Esad ın kimyasal silah kullandığının açıklanmasından

sonra ABD ve koalisyon ortakları Suriye ye müdahaleyi gündemlerine aldılar.

Aldılar ama bu defada konuyu şova dönüştürdüler. Irak a müdahaleyi tüm dünyaya

canlı yayınla izletenler benzer bir tavrı tekrarlamanın hazırlığı içinde

görünüyorlar. Bu noktada bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum. Öncelikli

olarak Suriye deki çatışmalarda bugüne kadar 100 binin üzerinde insanın

hayatının kaybettiği bilgileri BM tarafından dünyaya duyurulurken kılları

kıpırdamayanların kimyasal silah kullanımı ile birden bire harekete geçmeleri

üzerinde yeterince durulmadığını düşünüyorum. Çünkü,100 bin kişinin hayatını

kaybetmiş olması önemsenmezken kimyasal silah sonucu ölenlerin ABD yi harekete

geçirmesi sanki hava bombardımanı ile ölenlerin normal kabul edildiği, buna

karşılık kimyasal silah kullanılmasının insanlık suçu ilan edilmesi bir çelişki

değil mi Esas olan insanların ölmemesi mi yoksa nasıl öldükleri mi Kimyasal

silah ile öldürülmesi insanlar için dehşet vericidir de gece uykusunda gelen

hava saldırılarında evleri ile çocuk, kadın, yaşlı genç ayrımı yapılmadan toplu

katliamların gerçekleştirilmesi insanlık suçu değil mi Yani, insanların

bombardıman ile öldürülmesi insanlık suçu sayılmazken kimyasal silah ile öldürülmesini

insanlık suçu olarak kimler ve neden ilan etmişlerdir

Kaldı ki, iki seneyi aşkın süreden beri Suriye de

yaşananların bir felaket halini almıştır. İnsanlar Suriye de ya savaşmakta ya

da evlerini terk ederek hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Kaçma imkanı

bulamayanlar Esad ın askerlerinin saldırısı neticesinde hayatlarını kaybetmekte

ya da sakat kalmaktadırlar. Suriye de yaşamak ile ölmek arasında hiçbir fark

kalmamış, hayatta kalanlar başlarını sokacak, karınlarını doyuracak bir imkana

sahip değiller. Böyle olmasaydı ülkemiz hemen bütün illeri ile bir açıkhava

mülteci kampına döner miydi Bir başka ifade ile insanlar mecbur kalmasalardı

doğup büyüdükleri yerleri terk ederek nereye gittiklerini ve ne ile

karşılaşabileceklerini bilmeden uzun yürüyüşe çıkarlar mıydı

Suriyeli mültecilerden söz edince sadece Suriye sınır

bölgesinde oluşturulan kamplar ve bu kamplarda sayıları 500 bine ulaştığı

belirtilen mülteciler akla geliyor. Halbuki başta İstanbul ve İzmir olmak üzere

çeşitli illerimizde sayıları yüzbinleri geçmiş olan Suriyeli mülteciler hayatta

kalma mücadelesi veriyorlar. Ürdün, Lübnan, Irak olmak üzere çeşitli ülkelerde

de Suriyeli mültecilerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Buna rağmen iki

yıldır bu insanların yaşadığı durum dünyanın hiç dikkatini çekmedi. Yani bugün

kimyasal silah kullanımının arkasından Suriye yönetiminin insanlık suçu

işlediğini hatırlayanlar nedense milyonlarca insanın acısını duymazdan,

görmezden geldiler. Kimyasal silah kullanılması arkasından gündemlerine

aldıkları Suriye ye müdahalede ciddiyetini kaybetmiş durumda. Günlerden beri

Suriye de nereleri vuracaklarını açıklıyor, müdahalenin kaç gün süreceğini,

buna karşılık hedefin Esad ın düşürülmesi ve rejim değişikliği olmadığını

belirtiyorlar. Yani, bazı noktalara hava saldırısı gerçekleştirilecek. Bu

açıklanıyor ki Esad ın tedbir almasına, saldırıyı en az insan kaybı ile

geçiştirmesine imkân veriliyor. İki yılı aşkın bir süreden beri ölenlerin

hayatı Esad ve yandaşları kadar önemli değilmiş görüntüsü veriliyor.

Aslında ABD ve yandaşları için Müslümanların hayatının

fazla bir önemi olmadığını bilmeyen kalmadı. Ne var ki, bu gerçeğin Suriye ye

müdahale öncesinde Müslümanların suratına adeta çarpılması  da gösteriyor ki maksat akan kanı durdurmak

ve bunun hesabını sormak değil. Suriye de eğer çatışmalar duracak ise ortada

ciddi bir güç kalmasın, bölgede ABD ve yandaşlarının çıkarlarına tehdit

oluşturmasın ve en önemlisi de İsrail in güvenliği teminat altına alınsın

isteniyor.

Kısacası süreli bir şov seyredeceğiz ve bu şovun amacı,

Suriye de akan kanı durdurmak değil, ABD ve yandaşlarının ne kadar güçlü

olduğunu, istediği zaman istediği ülkeye müdahale edebileceğini göstermek. İşin

garip tarafı bu müdahalecilerin bazı Müslüman ülke yöneticileri tarafından

davet edilmesidir.