Doğanın derinliklerinde gizlenen mantar türleri, sadece lezzetleriyle değil gösterdikleri sıra dışı biyokimyasal tepkimelerle de bilim dünyasını ve doğaseverleri şaşırtmaya devam ediyor. Görünüş itibarıyla çörek mantarını andıran ancak bıçak değdiği ya da zedelendiği anda gövdesi saniyeler içinde parlak bir mavi renge bürünün Gyroporus cyanescens mantarı, son dönemin en merak edilen doğa mucizeleri arasında yer alıyor. Lezzeti ve rengini değiştiren büyüleyici kimyasal yapısıyla bilinen bu tür, mantar toplayıcıları ve mikologlar için özel bir yere sahip.
MAVİ RENGİN ARKASINDAKİ BİYOKİMYASAL REAKSİYON: GİROSİYANİN PİGMENTİ
Mantarın gövdesinde meydana gelen bu anlık renk değişiminin arkasında polifenol grubunda yer alan 'girosiyanin' adlı özel bir pigment bulunuyor. Mantar kesildiğinde veya ezildiğinde hücre yapısı bozularak doku havayla temas ediyor. Oksijenle buluşan girosiyanin maddesi hızla oksitlenip kinon iyonuna dönüşüyor ve saniyeler içinde o karakteristik parlak mavi ton ortaya çıkıyor. İlginç bir şekilde, renk değişimine sebep olan bu kimyasal tepkimeye rağmen yenilebilir bir tür olan Gyroporus cyanescens, pişirilme esnasında sıcaklığın etkisiyle mavi rengi tamamen kaybederek doğal tonlarına geri dönüyor. Bu özelliği sayesinde mantar, geleneksel mutfaklarda güvenle tercih ediliyor.
HAZİRAN VE KASIM AYLARI ARASINDA ORMANLARDA GÖRÜLÜYOR
Doğada yaygın orman mantarlarına kıyasla daha nadir rastlanan Gyroporus cyanescens, özellikle yaprak döken ve karma orman yapısına sahip alanları tercih ediyor. Dağlık bölgeler ile dağ eteklerindeki kumlu topraklarda sıklıkla karşımıza çıkan mantarın büyüme sezonu haziran ayında başlayıp kasım ayının sonlarına kadar devam ediyor. Huş, kayın, çam ve ladin ağaçlarının kökleriyle besin alışverişine dayalı sembiyotik (ortaklaşa) bir yaşam süren bu tür, tekil olarak bulunabileceği gibi küçük gruplar halinde de gelişebiliyor.
Fiziksel boyutlarıyla da dikkat çeken mantarın şapka çapı 15 santimetreye, sap yüksekliği 10 santimetreye ve sap kalınlığı ise 3 santimetreye kadar ulaşabiliyor. Olgunlaşan ve yaşlanan örneklerde sap kısmının içinin boşaldığı ve küçük odacıklara bölündüğü gözlemleniyor. Bilim dünyasında ilk kez 1788 yılında tanımlanan bu tür, Lehçe resmi adına ise 1960 yılında mikolog Alina Skirgiełło'nun çalışmaları sayesinde kavuştu. Ülkemizde ve dünyada halk arasında 'maviye dönen mantar', 'mavi mantarcık' ve 'nar gibi' gibi farklı yöresel isimlerle de anılıyor.





