Münbiç zafer mi, hezimet mi? 

Abone Ol

Münbiç’in teröristlerden temizlenmesi konusunda ABD ile varılan mutabakat başlangıçta medyada ‘Diplomatik zafer’ olarak takdim edildi. Medyaya yansıyan şekli ile YPG’li teröristler silahlarını Amerikalılara teslim ederek Münbiç’i terk edeceklerdi. Böylece hiçbir çatışma olmadan Türkiye’nin istediği Münbiç’in teröristlerden temizlenmesi gerçekleşecekti. Olaya bu açıdan bakıldığında belki diplomatik zafer nitelendirmesinin yadırganacak bir yanı da yoktu. Hatta Münbiç konusunda ABD ile varılan anlaşma ilk önce “Terör koridorunun belkemiği kırıldı” şeklinde verilmiş ve anlaşma şöyle takdim edilmişti:

“Münbiç’in YPG ve PKK’dan arındırılarak ABD-Türkiye kontrolüne geçmesi terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği terör koridoruna da Afrin’in alınmasından sonra en büyük darbeyi vuracak.”

Bu sonucun alınmasına kesin gözüyle bakılabilmesi için ABD ve verdiği sözlere güvenebilmek gerekiyordu. Ancak ABD’nin özellikle Suriye konusunda verdiği sözlere güvenmenin mümkün olmadığını çeşitli kereler gördük. Buna rağmen mademki bir anlaşma sağlanmıştır, öyle ise Münbiç’in bir çatışma olmadan terörden temizlenmesi olumlu bir gelişme olacaktır. Kısacası, özellikle iktidar yanlısı medyaya “Terör koridorunun belkemiği kırıldı”, “Silahları YPG’den ABD toplayacak” ya da “İşte Münbiç’teki diplomasi zaferinin perde arkası” başlıkları ile yansıyan hava uzun ömürlü olmadı. Çünkü çok geçmeden medyada, “Süreç başladı ama YPG’de hareket yok” ve “PKK Münbiç’ten çekilmiyor” şeklinde haberler yer almaya başladı. Bu arada teröristlerin elindeki silahların toplandığına dair de hiçbir gelişme olmadı. Ne teröristler Münbiç’ten çekilmeye yanaştı ne de silahlarını teslim etmeye. Kısacası bir hayal kırıklığı söz konusu. Medyaya yansıyan haberlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi sırasında konuyu Trump’a soracağı belirtiliyor.

Tüm bu haberlere rağmen çok geçmeden teröristlerin Münbiç’ten çekilmeye başladığına dair medyaya toplumu aldatmaya yönelik fotoğraflı haberler bile yansıyabilir. Kısa bir süre önce bu köşede dile getirmeye çalıştığım husus yaşanacağa benziyor. Çünkü ABD’nin tavrı teröristleri silahsızlandırarak devre dışı bırakmak değil. En fazla olsa olsa silahlarını teröristlerin kendilerinin bileceği bir yere gömerek sivil vatandaş gibi halkın arasına karışacaklar. Yeri ve zamanı geldiğinde, yani ABD ihtiyaç duyduğunda ortaya çıkacaklardır. Çünkü teröristlerin Münbiç’ten çekilmeleri yok olmaları anlamına gelmeyecek. Olay sadece mekân değiştirmekten ibaret. Çünkü yok olmalarını, en azından zarar görmelerini engellemek için ABD ısrarla TSK’nin Münbiç’e yönelik harekete geçmesini engellemeye çalıştı ve bunda da başarlı oldu. ABD ile Türkiye arasında Münbiç konusunda sağlanan anlaşma da teröristlerin can güvenliğinin sağlanmasına yöneliktir.

Bu arada Suriye’de artık açıktan Rusya’nın da devrede olduğunu, askerleri ile belli noktaları tuttuğunu unutmamak gerekiyor. Bu gelişmeler olurken yani Rusya silahlı güçleri Suriye’de yeni alanları kontrol altına alırken bundan ABD’nin haberi olmadığını düşünmek yanlış olur. Yıllar önceden sağlanmış anlaşma gereği Suriye şimdilik geniş bölümü ile ABD ve Rusya’nın kontrolüne geçiyor. Buna karşılık Esad da durumunu koruma karşılığında bu nüfuz alanı paylaşımına göz yumuyor. Bu ise ülkemizi yönetenlerin yıllar önce Suriye’de ilk çatışmalar başladığında yanlış bilgilendirildiğini, bir başka ifadeyle kandırıldığını gösteriyor: Çünkü ilk günlerde Esad’ın birkaç hafta içinde iktidardan uzaklaşacağı iddia ediliyordu. Olmadı... Çünkü hedef Esad’ın gitmesi değil Suriye’nin parçalanması idi. Gelinen noktada Suriye’nin parçalanmadığını söylemek mümkün değil. Belki ayrı yönetimler oluşmadı ama belli güçlerin kontrol alanları ortaya çıktı. İlerde bu kontrol ettikleri alanda yeni yönetim biçimleri ortaya çıkarılacak. Çünkü baştan beri hedef buydu.