Câmi kürsülerinde hatipleri, işyerlerinde ticaretle
meşgul olanları dinlerseniz bu iki meslek gurubundan birinciler vakit
darlığından ikinciler de nakit darlığından şikâyet ederler. Vakit darlığından
şikâyet etmek şikâyetçilerin plansız ve programsız olduklarının ispatıdır.
Plansız ve programsız yaşayanların başarılı oldukları tarih boyu görülmüş
değildir. Öyle ise ölüm gelmeden hemen gidişatımızın muhasebesini yapalım,
helâke gitmeyelim.
Ne yazık ki, ölümler de acayipleşti. Meydana gelen
ölümlerin yüzde 75 i aniden (birdenbire) oluyor. Kalpten gitti diyorlar.
İnsanlar ameliyat masasında, trafik kazasında geçip gidiyorlar.
Eskiden böyle mi idi
* Hasta olunur,
* Yataklarda yatılır,
* Hastalıkları ağırlaşır,
* Başlarında Yasin ler okunur,
* Kelime-i tevhid;
* Kelime-i şehadet telkin edilir.
* Helalleşilir,
* Hesaplaşılır böyle ölünürdü.
* Zemzem suyu verile verile
* Kur an-ı Kerim okuna okuna,
* Telkin yapıla yapıla ölümler vuku bulurdu.Şimdi öyle
mi
İki tekerin altında kalan adama nerede ve nasıl telkin
edeceksin Çarpışan arabanın altında ve arasında bir fare gibi insanlar ALLAH
diyemeden ölüp gidiyorlar.
Temiz ölümler yok oldu. Hayatımız ne kadar da karmaşık
geçiyorsa ölümümüz de o kadar karmaşa tecelli ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)
in şu hadisini hatırlayalım: İnsanlar nasıl yaşarsa öyle ölürler; nasıl
ölürlerse öyle dirilirler, nasıl dirilirlerse de öylece de haşrolurlar. Bu bir
kuraldır.
Böyle olunca kıldığımız namazların son rekâtını ömrümüzün
son namazı şuurunda kılalım.
Endişesiz bir hayat yaşayalım, tedbirsiz bir yaşam
tarzımız olmasın. Daha tedbirli, daha temkinli, daha hazırlıklı olmamız
gerekiyor. Cehalet, dalâlet, rezalet sapıklıklar kendimize gelmemize vesile
olmalı.
Dikkatlerden kaçmaması uyanık olabilmemiz için tekrar
ediyorum:
* Başını alıp giden kalp sekteleri,
* Başını alıp giden beyin kanamaları
* Yüz ölümden yüzde yetmiş beşi ansızın olması,
*Abdestsiz ölümler dikkatlerimizden asla uzak olmaması en
büyük arzumuz olmalıdır.