Muhterem Müslümanlar;

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir gerçeği şöyle beyan

eder: “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür; nasıl ölürse öyle dirilir; nasıl

dirilirse öyle haşrolur.”

Bu şu demek oluyor. İnsanlar ahiret rotasını dünyadaki

yaşam tarzlarıyla çiziyorlar. Yaşantımız iyi olursa ölümümüz de iyi oluyor.

Ölümü iyi olanların ahireti de memur/arzu edilen güzellikle oluyor. Bu

ifadeleri lütfen dikkate alınız.

Bu dünyada insan kime ne bahane bulmuşsa, kimlere nasıl

davranmışsa o hâl ile hâllenmedikçe dünyadan göçmüyor. Onun için zikrimizi,

fikrimizi, tavır ve davranışlarımızı Kur’ân ve Sünnet ölçüleri doğrultusunda

ifa edelim. Dünya kısa ve çabuk geçiyor. Dikkate alıyor musunuz, benim bu

ifadelerime muhatap olanların içinde hiç birimiz elli sene sonra bu dünyada

yaşıyor olmayacağız. Elli sene içinde bu dünyadan göçüp gideceğiz. Elli sene

dediğiniz ne ola ki, gözümüzü açıp kapayıncaya kadar her şey biter.

Muhterem Müslümanlar!

Hayattan ibret almak için tarihte çok dikkat çekici

örnekler vardır. Size bu örneklerden birini arz edeyim:

Tabiin devrinin tefsir ve hadis alanında ünlü zâhidlerin

arasında yer alan Said bin Cübeyr vardır. Bu zat Müslümanların gönlünde destanî

bir kişiliğe sahip olmuş zevat-ı kiramdandır. Böylesi mübarek bir insanı

dünyanın en zalimleri arasında yer alan Haccâc öldürtmüştür. Haccâc, Said’in

öldürülmesi kararını verince onu karşısına alıp:

– Seni öyle bir ölümle öldüreceğim ki, geçmiş ve

geleceklere ibret olacaksın demişti.

Bu sözü duyan Said, Haccâc’a, asıl ibretlik sen olacaksın

mesajı verircesine ona güldü. Bu gülüşle kalbine ok gibi saplanan mana ile

Haccâc telaşla Said’e sordu:

– Ne gülüyorsun be adam

Said (R.A.)’in cevabı şu oldu:

– Senin Allah karşısındaki cüretine ve bunca zulmüne

rağmen Allah’ın sana hâlâ imkân vermesine gülüyorum. Ne kadar acınacak ve

gülünecek hâlin var biliyor musun ey zavallı adam

Ve işkence başladı. Bir gün sonra Said öylesine bitkin

düştü ki, sesi zor duyulur hâle geldi. Şu istekte bulundu:

– Ölüm ânım yaklaştı. Bırakın da 2 rekât namaz kılayım.

Haccâc kükredi:

– Kıl, fakat Müslümanların kıblesinin tersine dönerek.

Said hazretleri iki büklüm doğruldu. Gösterilen

istikamete döndü ve şu âyeti okudu:

“Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz dönün,

Allah’ın yüzü ile karşılaşırsınız” (Bakara Suresi, ayet: 115)

Said (R.A.) 2 rekât namazını bitirdi, bitirir bitirmez de

boynu vuruldu.

Her iki gecede bir hatimeden.

Sık sık ağlayıp yanındakileri de ağlatan.

Ağlamaktan gözleri şişen... Said, dünyaya böylece veda

etti. İnnaLillahi ve innarâciûn...

Muhterem Müslamanlar!

Kaynaklar bize şu ilginç tabloyu çizmektedir.

Haccâc ölürken bir türlü canı çıkmıyordu. Dalıp dalıp

ayılıyor ve şöyle diyordu:

– Said bin Cübeyr beni bırakmıyor ki öleyim. Yakama

yapışmış “Beni ne hakla öldürdün ” diye soruyor.

Uzun bir can çekişme sonrasında ölen Haccâc rüyada

görüldü. Şöyle diyordu:

– Öldürdüklerimin her biri beni bir defa öldürüyor,

yeniden diriliyorum; fakat Said beni yetmiş kere öldürdü. (Ebu’l-Kâsım Kuşeyri,

Letaifu’l-İşaret. c/8. Sf:9)

Muhterem Müslümanlar!

Konunun başındaki ifadelerime dönüyorum: Dünyada nasıl

yaşarsak öyle öleceğiz; neleri amel olarak işlemiş isek onlarla karşılaşacağız.

Örnek verdiğimiz vaka da meselenin böyle olduğunu teyit ediyor.

Aklımızı başımıza alalım... Yaşam çizgimizi düzgün

yapalım.