Sahurdan başlayan bir farklılıkla oruç tutalım. Peygamber aleyhisselam efendimiz: Sahur yemeğinde bereket olduğunu, Ehli kitabın orucu ile bizim orucumuz arasında sahur yemeği yemenin fark olarak bulunduğunu, Meleklerin sahur sofrasındakilere dua ettiğini haber vermiştir. İftar sofralarındaki bolluk ve farklılığı sahur sofralarına da taşımamız gerekmektedir.

Oruca yeni başlayanların bu konuda teşvikine yönelik gayretler içinde olmalıyız. Ebu Davud ve Nesai‘nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz aleyhisselam, İrbad İbni Sariye isimli sahabiyi sahur yemeğine davet edip: "Bereketli sofraya gel." dediği rivayet edilmektedir.

Sahur vakti

Sahur yemeği, iftar yemeğinin aksine bol olmalıdır. Hadisi şerifler, sahurda bolca yemeyi emir buyuruyor. Sahur sofrası, imsak vaktine en yakın vakte kadar geciktirilmelidir. Bu da ayrı bir sünnettir. İftar, akşam namazı vakti girer girmez hemen yapılmalı, sahur ise son vaktine kadar geciktirilmelidir.

Sahur sofraları, zikir ve tefekkürle bereketlendirilmelidir. Allah Teâlâ‘nın nimetleri ve Ramazan ayının gerekleri üzerinde tefekkür ve konuşmalar uygun düşen işlerdendir. Sahur yemeği için kalkanların o saatte Allah Teâlâ‘nın kullarından taleplerini beklediğini de unutmamalıdır. Nafile namazın ve zikrin, Kur‘an okumanın en feyizli sayıldığı zaman dilimi, saniyeleri hesaplanarak değerlendirilmelidir.

İftar için heyecan içinde olmak gerekir

Bu ümmetin, iftara acele ettiği sürece hayırda olduğu Peygamber aleyhisselam efendimizin verdiği haberlerdendir. Bu yapılan ibadeti ciddiye almanın göstergesidir. Sofralarımızda tabaklara uzanan el sayısı arttıkça bereketin de artacağını unutmayalım. Besmele ile başlayıp, iftara mahsus duayı okumamız soframızın önemli adabındandır.  Bu yaptıklarımızı, bizi izleyen yavrularımızı eğitecek şekilde sesli ve gerekiyorsa tekrarlayarak yapmaya gayret edelim. İsraf Rabbimizin yasak ettiği işlerdendir. Hele her işimizi Allah Teâlâ‘nın rızasını kazanmak için yapmaya çalıştığımız bir ayda, Rabbimizin nimetlerini zayi eden oburluk ve israf gibi hal ve tavırlardan kaçınmalıyız.

İftarda sünnet olan az yemektir. Asıl yeme ihtiyacımızı sahura saklayıp, iftarda ayakta duracak kadar yiyelim. Yediklerimiz de gözümüzün değil midemizin doyacağı şeyler olmalıdır. İftar sofrası Rabbimize yakınlığımızın en çok arttığı anlardan birisidir. Dualarımızın makbul olacağı anlardan biri iftar ettiğimiz saatlerdir.

Hamd ve şükrümüzü sık sık tekrar ederek ve Rabbimizin razı olmayacağı söz ve davranışlardan kaçınarak, o anı Allah‘ın rızasını kazanmak için iyi bir fırsata dönüştürelim.  Kendimize, aile efradımıza, ölmüşlerimize ve bütün Ümmeti Muhammed‘e, özellikle de darboğaz yaşayan mümin kardeşlerimize çok samimi ve ısrarlı dualar edelim. Rabbimizin nimetleri ile iftar ettikten sonra akşam namazını hiç geciktirmeden eda etmemiz o anki en önemli vazifemizdir. Mümkünse ev halkının da katılacağı bir cemaatle namazı eda etmek ecir üstüne ecir olur.

Orucun aslı, bütün organlara eğitim vermesidir

Sadece aç kalmak oruç değildir. Yalan, iftira ve gıybet gibi dil afetleri, orucu yer bitirir. Hadisi şerifler yalan konuşan bir insanın orucunu boşu boşuna açlık şeklinde yorumlamıştır. Midemiz aç bırakılırken, dil ve göz gibi organlarımız da kontrol altında tutulmalıdır. Oruçlunun sinirlerine ne kadar hâkim olacağı Allah Teâlâ‘nın görmek istediği şeylerdendir. Sevgili Peygamberimiz aleyhisselam, oruçluya saldırılması halinde "Ben oruçluyum. Ben oruçluyum." demesini emretmiştir. Ne kadar sabredeceğimiz, ne kadar aç kalacağımız gibi denenecek şeylerdendir.

Soframızda salihler ve yoksullar bulunsun!

Salih muttaki bir zat, bir yetim, bir dul, gerçekten yemeğe muhtaç bir miskin, hadis, fıkıh okuyan bir talebe... Bunlar misafir değil baş tacıdırlar. Resulullah aleyhisselam efendimiz, onların sayesinde rızık gördüğümüzü haber vermiştir. Eğer soframızda böyle biri bulunursa, onun bulunuşu ile bizim minnettar olmamız gerektiğini unutmayalım. Ona hizmette ailece yarışalım. Hanımlar da kendi hemcinsleri arasından böylelerini bulup, beraberce iftar etsinler, o zaman da erkekler onların hizmetini hazırlasın.

Büyük bir yarıştayız. Meleklerle yarışıyoruz. Rabbimiz yarışımızı görüp bize ecir verecek. Unutmayalım. Başa kakma gibi bir üslûp sergileyerek ecrimizi heba etmeyelim. Nihayet biz ona, bir tabak yemek kazandırdık; o ise bize, Rabbimizin rızası gibi değer biçilemez bir nimet kazandırdı. Aile efradımızı bu anlayışı benimser hale getirelim.

İftar sofralarımızı birbirimize, elimizdeki nimetleri teşhir yeri olarak kullanıp, Allah‘ın gazabını üzerimize çekmeyelim.

Dilden başka ne ki!

Cehenneme sürükleyen tehlikelerin belki de başında şu dilimizden çektiklerimiz geliyor. Konuştuğumuz sözleri kelime kelime tartalım. Rabbimizin razı olmayacağı bir kelime bizim ağzımızdan çıkmasın.

Büyük risk: Kul hakkı

Kul haklarından arınmadan yaptığımız ibadet ve hayırların büyük hesaplaşma gününde, alacaklılarımıza verileceğini bilelim. Sevgili ve güzel Peygamberimiz aleyhisselam: " Bu gerçek bir iflastır." diyor. Helalleşelim.

Uyku düzenimizde değişiklik olduğu için gün boyu uyuma rehavetine düşmeyelim. Diş sıkılarak geçirilecek kadar kısa bir zamandır Ramazan. Sabredelim. Sabrın sonu cennettir.

Muhabir: Haber Merkezi