaatine varılmış. Yunanistan’da yaşanan bu medya faciası ve tercihi, elbette bizleri Türkiye Devleti’nin resmi yayın organı olan TRT üzerine düşüncelere sevk etti. Bir medyacı olduğum halde, Türkiye’de TRT’nin kaç tane farklı kanalı olduğunu inanın bilmiyorum. TRT1, TRT2, TRT3, TRT Şeş, TRT İnt, TRT4, TRT Çocuk… Peki, TRT1 başta olmak üzere, bu kanalların hangi birisi, çetin şartlarda gerçekleşen “reyting ligi”nde mücadele edebiliyor ve izlenebilirlik oranlarıyla insanlara bir fayda getirecek programları ortaya koyabiliyor

Diğer tüm televizyonların, hafta içi ve hafta sonlarında yayınlanan, prime time kuşaklarındaki dizilerinden, yapımlarından en az birkaç tanesi, “reyting liginde” zirveye oynuyor, gün birincisi çıkıyor, gün ikincisi çıkıyor, peki TRT’nin hangi dizisi veya yapımını bu kategoride değerlendirebiliriz

Geçtiğimiz yıllarda Bam Teli Yol Hikâyeleri programının yapımcısı Tayfun Talipoğlu, “TRT’de TRT’nin eleştirilebileceği bir tartışma arenası ortaya koymuş ve farklı gazetelerden televizyon eleştirmenleri ve akademisyenler” olarak, TRT’nin yayıncılık mantalitesini konuşmuştuk. Programın son bölümünde demiştim ki, “TRT, 6 bin çalışanıyla, böylesine devasa bir yapı arz ederken, reyting liginde mücadele edebilecek formatta bir yapım ortaya koyamaması gerçekten üzücüdür.”

Öyle değil mi Devasa bir kurumunuz var… Binlerce çalışanınız var… Elinizde devletin tüm imkânları sonsuz şekilde kullanılmaya hazır ve maddi olarak hiçbir sıkıntınız olmayan bir perspektifte çalışıyorsunuz. Ama ortaya koyduğunuz zihinsel performans ise sizin 10’da biriniz mesabesinde istihdam kapasitesi olmayan televizyon kanallarıyla yarışamıyor. Bu durumun tartışılması, eleştirilmesi, devlet imkânlarıyla yapılan bu hovardalığın son bulması gerekmez mi Türkiye’nin imkânları bu kadar geniş mi Madem yayıncılık yapacaksınız, o zaman günümüz şartlarında yayıncılığın kurallarıyla yarışacaksınız. Elinizdeki imkânlarla en güzel programı, en güzel diziyi ortaya koyacaksınız. En seyredilen tartışma programlarına imza atacaksınız.

Ortaya koyabileceğiniz en güzel yapım tüm karakterleri arızalı, senaryosu sorunlu Avrupa Avrupa mı Hiçbir özelliği olmayan Zengin Kız Fakir Oğlan mı Allah aşkına… Bu dizileri siz seyreder misiniz ki, bize seyrettirmeye uğraşıyorsunuz