Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

iki cihan saadetinin tek çaresi İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a

hamd ederim. Salât ve selâm, her şeyi tanzim edici olarak gönderilen rahmet

peygamberi, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine, O na

uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.

KUL: Genel olarak itaat etmek, boyun eğmek, tevazu

göstermek, daha açık bir ifade ile kişinin bir kimseye, ona isyan etmeden ve

ondan yüz çevirmeksizin itaat etmesidir.

KUL: Özel olarak Allah a tam bir teslimiyetle boyun eğen,

emir ve yasaklarına titizlikle uyan, isyandan kaçınan insandır. Allah insanları

ve cinleri kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. Allah a kulluğun seçilmesi,

onun dışındaki tüm varlıklara karşı yapılan bir özgürlük ilanıdır. Bu nedenle

kulluk insanı köleleştiren, güç ve yeteneklerini sınırlayan bir nitelik değil,

onu diğer tüm varlıkların üstüne çıkaran, onlardan bağımsız kılan bir

niteliktir. Rabbimiz buyuruyor: Bakara 21: Ey insanlar! Sizi ve sizden

öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece (Allah ın

azabından, bütün şerlerden, batıllardan) korunmuş olursunuz. Sizi yaratana

ibadet ediniz. Sizin gibi yaratılmış olanın sizden farkı yoktur. Onun için sizi

yaratan, yaşatan ve yönetene ibadet ediniz. Şahadet Kelimesini getirerek Allah

dışında tapınılan bütün batıl ilâhları reddediyor, sadece Allah(c.c) a iman

ettiğimizi, Peygamberimiz (s.a.v) i önce kul, sonra rasul olduğunu ikrar ve

tasdik ediyoruz. Böylece Allah a kulluğun içine girmiş oluyoruz. Allah (c.c) a

kulluk eden kimseye HÜR İNSAN , tağuta kulluk edene de KÖLE denilir.

Allah bütün insanlardan kendisine kullukta bulunmaları

için söz almıştır. Söz aldığı kavimlerden birisi de hiç şüphesiz İsrail

oğullarıdır. Bakara 83:  Hani İsrail

oğullarından, Allah dan başkasına kulluk etme¬yin, ana-babaya, hısımlara,

yetimlere, yoksullara, iyilik yapın, insan¬lara güzellikle söyleyin. Namazı dosdoğru

kılın. Zekâtı verin diye söz almıştık. Sonra bir kısmınız hariç, yüz çevirerek

dönüp gittiniz. Allah (c.c) bu ayette, kendisi¬ne birçok peygamber gönderilen,

bir kısmı peygambere inandığı halde, bir kısmı da inkâr eden, münafıklık yapan,

peygamberlerini öldüren, ifsada koşan Yahudilerden bahseder. Yahudilerin

peygamberlerine yaptıkları hileyi, dalavereyi ve hıyaneti Allah (c.c) bize

haber verirken, bizim de aynı duruma düşmememizi ister ve emreder. Günümüzde

Peygamberimiz (s.a.v) aramızda sünnetiyle yaşamaktadır. O nun sünnetine karşı harp

ilan etmek onu öldürmek demektir. O nun Allah tan alıp tebliğ ettiği Kitab a

savaş açmak, ahkâmını yürütmemek, Al¬lah ve resulüne karşı harp ilan etmek

demektir. Bu ayet ile Allah (c.c), Yahudilerin peygamberlerine karşı yaptığını,

bizim yapmamamızı emretmektedir. Allah İsrail oğullarına da İslam ı

emretmiştir. Bakara 131-133: Çünkü Rabbi ona (İbrahime): Müslüman ol, demiş, o

da: Alemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti. Bunu İbrahim de kendi oğullarına

vasiyet etti, Yakub da: Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm ı) seçti. O

halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz (dedi). Yoksa Ya kub a ölüm geldiği

zaman siz orada mı idiniz O zaman (Ya kub) oğullarına: Benden sonra kime

kulluk edeceksiniz Demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak ın

ilâhı olan tek Allah a kulluk edeceğiz; biz ancak O na teslim olmuşuzdur,

dediler.   Yakub (a.s) un lakabı

İsrail dir. Çocuklarına da İsrail oğulları denmiştir. Yakup (a.s) evlatlarına

Allah ın huzuruna Müslüman olarak gelin. İslâm olmadan ölme¬yin. Müslüman

olarak gelin telkininde bulunmuştur. Bunu inkârcı Yahudiler ve

Hıristiyanlar:  Yakup çocuklarına böyle

bir şey demedi yalanlıyorlar. Allah (c.c) da onları: Yoksa siz Yakub un ölümü

esnasında yanında mı idiniz ... sözüyle yalanlıyor. İsrail oğullarının da

davet edildiği şey İslam ve Allah a kulluk makamıdır. İsyan ve ifsat makamı

değildir.

 

IRKÇI EMPERYALİZM

Bunlar inkârcı Yahudilerdir. Allah a ve babaları Yakub

(a.s) a verdikleri Müslümanlardan olacaklarına ve Allah a kullukta

bulunacaklarına dair verdikleri sözü unutup nefislerini ilah edinenlerdir.

Irkçılığı kendilerine din olarak seçmişlerdir. Rabbimiz bunları Kur anda şöyle

tanıtmaktadır. Maide 64: Yahudiler, Allah ın eli bağlıdır (sıkdır), dediler.

Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasılar! Bilakis, Allah ın

elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen,

onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar

(sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa

(fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa

koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.

Bunların bütün gayreti, insanları Allah ın yolundan

uzaklaştırmaktır.  Bu açıdan inkârcı

Yahudiler şeytan ile gaye birliği içindedirler. İnsanları batıla yönlendirip

köleleştiren, ifsat eden ve onları cehenneme sürükleyen ırkçı emperyalizmin

temel inanışı bundan 5700 küsur sene evvel firavunlar zamanında tanzim edilmiş

olan bir sihir kitabına, Kabala ya dayanmaktadır. Bu zihniyetin inanışının 4

temel esası vardır: Bunlar: 1- İnsanlar içinde Beni İsrail ırkına mensup

olanlar üstün varlıklardır ve diğer ırkların hepsi Beni İsrail in köleleri

olarak yaratılmıştır. Onlar önce maymun olarak yaratılmışlar ve sonra da insana

dönüşmüşlerdir. 2- Bu gerçek nazariyatta kalmayacak, yaşama da yansıyacaktır.

3- Bu yansımanın gerçekleşmesi için, Beni İsrail in 3 görevi yerine getirmesi

gerekmektedir; a- Tarih boyunca bulundukları ülkelerde bozgunculuk yaptıkları

için hep sürgüne gönderilmiş olan Beni İsrail in Kudüs te toplanması, b- Beni

İsrail in, Fırat tan Nil e kadar bütün Ortadoğu yu kapsayan (Kıbrıs ve Kuzey

Doğu Anadolu muz da dâhil olmak üzere) Vaat edilmiş Toprakların (Arz-ı Mev ud)

tamamını içine alan BÜYÜK İSRAİL i kurması. Bunun emniyeti için de Fas tan

Endonezya ya kadar 28 ülke yönetiminin kontrol altında bulundurulması ve

Anadolu da Selçuklunun ve Osmanlı nın mirasçısı bağımsız bir devletin

bulunmaması, c- Süleyman Mabedi nin yeniden inşa edilmesi, 4- Bu görevler

yerine getirildiği zaman, Beni İsrail in kurtarıcı olarak gördüğü Mesih

(DECCAL) gelecek (İsa (a.s) değil !) Davut (a.s) ın tahtına kral olarak

oturacak ve Beni İsrail in dünya hâkimiyetini ebediyen perçinleyecektir.

Bu itikada mensup insanlar dünya hâkimiyetlerini kurmak ve

bütün insanları kendilerine köle yapmak için inanışlarına uygun olarak kendi

hak anlayışlarını tanzim etmişlerdir. Bunlar hak anlayışlarını dört şeye

dayandırmışladır: 1- Kuvvet, 2- Çokluk, 3- İmtiyaz, 4- Menfaat. Temeldeki bu

sakatlıktan dolayı yanlış hak anlayışına dayanan bir düzen insanlara saadet

getiremez. Çünkü bu fikrin sahipleri insanlara saadet getirmek için değil

köleleştirmek için düzen kurmuşlardır. Bunların düzeninden hayır gelmez.

Demokrasi, faizci kapitalizm, liberalizm, küreselleşme gibi ne kadar İslam dışı

anlayış varsa, bunların hepsi bunlar tarafından şer için tasarlanmıştır.

Bunlarda Müslümanlar ve insanlık için bir hayır yoktur. Bu anlayışın arkasından

gidilmez. Rabbimiz buyuruyor ve uyarıyor. Bakara 135: (Yahudiler ve

Hıristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu

bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim in dinine uyarız. O,

müşriklerden değildi.

BİR MÜSLÜMAN

Müslüman Allah a teslim olmuş kişidir. İslam dan başka

hiçbir dine ve düzene tabi olamaz. Bulunursa zalimlerden olur. İnsanların

Allah ı bırakıp başkalarına kullukta bulunması uygun bir davranış değildir. Ali

İmran 79: Hiçbir insanın, Allah ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik

vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah ı bırakıp bana kul olun! demesi

mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte

olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.

Bir Müslüman izzet, şeref ve onuru Irkçı Emperyalizmde

aramaz. Nisa 139: Müminleri bırakıp da kâfirleri dost ve yönetici edinenler,

onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar Bilsinler ki bütün izzet

yalnızca Allah a aittir. İZZET kuvvet, üstünlük, aziz olma, şeref ve

değerlilik anlamındadır. Bu sıfat Kur an da tamamen Allah (c.c.) için kullanılmaktadır.

Yani en mutlak izzet sahibi Siyonizm değil, yalnızca Allah tır. Kur an,

gerçek izzetin iman etmek ile elde edilebileceğini müjdeliyor. Müslümanlar

Allah ın (c.c) emrine itaat ettikleri için üstünlük ve şeref kazanırlar. Fatır

10: Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi

Allah ındır. O na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah a salih

amel ulaştırır. Kötülüklerle düzen kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap

vardır ve onların tuzağı bozulur. Müslümanlar için tek istikamet İslam dır.

Yaşadığımız asırda İslam ın doğru yorumu Milli Görüştür. Milli Görüş İslamsız

saadet olmaz inanışıdır. Müslüman bu anlayıştan dönmez. Maide 54: Ey iman

edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah yerinize öyle bir kavim

getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah ı sever.  Müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli),

kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir

kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah ın, dilediğine verdiği lütfudur.

Allah ın lütfu boldur, O her şeyi bilendir. İzzetin karşıtı zillet tir.

Çözümü İslam da göremeyen şuursuz bazı kimseler, kendilerini ve sahip oldukları

değerleri aşağı ve zelil, buna karşın inançlarımızın müşrik, müfsit ve zalim

saydığı kimseleri üstün görebiliyorlar. Onların bu zayıf tarafını bilen şer

çevreler onlara tepeden bakıyor, kibirleniyor ve onları kullanabiliyorlar.

Bir Müslüman güzelim İslam medeniyetini, Milli Görüşü

bırakıp batı medeniyetinin peşinden koşmaz vesselam.