konuşuyor.
Görüşmelerin devam ettiği çözüm süreci için, üstüne basa
basa şu cümleyi kuruyor:
Çözüm Süreci, bir pazarlık süreci, bir al-ver süreci
değildir. Çözüm Süreci, taviz vermek asla değildir. Hele hele şehitlerimizin
hatırasını incitecek, gazilerimizin vicdanını yaralayacak hiçbir adıma asla
fırsat tanımayız.
Bu kadar kesin ve net konuşuyor.
Lakin geçmiş 13 yıla baktığımızda kesin ve net konuştuğu
bir çok hususun da tam tersine tecelli ettiği bir vakıadır. Mesela Malatya,
Kürecik e yerleştirilen erken uyarı ve dinleme tesisleri hakkındaki sözleri de
bu kadar netti, ama tam tersi oldu. Patriotlar hakkında da çok net konuşmuştu,
tam tersi çıktı. Gazze ye ziyarete gideceğini net ifade etmişti, tam tersi
çıktı, Arap Baharı dedi, tam tersi çıktı. Hele Libya nın bombardımanı için
söyledikleri çok net değil miydi Ne demişti:
Biz Libya ya Libya nın Libyalılara ait olduğunun tespit
ve tecili için NATO ile gidiyoruz! şeklinde çok açık konuşmuştu! Gitti de!
Bu net sözleri adeta şu hali almadı mı:
Biz Libya ya, Libya nın zenginlik kaynaklarında batılı
sömürgecilerin de hakkı olduğunu tespit ve tescil için, Libya nın
parçalanmasını sağlamak için gidiyoruz şekline dönmedi mi Şu anda
vatandaşlarımızın dahi terk etmek zorunda bulunduğu Libya, onun net sözlerinin
tam aksine tecelli etmiş örneklerden biri olarak durmuyor mu
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı nın yukarıdaki net sözlerinin:
Çözüm süreci bir al-ver sürecidir, taviz vermek
esastır anlamına gelme ihtimalini düşünerek boncuk boncuk ter atmaktayız.
Hele hele, bazı illerde bölücülerin Türkiye den ayrılmış gibi, mahkemeler
kurmaları, silahlı denetimler yapmaları, yolların bölücüler tarafından kontrol
edilmeye kalkışılması, fışkıran bu terlerimizi kan-ter haline dönüştürüyor.
Başbakan ın bile içeriğini bilmediği, sadece
Cumhurbaşkanı nın bilgisinde olan, çözüm sürecinin bir gün bomba gibi
patlamasından endişeliyiz. Özerklik, eyalet statüsü ve benzeri bir kavramla bir
yerlere çekilecek çizgilerin, kısa süre sonra sınır çizgisine dönüşeceği
kesindir. Çünkü bu işin arkasındaki egemen güçlerin böyle çizgilerin çekildiği
yerleri, merhale merhale nasıl parçaladıklarını tarihteki örneklerinden
biliyoruz.
Yine biliyoruz ki, İslam dünyasındaki bu ve benzeri
sorunlar parçalayarak değil, bütünleştirilerek çözülebilir. Parçalayarak bir
çözüme asla ulaşılamaz.
Çözüm İslam ülkelerinin ve toplumlarının İslam Birliği
altında bütünleşmesinden geçmektedir. Nitekim Kürt liderlerinden biri olan,
Irak Eski Cumhurbaşkanı, bugünlerde sağlık sorunları yaşayan Celal Talabani nin
bu konudaki kanaati aynı çözümü işaret etmektedir. Diyor ki:
Türkiye de Erbakan ın İslam Birliği önerisi, Kürt
sorununun da çözümü demektir. Erbakan İslam Birliği önerisinde ne istiyor
İslam ortak parası olan İslam Dinar ını istiyor, İslam ortak pazarını istiyor,
İslam Ortak Savunma Gücü nü istiyor. Bunlar olsa, İslam Birliği olsa, biz Kürtler
de bu birliğin şerefli bir üyesi olurduk. Her türlü problemlerimiz çözülmüş
olurdu.
Talabani bunu ne zaman, nerede ve kime söylemiştir
Allah Dostu Erbakan kitabımızda bu ve benzeri birçok
konu teferruatlı olarak izah edildi.
Erbakan Hocamızın, çok kimsenin bilmediği ve duymadığı
bir çok hatırası bu kitapta yerini aldı. (İstemek için 0212.5285076, Gonca
Yayınevi aranabilir.)
Görüldüğü gibi çözüm süreci parçalayarak değil,
bütünleştirerek başarıya ulaşabilir.
Bu da İslam Birliği nden geçmektedir.
KARIŞTIRMAK
Bölücüdür, fitnenin babası,
Diline bakarsan bir karıştır!
Bölmek içindir bütün çabası,
Daim, karıştır babam karıştır!