Meselemiz sadece dolar, döviz, ekonomik abluka olsa neyse… Ağustos sıcağında seller köpürüyor. Binalar çöküyor, yollar çöküyor, köprüler çöküyor. 1980’den beri adeta kavimler göçü gibi köylerden, kırsaldan şehirlerimize olan plansız akına ve sonrasındaki rantçı talana, altyapı da dayanmıyor, üst yapı da. Maddiyat düşkünlüğü, zenginleşme arzusu, tüketim çılgınlığı, milyonları 10 metrelik parklara mahkûm ediyor. Bu kadar çevre felaketlerinin yaşandığı bir dönemde aklıma bir Japon animesi geliyor.

***

ahmet-yavuz-2.jpg

Rakunların Savaşı diye Türkçeye çevrilen bu anime 94 yılından, 2018’e sesleniyor. Takahata ve Miyazaki ortak yapımı bu çizgi sinemada, ormanları insanlar tarafından istila edilen rakunların bu talana karşı ortak mücadelesi anlatılıyor.

Çünkü rakunların yaşadığı ormanlara bina yapılıyor. Rakunlar da artık yiyecek bulamıyor, barınacak alan bulamıyor. Ormanlara bu hayâsız inşaat akınının durdurulması için mücadeleye başlıyorlar. Komünist, solcu, liberal, maneviyatçı ve muhafazakâr rakunlar bir araya geliyorlar. Tek amaçları var. Her rakun ormanda yiyeceğini bulsun, barınacak bir doğal mekânı olsun. 

Binaları, köprüleri, altyapısı çöken, kentlerinin kimliği yok olan, oksijeni biten modern zaman toplumuna da böyle bir toplu mücadele ruhu lazım. Her kesimin akıllı öncülerinin bir araya gelerek adeta toplu bir isyanı gerek.

Gördüğü her yeşile gri beton döken modern zaman rantçılarına bilge bir rakun şöyle sesleniyor: “Madde anlamsızdır, boştur”.

YEŞİL TAHRİK…

Beyler yeşile dikkat.

BİR: DOĞANIN yeşili.

İKİ: DOLARIN yeşili.

ahmet-yavuz-1.jpg

AVM VE GÖKDELEN KİBRİNE DUR DENECEK Mİ?

Geçen hafta Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile, gazetecilerle birlikte kahvaltıda buluştuk. Genç bakan yüz günlük eylem planlarını açıkladı. Beton talanından yorulmuş şehirlerimize beş millet bahçesini ilk yüz günde açacaklarını söyledi. Sıfır atık projesi, çevre dostu sokaklar ve Kanal İstanbul projesini anlattı. Benim en çok önem verdiğim ise şu cümleler oldu: “Her önüne gelenin AVM, ofis yapamadığı, ihtiyacın tespit edildiği, yapan firmanın ‘şehrin buna ihtiyacı var mı?’ Ruhsat almadan önce bunları ispat etmeli.”  Bakan Murat Kurum, “Bu son imar barışı” dedi. Dilerim zaman, genç Bakan’ı haklı çıkarsın. Her yenilik bir umuttur çünkü. Bense, şehirlerimize, bağrımıza çelikten bir hançer gibi saplanan gökdelen kibri ve beton sevdasına ne zaman “Dur” denecek sorusuna takılıp kaldım. Çünkü her gelen iktidar, bakan şehirlerimiz masal adası olacak dedi. Ancak sonuç ortada. Haksız mıyım?

ÜÇ FABRİKA TEMELİ ATIN!

Milletimiz çalışkandır, kadirşinastır, fedakârdır. Yeri gelir, bir ay ücret almadan da çalışır. Bırakın tam bir üretim, yatırım, istihdam seferberliğini… Hizmete yönelik tesisler açmak, rahata alıştırmak yerine… Önümüzdeki günlerde fizibilitesi yapılmış üç büyük üretime dönük fabrika temeli atın. Ondan sonra görün bakalım kriz kalıyor mu, kalmıyor mu?

YENİ SİSTEM ÖNERİM “DEBES!”

DEBES, Devirin Bu Eğitim Sistemi demek. Açıklayım da hak verin! İngiliz Büyükelçisi JaneMarriot, İngiliz Avam Kamarası’na “Arap Dünyasında Eğitim” konulu sunumunda yaptığı bilinen ama enteresan bir analizdir. Buna göre; “En zeki öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyorlar. İkinci derece mezunlar ise iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere giderek birinci derece mezunların yöneticisi oluyorlar. Üçüncü derece mezunlar ise siyasete yöneliyorlar ve ülkenin siyasetçileri olarak birinci ve ikinci derece mezunlara hükmediyorlar.”

***

ahmet-yavuz-3.jpg

Ya eğitimde tamamen başarısız olanlar! “Onlar da ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisada tahakküm ediyorlar. Onları mevkilerinden indirip, isterlerse öldürüyorlar.”

İngiliz Elçiye göre “gerçekten dehşet verici olan” ise şu: “Asla hiçbir okula gitmeyenler din adamı oluyorlar. Ve herkesin kendilerine itaat etmesini sağlıyorlar.” Sadece Araplar mı? Avrupa ve Amerika hariç dünyanın kalanı aynı. Kim kurduysa bu eğitim sistemini dünyaya!

***

LGS, liselere geçiş sınav sonuçları, YKS, üniversitelere yerleştirme sınav sonuçları açıklanınca bu analizler aklıma geldi. Şimdilerde yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, farklı kesimlerde bir umut ve heyecan dalgası oluşturdu. Oysa mesele çok daha derin. Mesele bu sistemi tersine çevirecek iradede. Hangi düşünce, parti, devrim veya hareket buna talip?

SİYASETE DE BİR “MERKEZ” ŞART!

Ekonomideki dengesizliği, dövizdeki dalgalanmayı düzenleyen bir kurum var: Merkez Bankası. Keşke şu siyasetteki “ben her şeyi en iyi bilirimciliği”, özellikle muhalefetteki keşmekeşi, başıboşluğu, alternatifsizliği ve siyaset bilmezliği düzenleyecek bir merkez olsa. Ne dersiniz?