Mart ayıydı.

Muhammed Bedii ile Başkent  Kahire de, Müslüman Kardeşler in yeni genel

merkezinde görüşmüştük.

Bedii;  Ömrü

hapislerde, mahkemelerde, işkencelerde geçmiş bir lider.

Büyük çoğunluğu tek başına hücrede olmak üzere 9 yıllık

bir zindan hayatı...

Buna karşın yüzünde öfkeye, kine, intikama ilişkin en

ufak bir işaret yok.

Sürekli tebessüm eden bir çehreye, mütevazı bir duruşa

sahip.

İşte, Müslüman Kardeşler in Yeni Genel Merkezi nin hiç

bilinmeyen hikayesini de bu görüşmede öğrenmiştim.

Bizzat Bedii söylemiş; Bu bina demişti.

Bu bina, yüzlerce kardeşimizin, sorgulandığı, akıl almaz

işkencelere maruz kaldığı, hatta işkence altında hayatlarını kaybettiği bir

bina

Bizdeki Ziverbey köşkü gibi, Mısır daki bu bina da,

rejimin sorgu merkezi olarak kullanılıyormuş.

Gece baskınlarıyla evlerinden alınan İhvan üyeleri,

gizlice bu binaya getirilip her türlü işkenceye tabii tutuluyormuş. İşkenceye

dayanamayıp hayatını kaybedenlerde fail-i meçhul hanelere yazılıyormuş.

Heyhat Cenab-ı Allah ın hesabı bütün hesapların

üzerinde.

Şimdi aynı bina Müslüman Kardeşler in Genel Merkezi!

Bir zamanlar işkence aletlerinin asıldığı duvarlar, şimdi

Kur an ayetleri ile dolu.

Acılı feryatların yükseldiği odalar artık tekbir

sesleriyle yankılanıyor.

Anlayana bundan daha ibretlik bir ders olabilir mi!

M. Emin er hocaefendi nin ardından

Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.

Mehmet Emin Er Hocaefendi Rahmeti rahmana kavuştu.

Dediler ki; hastanedeki son günlerinde iyice

ağırlaşmıştı.

Aldığı ilaçlar nedeniyle çoğunlukla uyku halindeydi.

Arada bir, 5- 10 dakika kendine geldiğinde hemen kağıt ve

kalemini istiyordu.

Titreyen ellerine, zorlukla alıp verdiği nefesine rağmen

son kitabını tamamlamaya çalışıyordu.

Son nefesinde bile son eserinin telaşını yaşıyordu.

Şahidiz; Bu dünyadan bir âlim değil bir alem göçtü.

Mekan-ı cennet olsun.

Bosna Notları

4 günlük Bosna seyahatini tamamladık.

İşte yediğimiz, içtiğimiz ve gördüğümüz:

1- Bosna nın nüfusu 4.1 milyon. 500 bini işsiz. Buna

karşın üç cumhurbaşkanı, 14  başbakanı,

14 hükümeti ve 3 bin milletvekili var. Anlayacağınız zor ve karışık bir sistem.

Halimize şükredelim.

2- Bölgeye Balkanlar deniyor. Aslında coğrafi bir

tanımlama. Ama Bosnalı rehberimiz Mirza dan duyduğum yorum beni daha çok

etkiledi; Evet burası Balkanlardır. Buranın kaderi 40 yıl BAL-40 Yıl da

KAN dır. Çünkü burada her 40 yılda bir Müslüman soykırımı yaşanır.

3- En son kan 1995 iç savaşında akmıştı. Savaş sırasında

Başkent Saraybosna tarihin en uzun süre kuşatma altında kalan şehirlerinden

biri olmuştu. Kuşatma açlık ve yokluk demek. Mirza o zaman daha 3.5

yaşındaymış. Babasının şehit olduğu haberi eve ulaştığında annesine söylediği

ilk cümle;  Anne, şimdi biz babamı

pişirip yiyebilir miyiz! olmuş. Sanırım savaşı ve açlığı bundan daha iyi

anlatan bir örnek olamaz.

4- Bosna bütün kıyıma ve yıkıma rağmen Osmanlı eserleri

ile dolu. Ecdad yadigarı Başçarşı,500 yıllık geçmişine karşın hala dimdik

ayakta. Ve hâlâ Bosna nın en canlı bölgesi.

5- Avrupa nın tarihteki ilk umumi halk tuvaleti de

Başçarşı da. O yıllarda Avrupa nın tuvalet nedir bilmediği ve pisliklerini

camdan aşağı atarak kurtulduğu hatırlandığında herhalde bunun anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Kendi tarihini unutup, Avrupa yı medeniyet projesi olarak görenler bilmem

bundan ders alır mı

6- Başçarşı yı Osmanlı beylerbeyi Gazi Hüsrev Paşa

yaptırmış. Çarşıdaki dükkânların gelirini de, yine kendi yaptırdığı medresede

okuyan öğrencilere vakfetmiş. Bu medresede okuyan öğrenciler,  tam 500 yıldır, her öğle namazından sonra,

bir şükran borcu olarak Gazi Hüsrev Bey adına hatim indiriyor. Ne büyük

ticaret, ne büyük kazanç! Paralarını katlara, yatlara, lüks hayatlara ve hatta

boş tablolara harcayan şimdinin işadamları örnek alırlar mı ki

7- Kaddafi bir dönem Mostar daki askeri okulda okumuş.

Orada Sofia isimli bir kızla tanışmış. Evlenmişler. Sofia, Kaddafi için

Müslüman olmuş ve Safiye adını almış. Şimdi Safiye nerededir, ne yapıyordur,

Mostar ı özlüyor mudur Hayat ne hikâyeler saklıyor içinde.

8-Boşnaklar Türkleri çok seviyorlar. Öyle ki

pencerelerine Türk bayrağı asılmış yüzlerce ev görmek mümkün. Ama bizim için

asıl sürpriz, Ayvaz Dede şenliklerine giderken gördüğümüz bir ev oldu. Fotoğrafını

da çektik. Bosna bayrağı, Türk bayrağı ve Saadet bayrağı yan yanaydı.

9- Yatsı namazından sonra 600 yıllık bir Nakşi dergahında

zikre katıldık. Müthişti. Ama asıl müthiş olan dergâhın şeyhi Halil Hulusi

Efendi ydi. Savaş sırasında Aliya nın generallerindenmiş. Şimdi ise herkesin

önünde saygıyla eğildiği bir Dergâh şeyhi. Bence bize lazım olan da bu; savaşta

kumandan olabilecek şeyhler, barışta şeyh olabilecek kumandanlar

10- Son olarak, yolunuz bir gün Bosna ya düşerse bütün

bunların yanında Boşnak böreği yemeyi, üzerine de Boşnak kahvesi içmeyi sakın

ihmal etmeyin.

Ramazanınız mübarek olsun efendim