Hayatımızın her aşamasında ALLAH Teâlâ’ya hamd edebilen kullardan olmak için gayret gösterelim ve Suheyb’den (R.A.) rivayete göre Resulûllah (S.A.V.) Efendimizin şu güzel tasvirine lâyık olmanın bilinciyle hareket edelim: “Müminin işine şaşarım. Ne acaiptir müminin işi! Gerçekten onun bütün işleri hayırdır. Bu hâl, sadece müminde vardır, müminden başka hiçbir kimsede yoktur. Eğer kendisine sevinç verici bir şey isabet ederse şükreder, bu da onun için bir hayır olur. Eğer ona zarar-ziyan verecek bir şey isabet ederse, başına bir belâ gelirse sabreder, bu da onun için hayır olur.” buyurdular.
HAYIR HAZİNELER DOLUSUDUR-1 ALLAH
Teâlâ şöyle buyuruyor: “… İyilik etmek ve takva yani ALLAH Teâlâ’nın yasaklarından sakınma üzerinde birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. ALLAH Teâlâ’dan korkun; çünkü hiç şüphe yok ki ALLAH Teâlâ’nın cezası çok çetindir, şiddetlidir.”
Enes b. Malik’ten (R.A.) rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurur: “Hayırlı bir işin yapılmasına delâlet eden, onu yapan kimse gibidir.”
Ebu Hureyre’den (R.A.) rivayete göre, Resulûllah (S.A.V.) Efendimiz, oturmakta olan bazı kimselerin başında durdu ve şöyle buyurdu: “Dikkatlice dinleyin, sizin iyilerinizi kötülerinizden ayırıp size bildireyim mi ” Herkes sustu Resulûllah (S.A.V.) Efendimiz, bu sözü üç kere tekrarladı. Bir adam:
-Evet, ya Resûlellah! Bizim hayırlı ve şerli olanlarımızı bize bildir, dedi.
Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: “Hayırlınız kendisinden hayır umulan ve şerrinden emin olunandır. Şerliniz ise kendisinden hayır beklenmeyen ve şerrinden de emin olunmayandır.”
Âlemlere Rahmet Efendimiz, bu sözüyle müminin her daim çevresine güzellikler saçan, faydalı olan, hayır peşinde koşan, kötülükten, fitne ve fesattan uzak duran kimse olarak tanımlıyordu.
İnsanlık tarihi ile başlamıştır iyi ile kötünün mücadelesi. Hz. Adem’in (A.S.) çocukları Habil ile Kabil arasındaki müessif hadise, günümüze değin hayır ile şerrin sembolü olmuştur.
Habil kendisini öldürmeye teşebbüs eden kardeşi Kabil’e: “Andolsun ki sen, beni öldürmek için bana elini uzatsan bile ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan ALLAH Teâlâ’dan korkarım.” diye seslenmiştir. Böylece Habil, asil duruşu ile nesiller boyu iyiliğin sembolü, hayrın anahtarı olurken ihtirasına yenik düşen kardeşi ise şerrin kapısını açan ilk insan olma talihsizliğini yaşamıştır.
Yüce dinimizde hayrın, iyiliğin sınırı yoktur. İnancımızda Rabbimizin rızasına vesile olan her bir davranış hayırdır, güzeldir. Şüphesiz hayır işlemenin hem maddi hem manevi bir çeşidi vardır. Hayır, herkesin gönlüne ve gücüne göredir. Hayır işlemek, kimine göre cami, hastane, okul yaptırmak, şehir kurmaktır. Hayırda koşmak kimi zaman mağdurlara, muhtaçlara el uzatmak, kimi zaman mahzun gönüllere neşe saçmaktır. Hayır, bazen bir yetimin, kimsesiz boynu büküklerin başını okşamak, bazen de kardeşimizin yüzüne tatlı bir tebessümle bakmaktır.
Müslim, Zühd:64, No:7999, 4/2295
Maide Sûresi:2 Tirmizi; İlim: 14; No: 2670, 5/41
Tirmizi; Fiten:76; No: 2263, 4/528
Maide sûresi:28