Kamplaşma ve kavgaların gölgesinde kalan Anayasa değişikliği paketinin içinde ne var?
Millî Gazete, Mayıs ayında Meclis‘te kabul edilen ve Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylandıktan sonra YSK tarafından 12 Eylül‘de halkoylamasına sunulan Anayasa değişiklik paketinin içeriğini; kısa ve öz bilgilerle ortaya koyuyor.
Türkiye, 12 Eylül‘de sandık başına gidecek. Ama bu sefer, milletvekili ve belediye başkanlığı seçimi için değil, hem doğrudan halkı ilgilendiren hem de sistemin özünde önemli değişiklikler öngören referandum için. Fakat 7 aylık süreçte liderlerin atışmaları, siyasilerin meclisteki kavgaları ve oluşturulan kamplaşma havası, Anayasa‘da 17. kez yapılacak değişikliklerin içeriğini ikinci planda bıraktı. Peki, 12 Eylül‘de oy kullanacak, 49 milyon 446 bin 269 seçmen neye ‘evet‘ neye ‘hayır‘ diyecek? Millî Gazete, Mayıs ayında Meclis‘te kabul edilen ve Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylandıktan sonra YSK tarafından 12 Eylül‘de halkoylamasına sunulan Anayasa değişiklik paketinin içeriğini; kısa ve öz bilgilerle yeniden ortaya koyuyor.
Bugüne kadar 16 değişiklik yapıldı
12 Eylül darbesinden sonra askeri yönetim tarafından hazırlanan ve 7 Kasım 1982 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa‘da bugüne kadar 16 kez değişiklik yapıldı. Bugüne kadar geçen 28 yılda yeni bir anayasa yapılması en azından antidemokratik hükümlerin Anayasa‘dan çıkarılması konusu çeşitli dönemlerde sürekli tartışıldı. Bu süreçte, geçici maddelerle birlikte toplam 194 madde bulunan 1982 Anayasası‘nın toplam 85 maddesi değiştirildi, eklenen 3 geçici maddeden 2‘si daha sonra metinden çıkarıldı.
AKP iktidarları döneminde gerçekleştirilen Anayasa değişikliklerinin tamamına yakını ise Avrupa Birliği‘ne uyum süreci çerçevesinde gerçekleştirildi. Sadece Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ve üniversitelerde kılık kıyafeti serbest bırakan Anayasa değişikliği bu sürecin dışında kaldı.
Ak Parti hakkında açılan kapatma davası ve HSYK‘daki kararname krizleriyle birlikte Türkiye, 2009‘u oldukça sıkıntılı geçirdi. Anayasa Mahkemesi‘nin Meclis‘in üzerinde adeta senato konumunda kararlar alması ve Ergenekon davasıyla başlayan süreçte HSYK‘nın kritik hamleleri, Hükümeti yargı vesayetine karşı yeni yasal düzenlemeler yapmak zorunda bıraktı. Bütünüyle yeni bir Anayasa yapmak için 2007 seçimlerinden sonra bir taslak hazırlatan iktidar, yeni Anayasa taslağını askıya alarak özellikle yargı vesayetini kırmak için 30 maddelik kısmi bir Anayasa değişiklik paketi hazırladı.
3‘ü geçici olmak üzere 30 maddelik paketin en tartışmalı düzenlemeleri; Anayasa Mahkemesi ve HSYK‘nın yapısını tümden değiştirilmesi, siyasi parti kapatma davalarında Meclis‘e danışma yetkisi verilmesiydi. Ancak paketin Meclis‘teki ikinci tur görüşmelerinde bir sürpriz yaşandı. Parti kapatmayı Meclis‘in ön iznine bağlayan 8‘inci madde, 327 oyda kaldı ve paketten düştü. Maddenin devamı niteliğindeki Geçici 18‘inci madde de hükmünü yitirdiği için düşürüldü. Anayasa değişikliği paketi, böylece 336 oyla Meclis Genel Kurulu‘nda kabul edildi. 330 ile 367 aralığında Meclis‘ten geçtiği için de, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 12 Mayıs‘ta onanarak referanduma sunuldu. Anayasa Mahkemesi de CHP tarafından açılan davada kısmi iptal kararı vererek, referanduma giden yolu tamamen açtı.
12 Eylül‘de toptan karar
Anayasa değişikliği paketiyle ilgili en çok tartışılan hususlardan birisi de, 28 maddenin birlikte halkoyuna sunulmasıydı. Hükümet, Venedik Komisyonu kararlarını gerekçe göstererek, paketin tümüyle oylanmasından yana tavır aldı. Maddelerin tek tek veya gruplanmış halde pusulada yer alması teklifleri ise kabul görmedi. Şimdi 12 Eylül‘de herkes toptan ‘evet‘ veya ‘hayır‘ diyecek. Paketteki, 12 Eylül darbesini yapanlara yargı yolunu açan madde ise sembolik de olsa oldukça büyük bir anlam ifade ediyor. İhtilali yapanlarla ilgili kararı, darbenin yapıldığı tarihte halkoyuna sunulacak.
İlk 4 madde sosyal haklarla ilgili
Anayasa değişikliğinde ilk 4 maddesinde daha çok sosyal hakları içeren düzenlemeler yer alıyor. İlk değişiklik Anayasa‘nın 10‘uncu maddesinde yapılıyor ve kadınlara pozitif ayrımcılık getiriliyor. Kadınlara, Anayasal güvence tanınıyor.
Kadın ve erkek eşitliğini düzenleyen yürürlükteki madde; "Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir" diyor. Yeni düzenlemedeyse eşitliğin üstüne yeni haklar da getiriliyor. Cümlenin yeni hali şöyle: "Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz."
Şehit yakınları ve çocuklara ayrıcalık
Şehit yakınları ve gaziler, Anayasa güvence altına alınıyor. Anayasa‘nın 10‘uncu maddesinde yapılan değişiklik "özel surette korunması gerekenler" ifadesiyle şehit yakınları ve gazileri de kapsıyor. Bu değişiklik ile şehit yakınları ve gaziler için ilave tedbirler, onların durumlarını düzeltmeye yönelik önlemler alınması da mümkün olacak. 10 ve 41. Maddelerdeki değişiklikle, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yeni haklar getiriliyor. Bu üç kesim, ‘özel surette korunması gerekenler‘ sınıfına alınırken, bunlarla ilgili alınacak kararlarda eşitlik ilkesi aranmayacak. Özellikle 41. Maddedeki değişiklikle, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı; devletin koruyucu tedbirler alabileceği hükmü yer alıyor. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak.
Kişisel bilgiye güvence
Mevcut Anayasa‘da kişisel bilgilerin korunmasını güvence altına alan herhangi hüküm bulunmuyor. Ancak Anayasasının 20. maddesine eklenen paragraf ile herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Kişi kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi isteyebilecek. Kişisel veriler ancak, ilgili kişinin rızası ile işlenebilecek. Bir anlamda olağanüstü dönemlerde yaşanan fişlemeler tarihe karışacak.
Yurtdışı yasağına mahkeme kararı şart
Anayasa‘nın ‘Seyahat Hürriyeti‘ başlıklı 23. maddesinde değişiklik yapılıyor. Yurtdışına çıkma hürriyetini de genişletiyor. Buna göre, ‘‘vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırabilecek‘‘. Şu anki uygulamada idari kararla kişilere yurtdışı çıkış yasağı getirilebiliyor. Örneğin, vergi borcunu ödemeyen birisi, havalimanından geri döndürülebiliyordu. Değişiklikle birlikte, özellikle işadamlarının yurtdışına çıkmasına yönelik engeller kalkmış olacak.
Çalışma hayatına ilişkin üç değişiklik
Halkoylamasında çalışma hayatına ilişkin üç önemli konuda halkın onayı istenecek. Anayasa‘nın "Sendika Kurma Hakkı‘‘ başlıklı 51. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor. Anayasa‘nın 53. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, taraflar Kamu Görevlileri Kuruluna başvurabilecek. Kurul kararları kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak. Toplu sözleşmenin emeklilere yansıtılmasının yolu da açılıyor. Anayasa‘nın ‘Grev Hakkı ve Lokavt‘ başlıklı 54. maddesinde değişiklik yapılıyor. Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor. Şu an mevcut düzenlemede memura sadece toplu görüşme hakkı veriliyor. Toplu görüşmelerin sonucunda da hükümetin belirlediği zam oranı geçerli oluyor. Memurların disiplin kovuşturması konusunda hükümler getiren 129. maddesinde değişiklik yapılarak, uyarma ve kınama cezaları da yargı denetimine açılıyor. Mevcut durumda memurlar, uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu kullanamıyor.
Kamu denetçiliği geliyor
AİHM‘e taşınan davaları azaltmak amacıyla, yeni bir hak arama yolu açılıyor. Paketin 9. Maddesi, ‘Kamu Denetçiliği Kurumu‘ (ombudsmanlık) oluşturuluyor. Kurum, TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ile ilgili şikâyetleri inceleyecek. Kamu başdenetçisi, TBMM tarafından gizli oyla ve 4 yıl için seçilecek. Vatandaşlar, idarenin eylemlerinden kaynaklanan şikâyetler için mahkemeye müracaat etmeden, karşılaştıkları sıkıntıları bu kurum aracılığı ile çözebilecek. Ayrıca 11. madde ile birlikte, Anayasa‘nın TBMM‘nin Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94. maddesinde değişiklik yapılıyor. Seçim süresinin 5 yıldan 4 yıla indirilmesi nedeniyle Başkanlık Divanının 2. dönem görev süresi konusunda düzenleme yapılıyor. Buna göre, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanı 2. devre dönemin sonuna kadar görev yapacak.
Milletvekilliği düşmeyecek
Yine siyasi parti kapatma davalarında, sorumluluğu bulunan parti yöneticilerinin milletvekilliğinin düşmesi uygulamasına son veriliyor. Paketin 10. Maddesindeki düzenleme ile Anayasanın "Milletvekilliğinin Düşmesi‘‘ başlıklı 84. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Artık parti kapatılsa dahi, milletvekilliği sona ermeyecek. Mecliste bağımsız milletvekili olarak temsile devam edecek. Böylece millet iradesi, kesintiye uğramayacak. Anayasadaki mevcut durum şöyle: "Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesi‘nin temelli kapatmaya ilişkin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazete‘de gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer." Anayasa‘daki bu fıkra, anayasa değişiklik paketiyle ortadan kaldırılıyor. Anayasa değişikliğinin getireceği bir diğer yenilik ise Ekonomik Sosyal Konsey olacak. Anayasanın, 166. maddesinde değişiklik yapılarak, ‘‘Ekonomik ve Sosyal Konsey‘‘ Anayasa kapsamına alınıyor. Konsey‘de işçi ve işveren sendikaları, tüccar, sanayici ve meslek örgütlerinin temsilcileri yer alacak.
İrtica iddiası YAŞ‘tan mahkemeye
Paketteki çok önemli değişikliklerden birisi de, YAŞ kararlarına yargı yolunun açılmasına ilişkin düzenleme. Paketin 12. maddesinde, yıllardır tartışma konusu olan ve başta irtica olmak üzere çeşitli nedenlerle ordudan ihraç edilen TSK mensuplarına, yargı yolu açılıyor. Anayasanın, "Yargı Yolu‘‘ başlıklı 125. Maddesinde yapılan değişiklikle, Yüksek Askeri Şûra‘nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararı mahkemeye taşınabilecek. Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacak. YAŞ kararıyla ordudan atılan subay ve astsubayların durumu, yıllardır en çok tartışılan antidemokratik uygulamaların başında geliyordu. Anayasa değişikliği ile ordudan ihraç edilen personele, mahkeme kararıyla görevine dönme imkanı getiriliyor. Uygulamanın hangi tarihten itibaren başlayacağı ise belirsiz. Hukukçulara göre, değişikliğin halkoyundan geçmesi durumunda bugüne kadar ilişiği kesilen bütün personel de hak aramak için dava açabilir.
Askere sivil yargı yolu
Paketteki diğer bir önemli değişiklik ise askeri yargının görev alanın yeniden belirlenmesi. Anayasanın "Askeri Yargı‘‘ başlıklı 145. maddesinde yapılan değişiklikle, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak. Ayrıca askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülecek.
HSYK silbaştan oluşturuluyor!
12 Eylül‘deki referandumda halk şayet Anayasa değişikliği paketine evet derse, HSYK‘nın yapısı da tümden değişecek. Son dönemde yaşanan Ergenekon ve Balyoz davalarındaki krizlerin odak noktası olan HSYK, hem yapısal, hem de işleyiş ve görev açısından yeniden oluşturuluyor.
Paketin 23. Maddesinde, Anayasa‘nın HSYK‘nın yapısını düzenleyen 159. Maddesinde öngördüğü değişikliğe göre; şu anda 7 asıl, 5 yedek üyeli olan HSYK, 22 asıl ve 12 yedek üyeye çıkarılıyor. Ayrıca üç daire halinde çalışacak. Kurulun başkanı ise eskiden olduğu gibi Adalet bakanı olacak, Adalet Bakanlığı müsteşarı da kurulun tabii üyesi olacak.
Ancak HSYK‘yı etkileyen en önemli değişiklik, kurula üye seçiminde yaşanacak. Şu anda Yargıtay ve Danıştay‘ın üyeleri arasından oluşturulan Kurulun yeni yapısında, 4 asıl üyesini cumhurbaşkanı; 3 asıl ve 3 yedek üyesi Yargıtay; 2 asıl ve 2 yedek üyesi Danıştay; 1 asıl ve 1 yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu; 7 asıl ve 4 yedek üyesi adlî yargı; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idarî yargı belirleyecek. HSYK‘da bir diğer önemli değişiklik ise HSYK kararlarına yargı yolunun açılması olacak. Bilindiği HSYK‘nın verdi meslekten çıkarma cezaları, YAŞ kararları gibi kesindi. Bu düzenleme ile Kurulun "meslekten men‘‘ cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getiriliyor.
12 Eylül‘e yargı yolu
Anayasa‘da 12 Eylül darbecilerini koruyan Anayasa maddesi de, tamamen çıkarılıyor. Anayasa değişiklik paketinin 12 Eylül tarihine denk gelmesiyle farklı bir anlam kazanan bu madde, darbecilere yargılama yolunu açıyor. Paketin 25.maddesindeki değişiklikle Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi‘nde görev alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor. Böylece Kenan Evren dâhil darbede rol oynayan bütün TSK mensuplarına mahkeme yolu açılacak.
Anayasa Mahkemesi de yeniden yapılanacak
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki kritik 367 kararı ve başörtüsüne ilişkin Anayasa değişikliğine ilişkin iptal kararlarına imza atan Anayasa Mahkemesi, referandumda evet oyu çıkarsa tümüyle yeniden yapılanacak. Özellikle üye sayısı ve atama şekillerinde bir dizi değişiklik içeriyor. Buna göre Yüksek Mahkeme, yeniden yapılandırılacak. Halen 11 asıl 4 yedek üyeli Anayasa Mahkemesi, 17 asıl üyeden oluşacak. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3‘er aday arasından; 1 üyeyi ise baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oyla seçecek.
Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3‘er aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere 3 üyeyi ise YÖK‘ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3‘er aday içinden seçecek. Cumhurbaşkanı, 4 üyeyi de üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1. sınıf hakim ve savcılar ile en az 5 yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından belirleyecek.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla karar alacak.
Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri, dosya üzerinden inceleyecek. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilecek.
Mahkeme, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilecek, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasi partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinleyecek. Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçilecek. Bir kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek. 12 yıldan önce yaş sınırını dolduran üye emekliye ayrılacak. Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri "asıl üye‘‘ sıfatını kazanacak.
Komutanlara Yüce Divan
Paketin 19. Maddesindeki düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Ayrıca Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan‘da yargılanacak. Bugüne kadar Genelkurmay başkanlarının nerede yargılanacağına ilişkin herhangi bir yasal hüküm bulunmuyordu.




