ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, Azerbaycan'da inanç ve özgürlükler alanında yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. 28 Şubat sürecinde Türkiye'nin benzer acıları bizzat yaşadığını hatırlatan dernek, kısıtlamaların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "İki Devlet, Tek Millet" vurgusunun yapıldığı açıklamada, kardeş ülkedeki sıkıntıların yakından takip edildiği belirtildi.
"Benzer Mağduriyetlerin Yaşanması Üzücü"
İmam hatip camiası olarak 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin eğitim haklarından mahrum bırakıldığını, kadınların çalışma hayatında engellendiğini ve binlerce insanın inancı ile geleceği arasında tercih yapmak zorunda bırakıldığını hatırlatan ÖNDER, bu yasakların ülkeye hiçbir katkı sağlamadığını kaydetti.
Açıklamada, "Bugün benzer mağduriyetlerin kardeş Azerbaycan’da da yaşandığına üzülerek şahitlik ediyoruz. Oysa hiçbir öğrenci inancı nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmamalı, hiçbir insan inancı ile geleceği arasında tercihe zorlanmamalıdır. Azerbaycan’da gündeme gelen kısıtlamalar, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yeniden değerlendirilmelidir" denildi.
"Kardeşliğimiz Geçmiş Dersleri Paylaşmayı Gerektirir"
İki ülke arasındaki köklü bağların inanç ve özgürlük alanındaki sorunların çözüme kavuşturulmasıyla daha da güçleneceği ifade edilen açıklamada, bu kardeşliğe gölge düşürebilecek yaklaşımlara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.
ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, Azerbaycanlı kardeşlerin en kısa zamanda inanç ve değerlerini özgürce yaşayabildikleri bir ortama kavuşmalarını temenni ederek, aklıselimin ve adaletin hâkim olacağına inandıklarını ve her zaman kardeşlerinin yanında olduklarını bildirdi.
Açıklamada, geçmişteki yasakçı zihniyetin toplumsal yaraları derinleştirdiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"Son günlerde kardeş Azerbaycan’da yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Aslında biz bu hikâyeyi çok iyi biliyoruz. İmam hatip camiası olarak, özellikle 28 Şubat Süreci'nde inanç ve özgürlükler alanında ağır hak ihlallerini, yasakları ve derin mağduriyetleri bizzat yaşadık. Başörtülü öğrencilerimizin eğitim haklarından mahrum bırakılmasına, kadınlarımızın inançları nedeniyle çalışma hayatında engellerle karşılaşmasına tanıklık ettik. Binlerce insanımız inancı ile eğitimi, mesleği ve geleceği arasında tercih yapmak zorunda kaldı.
Bu yasaklar milletimize hiçbir katkı sağlamadı; aksine ülkemizin gelişip güçlenmesine engel oldu. Ancak biz, milletimizin kararlı mücadelesiyle yasakçı zihniyetin gücünü kaybederek tarihe gömüldüğünü gördük.
Bu acı tecrübe bize; yasakların toplumsal yaraları derinleştirdiğini, birlik ve beraberliğimize zarar verdiğini açıkça gösterdi. Bizim yaşadıklarımızdan çıkarılacak ders nettir: İnançlar baskıyla susturulamaz, temel hak ve özgürlükler yasaklarla ortadan kaldırılamaz.
Bugün benzer mağduriyetlerin kardeş Azerbaycan’da da yaşandığına üzülerek şahitlik ediyoruz. Oysa hiçbir öğrenci inancı nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmamalı, hiçbir insan inancı ile geleceği arasında tercihe zorlanmamalıdır. Azerbaycan’da gündeme gelen kısıtlamalar, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yeniden değerlendirilmelidir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "İki Devlet, Tek Millet" anlayışı; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül birliğimizin ifadesidir. Bu kardeşlik, yalnızca sevinçleri paylaşmayı değil, geçmişte yaşanan acılardan çıkarılan dersleri de samimiyetle paylaşmayı gerektirir. İnanıyoruz ki inanç ve özgürlükler alanındaki sorunların çözüme kavuşturulması, iki ülke arasındaki köklü bağları daha da güçlendirecektir. Bu kardeşliğe gölge düşürebilecek yaklaşımlara karşı dikkatli olunması büyük önem taşımaktadır.
Azerbaycanlı kardeşlerimizin en kısa zamanda inanç ve değerlerini özgürce yaşayabildikleri, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu bir ortama kavuşmalarını istiyoruz.
Aklıselimin, sağduyunun ve adaletin hâkim olacağına; meselenin en kısa zamanda çözüme kavuşacağına inancımız tamdır.
Azerbaycan’daki kardeşlerimizin yanındayız."




