Yapılan son açıklamalara göre Patriotlar Türkiye’yi Suriye’den gelecek saldırıya karşı korumak üzere Şubat başında operasyonel hâle gelecek. Ne var ki bu konu gündeme geldiği günden bu yana topluma net ve yeterli bilgi verilmedi. Sadet Partililer hariç toplumun önemli bir kesimi olayı duyarsızlıkla izlemeyi sürdürüyor.

Patriot füze sistemleri ilk gündeme geldiğinde Türkiye’nin böyle bir talebi olmadığı belirtildi. Bir süre sonra dış kaynaklı haberler medyada yer almaya başlayınca Türkiye’nin bir NATO üyesi olması sebebiyle NATO toprağı olduğu(!) ve NATO’nun muhtemel saldırıya karşı üyesini korumak durumunda olduğu ileri sürülmeye başlandı. Sonuçta Suriye’deki iç savaşın başlamasından 1,5 yıl sonra bu ülkedeki nükleer ve kimyasal silahların ülkemiz açısında oluşturduğu tehlikeye dikkat çekilerek NATO harekete geçti. Üç ülke ülkemize Patriot füze sistemi vereceğini açkıladı. Bu ülkelerin meclislerinin de onaylamasının ardından füze sistemleri ülkemize gönderilmeye başlandı. Bu arada füze sistemlerinden önce bu sistemlerin kullanılmasında görev yapacak yabancı askerler gelmeye başladı

 

Son olarak bu sistemlerin Şubat başından itibaren kullanılabilecek hâle geleceği açıklandı. Başlangıçta sistemin kumandasının bizde olacağı söylenmişken, daha sonra bu sistemlerin NATO’ya ait olması sebebiyle kumandanın NATO’da olacağı, ancak bu örgütün üyesi olduğumuz için bizden de kumanda merkezinde görevlilerin olacağı belirtildi.

Kısacası, toplum alıştırılarak bugünkü noktaya gelindi.

Peki, gerçekten bu füze sitemlerinin tek hedefi Türkiye’yi Suriye’den gelecek tehdide karşı korumak mı Bu yönde söylenenler gerçeğin ifadesi mi yoksa toplumumuz duyarsızlaştırılarak ileride işin gerçeğini yine dış kaynaklardan mı öğreneceğiz

Başından beri bu füze sisteminin Türkiye’yi Suriye’ye karşı korumakla fazlaca bir ilgisi olmadığını düşünenlerdenim. Kaldı ki, geçtiğimiz Cuma günü Sabah gazetesinde yer alan bir röportajda sistemin işleyişi konusunda verilen bilgilerde de netlik yoktu. Bu noktada röportajdan kısa alıntılar yapmak istiyorum.

 

Bu sistemin masrafının nasıl karşılanacağı şeklindeki soruya verilen cevap dikkat çekiciydi:

“Normal prosedür, Patriot gönderen her ülkenin katkı oranında masrafı karşılamasıdır. Ama bu defa ev sahibi olarak Türkiye’nin de uygun katkıyı sağlamasını bekliyoruz.”

Bu miktar ne kadardır belli değil. İlgililerin uygun katkı tabiriyle neyi kastettiklerini de zaman gösterecek.

 

Bir diğer konu ise bu sistemin nasıl çalıştığı, yani atılan füzeleri nerede etkisiz hâle getireceğiyle ilgili. Bu konuda da ilgili yabancı komutan şu bilgiyi veriyor:

“Patriot sistemi füzeyi düşerken vurmak üzerine kuruludur. Bu da füzeyle saldırı olduğunda Türkiye hava sahasında vurulacağı anlamına geliyor.”

Bu değerlendirmenin ardından röportajı yapan muhabir haklı olarak, “Bu, Türkiye’de yaşayan insanlara kimyasal zarar vermeyecek mi ” diye soruyor. Aldığı cevap dikkat çekici:

“Buna alternatif cevap kimyasal füzeyi vurmamak. Ama kimyasal tehdidin büyük kısmının Patriotlar tarafından yok edilmesini bekliyoruz.”

Yani Patriotlar kimyasal ve nükleer bir saldırı karşısında ülkemizi korumak için yeterli değil. Lafın özü bu.

O zaman niçin istendi, niçin ülkemize kuruluyor Bu soruların üzerinde sadece Saadet Partililer değil, millet olarak düşünmek gerekmiyor mu