Bizim kuşak bilir; ilk, orta ve lise yıllarında

okuduğumuz dönemde, megafonlu ziller yoktu. Okulun hademesi eline aldığı çanı

bir sağa bir sola sallar, üstelik bir de Zil çaldı diye seslenir sınıflara

gönderirdi.

Bu sadece bizim kuşağa has bir durum değildi. Bizden

önceki kuşak, ondan önceki kuşak Ta Cumhuriyete kadar dayanan bir gelenekten

bahsediyoruz.

Milli Gazete nin haberini okuyunca aklıma dank etti. Hani

40 yıl sonra bir Rum okulunun açılışında çan sesi duyulduğu haberi var ya

Orada bir çocuk elindeki çanla okulun açılışını yapıyordu.

Bu görüntü onun için gayet normal.

Ama ya bizim için

Öyle ya, aynı gün okulların açılışında Milli Eğitim

Bakanı Nabi Avcı nın da bulunduğu bir törende, bir çocuk elindeki çanla zil

çalıyordu. Hatta Bakan Avcı, çanı, öğrencinin elinden kaptığı gibi hararetle

sallamıştı. Tabii ki bu bir sembolik gösteriydi.

Peki, yıllardır biz bunu nasıl fark edememişiz

Bizim okullarımıza çan alışkanlığı nereden geliyor

Kim, hangi düşünceyle bunu okullarımıza soktu

Öyle ya, bizim geleneklerimizde böyle bir alet yok.

Osmanlı dönemine baktığımızda bir tellal geleneği var. Yani duyuru yapılacağı

sırada elindeki fermanı kalabalık bir meydanda milletin yüzüne okur, duyurusunu

yapardı.

Çan, sözlükte;

Tersine çevrilmiş kadeh şeklinde, madenden yapılmış ses

çıkaran alet diye tanımlanıyor.

İçine asılı madeni bir tokmakla ya da üstüne vurulmak suretiyle

titreşimler meydana getirerek ses çıkartır.

Peki, ne zaman icat edilmiş

Ona da bakalım: Beşinci yüzyılda Fransa da

Campanidie deki Nome şehrinin papazına ait olduğu sanılmakta ymış.

Başka

Başka bir bilgi mevcut değil. Yok.

Bununla ilgili herhangi bir kitap veya çalışma da

hatırlamıyorum (eğer bilen dostlarımız varsa, lütfedip bize gönderebilir)

İnternete baktım

Maalesef konuyla ilgili bir doküman, yazı veya herhangi

bir belge de yok.

Sadece çan la ilgili teknik detay var.

O da şu:

Çan, kökü tarih öncesi zamanlara dayanan bir çalgıdır.

Çan sallanmağa başlarken, tokmakla vurularak ses çıkartılır. Verdiği temel

notaya normal armonikleri eklenir. Bu armoniklerin doğruluğu, çanın ana

çizgilerine bağlıdır (dış ve iç çevresi). Çanın akordu üstündeki alaşım

ölçüsünü azaltarak yapılır. Alaşımın çanın neresinden azaltılacağı belirlidir.

Bunlar her armoniğin çıktığı yerlerdir. Çanın alaşımı yüzde 78 oranında bakır,

yüzde 22 de kalaydan bileşir. Günümüzde çanı sallamak için elektrik motoru

kullanılır. En dolgun ses, içten vuran tokmakla elde edilir. Dıştan vuran çekiç

kullanılırsa, çıkan ses çok madeni olur. Bugün opera ve orkestralarda çan sesi

akortlu madeni borulardan bileşen özel bir çalgı ile verilir. (Vikipedi)

Bir de okullarda çan eğrisi dedikleri bir not sistemi

var.

Sınav sonucunda herkesin aldığı notların ortalaması

alınır Buradan istatistiksel işlemlerle değişim aralığı belirlenir ve

artış/azalış miktarı belli olur.

Misal: 4 kişilik bir sınıfta vize ve finallerin

ortalaması 40, 50, 60, 70 olsun Buradan sınıf ortalaması 55 olarak belirlenir.

Yani 55 CC olur. Aa Bb gibi diğer notlarda standart sapmaya ve cc ye (yani

ortalamaya) göre yeniden hesaplanır, yukarıdaki not sistemi tablosu değişir.

İşte bu not sistemine çan eğrisi deniyor.

Nereden gelmiş, dilimize nasıl yerleşmiş bilemiyoruz.

Çanla ilgili diğer başka husus, Çankaya ismini taşıyan

semtimiz oluşudur.

Başkent Ankara nın göbeğinde yer alan ve Cumhurbaşkanı nın

ikamet ettiği yere neden Çankaya denmiş ona bir bakalım:

Çankaya ismi, yazar Mehmet Kemal in bir araştırmasına

göre Çankayası isminden gelmektedir. Zamanla sonundaki sı hecesi düşerek

bugünkü şeklini almıştır. Mehmet Kemal bu konuda şunları yazıyor: Papazın Bağı

denen bölgede bir kilise varmış. Tapınma saatlerinde bu çan durmadan

çalarmış. (Sabah Başkent, 25.06.00)

Bu arada Çanakkale nin Çan isminden söz etmemek olmaz.

Çanakkale nin şirin beldesi olan Çan ismi nereden geliyor

diye baktığımızda, İlçe merkezinde çok eski yıllardan bu yana kurulan bu

pazarda hayvanların boyunlarına takılan çan en çok satılan eşyalar arasında

yer alırmış.

Uzak uzak diyarlardan kervanlarla çan gelir ve pazar

yerine çan reyonları kurulurmuş. Hatta Çevre köy, ilçe ve illerden pazara çan

almak için gelinirmiş ve ilçeye bu vesileyle Çan ismi verildiği sanılmaktaymış.

Konuyu dağıtmadan

Görülüyor ki, çan kültürümüze de girmiş. Hatta

sınırlarımızda bulunan illerimize kadar isimlendirmişiz.

Ama ben hala eğitim sistemimize bu çan nereden geldi

bilmek istiyorum.

Bu konuyla ilgili eğer bir belge veya doküman

bulabilirsem, yazının kalan kısmını sizinle paylaşmak istiyorum.

Çünkü bu konunun pas geçilemeyecek kadar çok önemli

olduğunu düşünüyorum.