Ali Yaman / Erzincan

Soru: Bazı tasavvuf tarikatları ve dini cemaatler bütün Müslümanları kendi tarikat veya cemaatlerine katılmaları hususunda genel dâvet yapıyorlar. Bu doğru mudur?

Cevap: Kesinlikle yanlıştır. Davet imana, İslâm’a, Şeriat’a yapılır. Mezhebe, tarikata, hizbe, fırkaya, meşrebe davet olmaz. Bu tarikata girmek nasip meselesidir. Kimse bu konuda zorlanmaz.

Hüsnü Diri / Gaziantep

Soru: Dinlediğimiz vaazların hemen hemen % 80’inde dünyanın tu kaka olduğu, değer verilmemesi lâzım geldiği anlatılmaya çalışılıyor.

Şunu soruyorum:

“Dünyayı bırakın” diye bir ayet var mı?

Peygamberimiz böyle bir ifade kullanmış mı?

Dünyayı bırakacaksak Allah bunca helâl olan nimetleri bize niçin ikram etmiştir?

Cevap: Önce şuradan başlayalım:

“Dünyayı bırakın” diye ne bir ayet ne de bir hadis-i şerif yoktur.

Ancak, Rabbimiz:

“Allah’ın sana verdiği şeylerden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma” buyurur. (Kasas .S.A: 77)

Ahirete bu dünyadan gidilir. Denize bakın, gemiler göreceksiniz. Gemi denizin üzerinde yürüyor. Denizi içine almıyor. İnsan da ahiret yolculuğundan dünyanın bütün imkânlarını kullanarak, at gibi üzerine binerek ahirete doğru yol alacak.

Bu yolculukta insan;

*          Başkasının alın teri ve kanı üzerinde gemisini yüzdürmeyecek.

*          Helâlinden, temizinden istifade edecek, dünyasını kazanacak. Bu ona âhireti de kazandıracaktır, inşaallah…

Ali İhsan Gönüllü / Konya

Soru: Allah (c.c.), Muhammed (s.a.v.) ve sahabe radiyallahu anhum hazeratı anıldığında hangi dua cümleleri söylenmelidir? Bunları söylemesek günah olur mu?

Cevap:  Allah Azze ve Celle’ nin adı geçtiğinde:

*          Azze ve Celle,

*          Teâlâ

*          Sübhânehu ve Teâlâ,

*          Tebâreke ve Teâlâ,

*          Celle Zikruhu,

*          Tebâreke İsmuhû,

*          Cellet Azemetuhû… vesaire gibi ifadeleri yazıda yazmak, konuşmalarda söylemek müstehabtır.

Hazreti Peygamber Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’in ismi geçtiğinde:

*          Sallallâhu aleyhi ve sellem yazıda yazılmalı konuşulurken de söylenmelidir.

Sahabe ismi geçtiğinde de:

*          Radiyallahu anh, demelidir.

Eğer sahabe, sahabe oğluysa:

*          Radiyallahu anhuma, demelidir.

Diğer âlimler ve güzel insanlar için de:

*          Radiyallahu anh

*          Rahimehullah… demelidir.

Bunlar hepsi birer duadır. Bir insan bir kitaptan veya herhangi bir yerden okurken bu duâlar yazılmamış olsa bile okuması tekrarından usanmaması gerekir. Kim bunları terk ederse büyük sevaplardan mahrum kalmış, büyük bir sevabı kaçırmış olur.

Soru: Şer’i nikâhta mehir nasıl belirlenir?

— Şer’i nikâhta merasimi esnasında bir olaya şahid oldum. Mehir meselesi konuşuldu. Evlenenler bu konuda bilgi sahibi değillerdi. Nikâhı kıyan zât mehri anlatırken erkek tarafından biri:

— “Hocam, usuleten siz bir şey söyleyiverin” dedi. Hoca bu teklife çok kızdı. Sonunda bir şey belirlendi ama yine de mehir usûleten oldu.

Mehir nedir? Nasıl belirlenmelidir?

— Mehir evlenen bir kadının, kadınlığı karşılığı olarak kocasından veya alacağı, anlaşma ile şer’an belirlenen para ve parasal değeri olan ve nitelikleri bilinen maldır.

Mehirsiz nikâh olmaz. Eğer taraflarca konuşulmadı ise, mehr-i misil denilen (kadının baba tarafından kendisi gibi olanlara nikâhladıkları zaman ödenen) mehir, kocanın borcu olur.

Mehir,

*          Peşin (muaccel)

*          Vâdeli (mueccel) olabilir.

Erkek, eşinin vâdeli mehrini vade geldiğinde veya boşandığında derhal ödemek zorundadır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’ de:

“Kadınlara mehirlerini gönül rızasıyla verin” (Nisa S. Â:4) buyurulmaktadır.

Erkeklerin, çeşitli entrikalarla bu hakkı kısmen ya da tamamen yemeleri, geri almaları asla meşru değildir.