RAMAZAN IN ikinci günü... İstanbul da hava serin mi
serin... Bilmem bir şey anlatabildim mi Neyse, biz spora dönelim...
Efendim; Uruguay, Kolombiya tarafından tepelendi. Evet,
resmen tepelendi. Bizim Muslera da bir şey yapamadı. Öyle goller yedik ki,
neredeyse kendisi bile şapka çıkaracaktı. Bu maçlarla ilgili önemli bir noktaya
temas etmek istiyorum. Luis Suarez isimli bir futbolcu ki, bu Uruguay ın en
önemli hücum silahı, üç beş gün önce tuttu İtalyan rakibini omuzundan ısırdı.
Sen misin FİFA ağır bir ceza bastı. Tamam da, hani nerede Uruguay Federasyonu
Sen böyle bir turnuvada, hem de büyük büyük takımlar elenmişken, yani bu defa
en son maç yolu açılıyorken bu haltı nasıl edersin denmedi Bence en ağır cezayı
Uruguay Federasyonu vermeliydi. Maça dönersek, Kolombiya futbolun çağımızdaki
bütün istemlerini yerine getirdi diyebiliriz. Kazanmak hakkı idi, kazandı da...
Gelelim Brezilya ya... Hatırlarsanız 10 Haziran tarihli
yazımda, yani kupa başlamadan iki gün önce, Brezilya nın kendi klasiğinden
ayrıldığını, takımda sadece Neymar ın klasik olarak durduğunu dile getirmiştim.
Maçın arasında da Terim hoca da benim 15 gün önce yazdıklarımın aynılarını
söyledi. Ömer kardeşimle zaten çok önceden aynı noktada buluşmuştuk.
Düşünebiliyor musunuz; Brezilya Milli takımı seksen metre top kullanacak, bir
atak gelişimde neredeyse hiç adam eksiltemeyecek ve de üç pas bile yapmakta
zorlanacak. Avrupa nın fiziğe dayalı, güç gösterisine endeksli, savunma
önlemlerinin doruk noktaya çıktığı oyun yapısı artık şampiyondur. İşte bu
formülün Güney Amerika nın ikinci, üçüncü plandaki takımları tarafından
uygulanması ki, çare arıyorlardı, bulamıyorlardı, bu kupada şaşkınlıklar
sunuyor. Ama arkasında gerçekler var bu fotoğrafın... Bana hiç mi hiç şaşırtıcı
gelmiyor. Oysa ne güzeldi değil mi Brezilya, rakibinin genişlettiği alanlara
teknik yıldızlarını sokacak ve iş bitecekti. Şimdi alan mı var Topun arkasında
11 adam... Hem de yarım sahada... Yani yaklaşık 1700 metre karede... Oysa
eskiden satılık tarla gibiydi teknik kullanan takımlar için oyun alanı...
İşte cumartesi gecesinin gerçeklerinden biz de formül
çalmak durumundayız.
Pazarlık ı bir son kısa paragrafla bitireyim. Efendim;
Aziz Yıldırım, malum kıyaktan sonra yaptığı sayfa boyu gazete reklamı
açıklamada, başta cumhurbaşkanı olmak üzere, başbakana ve birçok bakana
teşekkür etti. Ben olsam ben de ederdim. Benim merakım şu; Acaba bundan böyle
Saraçoğlu Stadı nda maç sırasında, 50 bin taraftar 34. dakikada Her yer
Taksim, her yer Gezi, her yer direniş... Hükümet istifa diye bağıracak mı
Öyle olursa ne komik olur değil mi Haaa bir bakarsınız Alex i öven kadınlar ve
çocuklar gibi o gün o seyirci de saha içinden mikrofonla fırçayı yer...
Bir iki satır da şu Ayşe Arman a... Hürriyet in ekinde
iki sayfaya İstanbul da özürlü arabasıyla dolaşmanın mümkün olmadığını
anlatmış. Tabii biz İstanbul da ne günler hatırlıyoruz Madam... Çöp yığınları
arasında difteri tehlikesi yaşayarak... Bir yerden bir yere ulaşamazken...
Baktım da Marmaray a güzel kurulmuşsunuz. Eeee Madam, tramvay raylarını acaba
havadan mı geçirsek, haa ne dersiniz Madam, Marmaray, Metrobüs, Metro,
Tramvay, Füniküler falan yazmış. Acaba çocukluğunda, gençliğinde de var mıydı
bunlar Hem o günlerde 3-5 milyon vardı bu şehrin üzerinde, şimdi ise 25
milyon... Haydi bir daha Madam