Bu ülkeyi yönetenlerin çok zayıf bile olsa muhtemel bir
tehlikeye karşı insanımızı koruyacak tedbirleri alması gerekir. Bu onların asli
görevidir. Ancak, Kürecik’e konuşlandırılan radar sisteminin ülkemizi korumaya
yönelik olup olmadığı konusunda topluma inandırıcı bir açıklama yapılmış
değildir. ABD istemiştir gelen tepkiler üzerine konu NATO’ya havale edilerek
ABD talebine NATO kılıfı giydirilmiştir. Bundan İran ve Rusya rahatsızlığını
dile getirmiş, tepki vermişlerdir.
Bu defa Suriye’deki iç çatışmalar gündeme gelmiş,
başlangıçta nedense Suriye’nin elinde nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar
bulunduğu kimsenin aklına gelmemiş, çatışmaların başlamasından aylar sonra
Suriye’nin elinde nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar bulunduğu, bunun da
çevresindeki ülkeler için önemli bir tehdit oluşturduğu medyada haber olmaya
başlamıştır.
Bu haberlere rağmen Türkiye olarak bir karşı tedbire uzun
süre ihtiyaç duyulmamış, duyulmuş olsa bile böyle bir istek kamuoyu ile
paylaşılmamıştır. Tek yapılan iş Suriye yönetimine çekip gitmesi çağrıları
olmuştur. İlerleyen aylarda bazı dış kaynaklardan Türkiye’nin NATO’dan Patriot
füze savunma sistemleri istediği haberleri gelmeye başlamış, sonuç itibariyle
üç ülke Türkiye’ye Patriot füze savunma sistemi vermeyi kabul etmiş ve ülkemize
gelmeye başlamış, şu günlerde de gelen sistemlerin monte işi başlamıştır.
Ancak, Suriye’deki iç çatışmaların başlamasından bu yana iki yıla yaklaşan bir
zaman geçmiştir. Ve Suriye’den ne ülkemize ne de bir başka ülkeye yönelik bir
saldırı söz konusu olmamıştır. Sanki Suriye elindeki kimyasal, biyolojik ve
nükleer silahları kullanmak için Patriotların ülkemize yerleştirilmesini
bekliyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Doğrusu böyle bir görüntü bana akla uygun
gelmiyor.
Şimdilerde bir de Suriye’den ülkemize yönelik muhtemel bir
kimyasal saldırıya karşı askerimizi korumak üzere özel hazırlanmış elbiselerin
bu ay sonu itibariyle teslim edilmeye başlanacağı haberleri geliyor. Böylece
bir yandan Patriot sistemleri atılacak füzeleri havada yakalayıp imha edecek,
ama edemedikleri ve ettikleri halde ülkemiz toprakları içinde imha edilen
füzelerden yayılacak kimyasal atıkların zararlarını önlemek için askerimize
“kimyasal elbise” dağıtımı başlayacak. Bu noktada bir başka hususa daha dikkat
çekmek istiyorum. Kimyasal saldırılara karşı koruyucu bu elbiselerin sözleşmesi
5 yıl önce imzalanmış ve 6 bin 702 adetlik ilk partisinin 2012 içinde teslim
edilmesi gerekirken bu teslimat bu yılın Ocak ayı sonuna kalmış. Sanki Suriye
elindeki kimyasal ve biyolojik silahları kullanmak için Türkiye’nin her türlü
tedbiri almasını bekliyor. İyi de tüm bu tedbirler alındıktan sonra Suriye’yi
yönetenler niçin söz konusu silahları kullansın Bundan ne sonuç elde
edebilirler Böyle bir saldırı, yapanların intiharı olabilir. Muhtemel bir
saldırıyı önlemek için de tedbir alınması gerekir.
Her ne ise; her türlü tedbirin alınmasına elbette
itirazımızı olamaz. Böyle bir itirazın mantığı da yoktur. Ancak, dünyanın en
büyük kimyasal silah stokuna sahip 4. ülke olduğu ileri sürülen Suriye’nin bu
silahları şimdiye kadar kullanmamış olması dikkat çekici değil mi Gerçekten
böyle silah stokuna sahip ise bundan sonra da kullanmamalarını temenni ederiz.
Ancak, sanki bölgemizde ileriye dönük bazı plan ve projeler çerçevesinde
Türkiye bazı ülkeler tarafından dolduruşa getiriliyor ve ileri sürülüyor. Böyle
bir oyuna alet olmamız gerektiğini sanıyorum hatırlatmaya bile gerek yok.
Ancak, gelinen noktada bu Patriot tezgâhının ve söylenen zamanda sökülüp sökülmeyeceğinin
görev olarak takipçisi olmayı sürdüreceğiz.