Özellikle iktidar kanadının istikrarlı bir şekilde kullanmayı usul haline getirdiği ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı siyaset üslubundan ciddi rahatsızlık duyuyorum. Oy uğruna toplumun önemli bir kesimini rahatsız eden bu üslubun hiç olmazsa Ramazan vesilesiyle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu ay kendi kedimizi gözden geçirme, bir iç muhasebe yapma ayıdır. Bu bakımdan elden geldiğince dua edilmesi, Yaratıcı’mızdan af dileme zamandır. Ancak bazı siyasilerin ısrarlı bir şekilde kavgacı bir üslup sergilemesi, adeta toplumu bir kavganın içine çekme yarışını seçim kampanyalarının esası haline getirmiş olmaları insanımızın Yaratıcı’sına yönelme, af ve mağfiret dileme, mümkün olduğunca günlerini ibadetle geçirmelerine mani olmamalıdır. Bunun da ötesinde ibadetlerimizi yaparken günlük siyasi söylemlerin gerdiği, huzurumuzu kaçırdığı bir ortamda ibadetlerimizden de gerektiği gibi yararlanmamızı engellemesin.

Bu bakımdan Ramazan’ın bir seçim kampanyasına denk gelmemesini gönül arzu ederdi ama geldiğine göre Ramazan ayımız bu kampanya içinde geçecek. Hiç olmazsa söz konusu seçim kampanyasının hay huyu içinde sıradan bir güne dönüşmesin, bu duygularla tüm okuyucularımın Ramazan ayını tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu noktada Ramazan’a hangi şartlar altında girdiğimizi sanıyorum hatırlatmaya gerek yok. Bir yandan yaşadığımız deprem felaketi ile açılan yaralar henüz kapanmamış iken yaşanan sel felaketi acılarımızı daha da artırmış durumda. Bu yaşadıklarımıza ek olarak iktidar sahiplerinin tüm olumlu açıklamalarına rağmen piyasada fiyatlar her gün yükseliyor, fakir fukara ayda bir de olsa ucuz et alabilmek için saatlerce kuyruklarda bekliyor. İnsanların banka kartlarına yönelmesi sebebiyle bankalara olan borçları artıyor, buna paralel olarak bankalara ödedikleri faizler de artıyor. İktidar sahipleri her fırsatta faizle mücadeleyi esas aldıklarını söylemelerine karşılık devletin iç ve dış borç faizlerine ödediği para anaparayı geçmiş durumda. Diyebiliriz ki, dar ve orta gelirliler ayın sonunu getirebilmek için kılı kırk yararlarken, mutlu azınlık ülke imkânlarından büyük payı aldığı için onlar yaşanan ekonomik sıkıntının belki farkında bile değiller.

Dünkü yazımda da belirttiğim gibi gelir dağılımındaki adaletsizlik ister istemez toplumda büyük bir kesimin adil olmayan uygulamalar sebebiyle huzursuz ve mutsuz olduklarını söylemek yanlış olmaz. Çünkü sıkça dikkat çektiğim gibi toplumun önemli bir kesimi yaşadığı sıkıntılar sebebiyle patlamaya hazır bombaya benzer hale gelmiş, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken bazı siyasiler de toplumu belli bir yöne çekebilmek uğruna toplumu daha da geriyorlar. Hâlbuki içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulabilmek için kol kola girmemiz, ülkemizi hep birlikte düze çıkarmamız gerekirken, yıllardan beri olduğu gibi hâlâ toplumu ayrıştırıp, bir kesimi diğer kesime düşman ederek oylarını almayı marifet bilenler bilsinler ki huzursuz ve mutsuz toplumda yaşayanların payına da bu mutsuzluktan düşeceğini bilmeleri gerekiyor.

Sözün kısası, hiç olmazsa bazı siyasiler şu Ramazan günlerinde olsun kamplaştırıcı üslubu terk etmeleri, toplumun sakince içinde bulunduğu durumu düşünme ve değerlendirmesine imkân vermeleri herkesin yararına olacaktır.