Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan…
12 yıllık görev süresi 20 Nisan'da doldu.
Zühtü Bey, AYM Başkanlığı görevini Kadir Özkaya'ya devretti.
***
Geriye dönüp şöyle 12 yıllık sürece baktığımda Sayın Zühtü Arslan’la ilgili birkaç izlenimimi paylaşmak hakşinaslık olacaktır diye düşünüyorum.
Bir kere Zühtü Bey bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak eksenli’ kararlar almasında etkili oldu. Hep bu ilkeyi savundu.
Türk hukuk sistemine, özgürlükler noktasında, önemli bir kavramı kazandırdığı kanaatindeyim…
Ne demekti ‘hak eksenli’ olmak!
Yanılmıyorsam, tarih Eylül 2022 idi. Şunları ifade etmişti Prof. Arslan;
* “Hak-eksenli yaklaşım, özgürlüğün esas, sınırlamanın istisna olduğu kabulünden hareket eder.”
* “Bir örnek üzerinden bu iki farklı paradigmanın aynı anayasal ilkelerin yorumlanmasında nasıl farklılaştığına ve birbirine zıt sonuçlara yol açtığına değinmek isterim; Türkiye’de kamu kurumlarında ve üniversitelerde kadınlara yönelik başörtüsü yasağı çok uzun yıllar kamuoyunu meşgul etmiştir. Maalesef Türk Anayasa Mahkemesi, Danıştay ile birlikte başlangıçta ideoloji-eksenli bir paradigmayla anayasayı yorumlamış ve yasağı tahkim edici, meşrulaştırıcı bir rol oynamıştır.”
* “Bu sınırlayıcı/yasaklayıcı yaklaşım katı bir laiklik yorumu üzerinden savunulmuştur. Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakmaya yönelik yasal düzenlemeyi laiklik ilkesine aykırı bulmuştur. Mahkemeye göre, “Anayasa, özgürlüklere karşın lâiklik ilkesini özenle korumayı amaçlamış ve bu ilkenin özgürlüklere kıydırılmasına olanak tanımamıştır.”
* “Dahası, Anayasa Mahkemesi 2008 yılında bir adım daha atmış, bu defa başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik anayasa değişikliğini de laiklik ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir.”
* “Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, 2012 yılından itibaren hak-eksenli paradigmayla konuya yaklaşmış, laikliğin özgürlükçü bir yorumunu yapmıştır. Bu defa ahkeme, başörtülü olduğu için mahkeme salonundan çıkarılan avukatın, aynı nedenle üniversiteden atılan öğrencinin ve başörtüsü taktığı için işine son verilen devlet memurunun anayasal haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.”
***
Tekrar etmem gerekirse, Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın AYM Başkanlığı döneminde üzerinde önemle durduğu ‘hak eksenli kararlar’, hukuk sistemimize önemli bir dönemeç kazandırmıştır.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE ZÜHTÜ ARSLAN...
Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın şu görüşlerinin de salt hukuk değil, ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesi açısından önemli olduğunu düşünenlerdenim. Buyursunlar;
* “Hukuku uygulamakla ve adaleti tesis etmekle görevli olan başta hâkimler olmak üzere yargı mensuplarının şiarı 3A yani akıl, ahlâk ve adalet olmalıdır.”
* “Hâkim ve savcılar, sadece akıllarını kullanırlarken cesarete ihtiyaç duyabilirler. Kant’ın belirttiği üzere kendi aklını kullanmaya cesaret edemeyenler, vesayet altında kalmaya mahkûmdur. Vesayet altındaki yargısal akıl ise adaleti tesis edemez.”
* “Bunun en canlı ve yıkıcı örneğini ülkemizi 15 Temmuz darbe girişimine götüren süreçte yaşadık. Akıllarını ve vicdanlarını başkalarına teslim edenlerin yaptıkları ve yaşattıkları hukuksuzluklara hep birlikte şahit olduk. Bu meşum darbe teşebbüsünden çıkarılması gereken en önemli derslerden biri, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının ve bunun yanında yargı mensuplarının sadece hukuka bağlı kalarak karar vermelerinin sağlanmasının demokratik hukuk devletinin geleceği bakımından hayati derecede önemli olduğu gerçeğidir.”
***
Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın yeni akademik hayatının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
İnanıyorum ki, 12 yıl süren Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tecrübesi ışığında, Türk hukuk sistemine yeni eserler kazandıracaktır. Bahtı açık olsun…
NASIL ANLATSAM ACABA!
Nasıl anlatsam acaba dediğim olay şu;
Hemen her TBMM açılışında haber olur bu; Meclis lokantalarındaki yemeklerin, tatlıların vb. ucuzluğu…
Pilav 5 TL… Cacık 10 TL… Kayısı kompostosu 11 TL… Tereyağlı İspir fasulyesi 43 TL…
Kebaplar, etli yemekler ve tatlılar vb. dışarıya göre TBMM lokantalarında çok daha ucuz. Doğru mu? Doğru!
Bu haber olur mu? Bal gibi olur!
Bir doğru daha var; milletvekilleri, asgari ücretin 6 katından fazla maaş alıyor. Emekli vekiller 100 bin TL’ye yakın emekli maaşı almakta.
Bu da haber olur mu? Bal gibi olur!
***
Ancak, olayın iki yönü var...
Bu zor ekonomik ortamda, emeklinin 10 bin TL aylık ücret aldığı bir problemli konjonktürde, TBMM lokantasında yemeklerin ucuz olması ve vekil maaşlarının yüksekliği elbette konuşulur, haber olur.
* “Adnan Bey, emekli maaşları bu kadarken, asgari ücret bu kadarken, millet iş bulamazken, pahalılık, geçim zorluğu zirve yapmışken milletvekili maaşları, emekli milletvekili maaşları nasıl bu kadar oluyor?” şeklinde itirazınızı duyar gibiyim!
Haklısınız! Hem de sonuna kadar haklısınız.
Ancak, bu, olayın birinci yönü… Bir de farklı bir yönü var…
VEKİLLİK DE ZOR BE ARKADAŞ!
Meselenin bir diğer yanını da konuşmak gerek. Yoksa ‘hak eksenli’ yaklaşmış olmayız! Şunlar da gerçeklerdir;
* Milletvekilleri seçim bölgesine arabası ile gitmek zorunda. Gittiği yerlerde teşkilattan da kişiler olur ve bu vekil tüm masrafları kendisi cebinden karşılar.
* Düğün, sünnet, kermes gibi etkinliklere de katılmak zorunda milletvekili. Bu etkinliklerde elini cebine atmak zorunda. Takı takmak zorunda.
* Milletvekili tüm bu programlara giderken iyi giyinmek zorunda.
* TBMM’de vekilin neredeyse her gün misafirleri olur. Bu misafirlerin çay, kahve, yemek ikramları vekillerin omzunda. TBMM lokantalarının ucuz olması biraz da bu sebeptendir.
* Yine milletvekilinin seçim bölgesinden hastası gelir, ona hastane bulur, gerektiğinde konaklama masraflarını karşılar.
* Milletvekili yolda kalan seçmenlerinin ulaşım masraflarını karşılamak durumundadır.
***
Sakın bana kızmayın ama milletvekillerinin işi de gerçekten zor, yukarıda yazdığım şartlarda olduğu gibi.
* Şaka yapmıyorum, abartmıyorum; milletvekilinin bir fabrikası yoksa, sağlam bir geliri yoksa, aileden zengin değilse devletin verdiği maaşla geçinmesi zordur! Borçla yaşar o milletvekili.
***
TBMM yönetiminden beklenirken, milletvekillerinin haklarını savunmak da bana düştü ya!..
Haydi hayırlısı…