Geçen hafta sonu, Tokat taydım.
Tokat Yurt-Ay Der (Tokat Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar
Derneği) in Hey Gidi Günler Hey programına katıldım. Bu yıl 3. üncüsü
düzenlendi. 3 yıldır geliyorum. Her gelişimde ayrı bir sürprizle
karşılaşıyorum.
İlkokul dönemlerinde çınarın dibinde sabahları mıntıka
temizliği yapar, günün ilerleyen saatlerinde çelik/çomak oynardık. O gün de
anlamlı bir güne tanıklık etti dev cüsseli çınar.
Çınarın gölgesini yaydığı alan, hem geçmişin hem bizim
kuşağın hem de bizden sonraki kuşağın buluşma noktasıydı.
30 yıl görüşmediğimiz dostlarımız ve bizden sonra gelen
kuşakla kucaklaştık.
Hepimiz yıllar sonra, kaderin savurduğu rüzgarla nereden
nereye gelmiş olduğumuzu farkettik. Birbirimize bakıp Hey gidi günler hey!
dedik.
***
Yetiştirme yurdun kapısından elimizde yarı boş valizle
çıkmıştık yıllar önce.
Meçhule kalkan bir gemi gibi, geleceğin sisleri arasına
daldık.
Ayaklarımızın üstünde durabilmek için var gücümüzle
çalıştık, çabaladık.
Hedefimiz vardı. En önemlisi ideallerimiz
Elimizden tutan yoktu belki Varsın, yakınlarımız,
akrabalarınız olmasın Ama sığındığımız, dayandığımız öyle güçlü bir bağ vardı
ki, O bize şah damarımızdan daha yakındı.
Değil mi ki;
O nu (Allah ı) bulan neyi kaybetmiş, O nu kaybeden neyi
bulmuştur!
Tırnaklarımızla kazıya kazıya belli noktalara geldik.
Kimimiz, memur, kimimiz müdür, kimimiz doktor, kimimiz
mühendis, kimimiz gazeteci olduk.
Ama insanlığımızdan asla taviz vermedik.
Basit gibi gelecek ama bize öğretilen küçüklere sevgi,
büyüklere saygı kavramını bozmamaya özen gösterdik.
Belki, bizden sonraki gelen nesil için örnek model
oluşturduk bilmeden.
***
Bizim yaşadığımız dönemlerde devlet desteği kısmen
vardı. Şimdi devlet bütünüyle imkanlarını seferber etmiş. 12 kişilik
yatakhaneler, şimdi 2 kişilik odalara dönüşmüş. Üstelik bir çocuğun isteyeceği
her türlü konfor mevcut. Odada, bilgisayar, televizyon ve çalışma masaları var.
Tokat Valisi sayın Mustafa Taşkesen le konuşuyoruz Zaman
zaman yurda ani ziyaretlerde bulunduğunu söylüyor. Yöneticilerden bilgi alıyor.
Günün hangi saatinde olursa olsun, çocukların durumunu kontrol ediyor.
Diyor ki:
Ben idarecilerimin, maaşını alan bir memur zihniyetinde
çalışmasını istemiyorum. Görevli arkadaşların yurtta kalan çocuklar için hassas
olmasını istiyorum. Eğer memur zihniyetinde çalışacaksa, giderim sokaktan
onlarca insan bulur, getiririm.
Ben diyorum ki, bu çocuklar bize birer emanet. Kutsal
emanettir. Kutsal emanete nasıl bakılacaksa, bizde öyle bakmalıyız. Her türlü
ihtiyacını karşılamak bizim asli vazifemiz diyor.
Bu sözlerin altını özellikle çiziyor.
***
Devlet bütün gücünü bir baba şefkati ile hissettirmeli.
Yetimlere bakmak, bir sarraf zerafetinde olmalı.
Alıngandır, hayata küstür, kırgındır Tek dayanağı
sevgidir. İdarecilerin bu noktada gerçekten çok ama çok hassas olması
gerektiğini şahsen vurgulamak isterim.
Çünkü geçmişte yaşanan o kadar çok hatalar var ki
Detaylarına girmek istemiyorum.
***
Benim için en önemli sürprizlerden biri, yıllardır
kahrımızı çeken, elbiselerimizi elleriyle yıkayan Emine Ana ydı.
Yetiştirme yurdunda kalan bilir; çalışan hademe veya kadınlara
anne denirdi. İlerleyen yaşına rağmen Emine Ana mızı görünce ellerine
sarıldık, helallik diledik. Bize anne lik yaptığı için kendisine Allah razı
olsun dedik, dua ettik, dua istedik.
Eminim o gözyaşları mutluluk gözyaşıydı.
***
Bu yıl da sürprizlerden biri; Tokat Yetiştirme Yurdundan
Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Salih Karaca nın şahsımıza layık
gördüğü bir plaketti. Dostlarım adına kabul ettim.
Organizede, Tokat Valisi sayın Mustafa Taşkesen i, Sosyal
Hizmet Daire Başkanı Davut İmamoğlu nu ve diğer hazırun u, çocuklara manevi destek verdikleri için kutluyorum.
Özellikle Tokat Yurt-Ay Derneği Başkanı Karaca yı bizi
bir araya getirmek için gösterdiği çabadan dolayı tebrik ediyorum.