Öz Pil-Sen Sendikası Genel Başkanı Mehmet Avşar, Orta Doğu’da tırmanan savaşın yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığını, küresel enerji piyasalarından sanayi üretimine kadar geniş bir alanda ciddi ekonomik sonuçlar doğurduğunu söyledi. Petrol fiyatlarındaki hızlı artışın özellikle petrokimya sektöründe maliyetleri katladığını belirten Avşar, yaşanan gelişmelerin doğrudan üretim süreçlerini ve çalışanların yaşamını etkilediğini ifade etti.

ENERJİ HATLARINDAKİ GERİLİM PİYASALARI SARSTI

Küresel enerji arzında ciddi bir daralma yaşandığını vurgulayan Avşar, savaşın ardından petrol piyasalarında büyük dalgalanmalar görüldüğünü belirtti. Kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamaların petrol ticaretinin önemli bir bölümünü risk altına soktuğunu ifade eden Avşar, “Bu hatta gerçekleşen ticaret dünya petrol akışının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Yaşanan gerilim piyasaları doğrudan etkiliyor” dedi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükseliş yaşandığını kaydeden Avşar, savaş öncesine göre petrol fiyatlarında yüzde 40’ı aşan, doğal gaz fiyatlarında ise yüzde 50’ye yaklaşan artışların görüldüğünü dile getirdi.

PETROKİMYA SEKTÖRÜNDE MALİYET ŞOKU

Enerji fiyatlarındaki yükselişin petrokimya sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Avşar, petrol ve doğal gazın sektör için temel hammadde olduğunu hatırlattı. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanmanın küresel enerji arzını sekteye uğrattığını ifade eden Avşar, tedarik zincirindeki kırılmanın üretim sahasında hissedilmeye başladığını söyledi. Petrokimya hammaddelerinde ciddi fiyat artışları yaşandığını kaydeden Avşar, plastik ve ambalaj üretiminde maliyet artışlarının yüzde 60’a kadar çıktığını, bazı polimer ürünlerinde ise fiyatların iki katına yaklaştığını belirtti. Avşar, “Bazı ürünlerde parayla dahi temin edilememe noktasına gelindi. Bu durum klasik bir maliyet artışının ötesinde ciddi bir arz şoku anlamına geliyor” dedi.

TEDARİK ZİNCİRİNDE KIRILMA RİSKİ

Enerji krizinin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmadığını belirten Avşar, lojistik ve tedarik hatlarında da ciddi sorunlar yaşandığını söyledi. Alternatif rotalara yönelen sevkiyatların navlun maliyetlerini ve sigorta primlerini artırdığını ifade eden Avşar, teslim sürelerinin de önemli ölçüde uzadığını dile getirdi. Türkiye sanayisinin önemli bir bölümünün petrokimya hammaddelerini Körfez bölgesinden temin ettiğini belirten Avşar, yaşanan aksamaların otomotivden beyaz eşyaya, tekstilden ambalaja kadar birçok sektörde üretim maliyetlerini yükselttiğini kaydetti. Sanayi bölgelerinde stokların hızla eridiğine dikkat çeken Avşar, bazı tesislerde üretim duruşu riskinin gündeme geldiğini ifade etti.

ENERJİ KRİZİ ENFLASYON BASKISINI ARTIRIYOR

Petrokimya sektöründeki daralmanın zincirleme şekilde diğer sektörleri de etkilediğini belirten Avşar, plastikten gübreye, ambalajdan ilaca kadar birçok kritik üretim alanının bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini söyledi. Ambalaj maliyetlerinde yüzde 25–30 seviyelerine ulaşan artışların özellikle gıda ürünlerinde fiyat baskısı oluşturduğunu dile getiren Avşar, “Sanayi maliyetlerinin yükselmesi mal ve hizmet fiyatlarına yansıyor, bu da enflasyonist baskıyı derinleştiriyor” diye konuştu.

EMEKÇİLERİN EKMEK TEKNESİ KORUNMALI

Enerji yoğun sektörlerin krizden en hızlı etkilenen alanlar arasında yer aldığını belirten Avşar, artan maliyetlerin işverenler üzerinde yeni baskılar oluşturduğunu ifade etti. Bu durumun işten çıkarmalar, ücret baskısı ve sosyal haklarda gerileme riskini artırdığını vurgulayan Avşar, “Kriz büyürse en ağır yük yine emekçilerin omuzlarına binecek” dedi. Çalışanların alım gücünün hızla eridiğine dikkat çeken Avşar, ücretlerin enflasyon karşısında korunması gerektiğini belirterek, “Üretimin sürdürülebilirliği kadar emekçinin korunması da zorunludur. Ücretler güvence altına alınmalı, iş güvencesi ve sosyal haklar gerilememelidir” ifadelerini kullandı.

PİYASADA DENGE SAĞLANMALI

Sektörde yaşanan dalgalanmanın yalnızca maliyet artışından ibaret olmadığını belirten Avşar, stokçuluk ve spekülatif fiyat hareketlerinin de piyasadaki dengesizliği artırdığını söyledi. Bu nedenle denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Avşar, piyasa bozucu uygulamalara karşı hızlı müdahale çağrısında bulundu. Avşar ayrıca ham maddeye erişimin güvence altına alınması, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve sanayinin öngörülebilir bir tedarik ortamına kavuşmasının önemine dikkat çekti.

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK FIRSATLAR DA VAR

Türkiye’nin jeostratejik konumu sayesinde kriz döneminde yeni fırsatların da ortaya çıkabileceğini belirten Avşar, alternatif enerji ve ticaret koridorlarının önem kazandığını söyledi. Kara ve demir yolu taşımacılığının güçlenmesinin Türkiye’nin bölgesel lojistik merkez olma iddiasını artırabileceğini ifade eden Avşar, doğru politikalarla Türkiye’nin küresel tedarik zincirinde daha güçlü bir konum elde edebileceğini kaydetti.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen