Bu ülkede genellikle milli güvenlik stratejilerinde iç düşmanlar ağırlıklı ve öncelikli yer tutar. Bir bakıma iç düşmanlar dış düşmanlardan daha tehlikeli görülür ve öyle takdim edilir.

Gerçekten söz gelimi bu ülkede irtica ve laiklik karşıtlarının oluşturduğu ve ülke bütünlüğünü tehlikeye atacak nitelikte bir tehlike söz konusu mu

Şahsen bu soruya "hayır" diyenlerdenim.. Hayır dediğim için de bazı çevrelerce çok önemli bir düşman ve tehlike olarak kabul edileceğimi ve böyle takdim edileceğimi de biliyorum. Bir başka şeyi daha biliyorum ki, bu ülke hiç kimseye babasından miras kalmadı ve vatanseverlik kimsenin tekelinde değildir.

Söz gelimi her fırsatta PKKterörü ile irtica tehlike olarak aynı ağırlıkta görülür -hatta zaman zaman irtica tehlike olarak PKKterörürün önüne alınır- ve kamuoyuna böyle takdim edilir. İrticanın ne olduğu, laiklik karşıtlığından ne anlaşıldığı ve tehlike olarak takdim edildiği belirsizdir. Hatta, bu tehlike öylesine belirsiz ve tariften yoksundur ki, bazılarının ülke elden gidiyor diye çığlık attıklarında toplumun bir başka kesimi ülkenin nasıl olup da elden gittiğini anlamaya çılışmaktadır. Tüm bunların sebebi, kişiler özel yaklaşımları sebebiyle bazı konuları tehlike haline getirirken, toplumun çok önemli bir kesimi bu hayali tehlikeyi anlamaya çalışmaktadır.

Toplumun bir kesimi çok iyi niyetle bazı düşünceleri tehlike olarak görebilir -düşüncenin tehlike olarak görülmesi çağdışı bir tepki olmakla birlikte- ve bu tehlikenin gelişmesini engelleyici bazı tekliflerde bulunabilir. Ancak, kendi hayal dünyalarında oluşturdukları bir tehlike uğruna toplumun büyük çoğunluğu zan altında tutulur, tehlikeli insanlar olarak görülüp takdim edilirse hiç yoktan oluşturulmuş bir tehlike uğruna toplumun kamplara ayrılmasına zemin hazırlanmış olmaz mı Bundan kimin ne yararı olabilir Bir başka ifade ile olmayan bir tehlike adına toplum kamplara bölünür ve karşı karşıya getirilecek olursa bundan yararlanacak sadece dış düşmanlar olmayacak mıdır

Bu konuya zaman zaman dikkat çekmeye çalışıyorum. Yeniden konuyu ele alışıma DYPGenel Başkanı Mehmet Ağarın  "Devlet mekanizmasının yapılanması içeriye göre değil, dışarıdan gelen tehditlere göre olmalı" sözleri sebep oldu. Sayın Ağar özetle, "İç düşman üretmeyelim" diyor.. Bu sözlere aynen katılmakla birlikte şahsen belli kesimlerden bir irtica yaygarası kopartılması halinde Ağarın bu sözlerini o zaman da tekrarlayacağını, "Beyler hayali iç düşmanlar üreterek ülkemiz için gerçek tehlike olan dış düşmanlarımızı unutmayalım. Bu tür hayali tehlikelerle dış düşmanlarımıza hizmet ettiğimizi gözden kaçırmayalım" demesini ummak hakkımız olmalıdır. Ancak, geçmişte genel başkanı olduğu partinin bazı yöneticilerinin belli çevrelerin kopardığı irtica yaygarası ve laiklik elden gidiyor kampanyalarına destek vermiş olduklarını unutmuş değiliz.

O hayali irtica tehlikesinden ülkeyi kurtarmak adına(!) pek çok DYPli kendini feda etmişti(!)..

DYP yöneticilerinin geçmişte sergiledikleri bazı tavırlar sebebiyle Sayın Ağarı elbette suçlayamaz ve mahkum edemeyiz. Ancak, ağzımız öylesine yandı ki.. Pekçok siyasi seçim meydanlarında demokrasi ve özgürlüklerin savunuculuğunu kimselere bırakmazkan siyasi iktidarların siyaset dışı yollarla devrilmesine destek verdiklerini de unutmuş değiliz..

Sütten ağzımız öylesine yandı ki, artık bazı siyasilerin ne söylediklerinden çok ne yaptıklarına bakıyoruz. Her miting meydanında kendisine birilerinin hediye ettiği Kuran-ı Kerimi öpüp başına koyan bir siyasi, şimdilerde başı örtülü genç kızlarımıza okumaları için Suudi Arabistana gitmelerini söyleyebiliyor..