Gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüs, dünyayı dize getirdi. Dünyanın en önemli laboratuarlarında geceli gündüzlü, bu sinsi düşmanın yok edilmesi için aşı çalışmaları yapılıyor. Ama bu çalışmaların en az Eylül-Ekim aylarına da sürebileceği, üstelik şimdiden net bir şeylerin ortaya çıkmasının da mümkün olmadığı söyleniyor. Çaresizlik ne kadar kötü!

Rabbimizin bizi çok açık ve net bir şekilde acı bir imtihandan geçirdiğini biliyoruz. Herkes evlerine kapandı… Camilerimizden dualar yükseliyor… Her duanın ardından ettiğimiz âminler, yüce Rabbimiz katında kurtuluşumuza vesile olacak bir bekleyiş ve sesleniş nidası…

Sokaklarımız, caddelerimiz hiç olmadığı kadar boş. İşleri dolayısıyla çıkanları ise emniyet güçleri ve zabıtalar sürekli uyarıyorlar. Sosyal mesafe ve izolasyonu hatırlatıyorlar. İnsanlar, ellerinde eldiven, ağızlarında maskeleriyle işlerine güçlerine gidiyorlar. Sağlık Bakanlığı her gün tablolarla kaç kişiye test yapıldığını, kaç kişide vaka tespit edildiğini, entübe hasta sayısını, yoğun bakımda olan sayısını ve vefat sayısını açıklıyor. Günlerdir ekranlara gelen bu rakamlar, bir istatistikî tablo gibi görünüyor, ama acı gerçeklerle yüzleşen her hastamız yüreklerimize kor ateşler düşürüyor.

Salgın öncesi her görüldükleri yerde ağzına mikrofon dayanan, yedikleri içtikleri haber yapılan, özel hayatları gözümüzün içine içine sokulan magazin figürü olan bütün tiplerin beslendikleri reyting gıdası sona erdi. Televizyonlarda birkaç canlı magazin yayını dışında başkaca bir program kalmadı. Bizim anlayamadığımız mahremiyet kurcalamak, insanların özel hayatları üzerinden reyting devşirmek dışında başkaca amacı olmayan Esra Erol türü programların yayını neden durdurulmuyor? Kime hizmet ediyor bu tür programlar?

Şunu beğendim bunu beğenmedim, bunun tuzu az olmuş, bunun baharatı çok olmuş gibi abuk subuk eleştirilerle Allah’ın nimetlerini puanlayan yemek programlarından Seda Sayan’la Yemekteyiz yayından kalktı. Ama birebir aynı formattaki Zuhal Topal’la Sofrada programı ise aynen devam ediyor. Aynı masada sosyal mesafe kuralını hiçe sayan kaynanalar yiyip yiyip sofrayı hazırlayan geline giydirmeye devam ediyorlar.

Memleketin tamamında berberler, kuaförler kapalı… Ama Show TV’de Kuaförüm Sensin saçmalığı da aynen sürüyor. Sosyal mesafe sıfır, izolasyon sıfır… Saç kesmek, fönlemek kepenklerini indiren kuaförlere yasak da, ekranlarda birbiriyle didişen kuaförlere neden serbesttir? Anlayan varsa bize de izah etsin!

Evde kal günlerinde neler yapılmalı? Nasıl kilo almamalı? Bağışıklığı nasıl güçlendirmeli? Maskeyi nasıl takmalı? Hangi maskeyi tercih etmeli? Televizyonların ana haber bültenlerinde bu tür haberleri izlemekten artık gına geldi. Meğer televizyonların ana haber bültenlerini hazırlayanların ufukları ne kadar darmış, bunu da anladık. Her ana haber bülteninin diziliş formatı aynı… İstatistikler… Dünyada durum… Birkaç profesörden gelinen noktayla ilgili alınan görüş… Çarşı-pazar-sokak muhabbetleri…

İşin ekonomik boyutuyla ilgili alınan kararları da ele alarak yazımızı bitirelim. Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2 milyon 300 bin aileye daha bin liralık yardım yapılacağını açıkladı. Aç biilaç kirasını, elektriğini, suyunu, doğalgazını ödemekten acizler için bu yardım ne oranda çare olacak? Kepenk indirmiş, çalışmadığı için dükkânının kirasını ödeyemeyen lokantacılar, kahvehaneciler, kuaförler, günlük olarak kazandıklarıyla dönen esnafların durumu ne olacak? İşten çıkarma 3 ay yasaklanıyormuş… Ama bangır bangır propagandası yapılan bu teklifle işçilerin ücretsiz izne çıkarılması teşvik ediliyor… Emekçilerin de ücretsiz izne gönderildikleri bu günlerde bin 170 lira gibi komik bir rakamla geçinmesi bekleniyor. Ohhh ne âlâ memleket! Ohhh ne âlâ çareler!