Reklamları da Bozuldu

AKP nin unutma! Hatırla! diye bas bas bağıran reklam

filmlerini her on dakikada bir karşısında gören insanlardan, hafızaları bu

ülkenin geçmişine duyarlı olanlar birden irkildiler.

ANAP ın reklamları gibi.. dediler!

T.Özal ın partisi ANAP, seçim öncesinde çok çok reklam

yaptırtmıştı. Yenilgileri de o seçimle başlamıştı.

Bir belediye başkanı çizdirmişlerdi. Eli kolu bağlı.

Oyunu bize vermezsen, diyorlardı. Tıpkı bu seçimlerde AKP nin reklamcılarının

yaptıkları gibi

Unutma, hatırla! O geçmişi bir daha yaşamak istemiyorsan

Biz gidersek yine o günler gelir ha

Siz ne yaptınız onüç yıldır Ağanın oğullarına inşaat

rantı sağlamaktan başka

ANAP ın reklamcıları ile bitişini hazırlayan üst akıl bu

seçimde AKP için görevde idi.

Ekrancı milletvekillerinin hali ve yüzü..

Meclis te oturduklarından veya parti binalarında

durduklarından fazla televizyonların ekranlarında görünüyordular. Konuştukları

ise, laf olsun, torba dolsun kelimeleri..

Yüzleri bir kere gülmedi. Kalemini kırmaya hazırlanan

ağır ceza reisi ciddiyeti ne kadar da bol duruyor üstlerinde. Program

sunucuları ise azarlanacakları onlara hatırlatmaya ayarlı.

Aman bey, demiştir, diyordu bir kadın, birlikte onların

olduğu bir oturumu seyrettiği arkadaşına. Sen eve gelme, televizyona git.

Çocukların bu ay imtihanları var. Sınıfta kalsınlar istemiyorum. Evet, evet

aynen böyle demiştir, diye tasdik ediyordu diğer kadın da

Tahammül sınırlarını çok zorladı bu ülke insanlarının,

AKP nin ekrancı milletvekilleri İnsanlarımız da onları, tahammülün fevkiinde

makamlarına koydular. Bir de mühür mü basacaklardı altlarına..

Medyacıları İse Ayrı Bir Alemdi

Nasıl yetişiyordular onca görüntüye Ya uçaklardan

resimler yolluyordular en yakışıklı pozlarında, ya da ekran klasiği

havasındaydılar her akşam karşımızda. Hepsi de mi bekardı, yoksa evlerine gitme

yasakları mı vardı, ekrancı milletvekilleri gibi

Tek bildikleri konu, geometri kitabının paralel kısmı..

Ne coğrafya biliyordular, ne de tarihi hatırlıyordular.

Saadet Partisi ni takip ediyordular, iftiracılık

duygularını tatmin ediyordular. Yazları sıcak ve kuraktılar, kışları soğuk ve

yağışsız.

Ne istediniz de vermedik diyor, sorumluları Bunlar

duymuyorlar.

Ankara yı paralele parsel parsel sattı suçlamasını

yöneltiyor Belediyelerine, en yetkili parti yöneticileri, bunlar merhamet

gösterisinde: Yazmaya da konuşmaya da kıyamıyorlar.

Çelebi, AKP nin gazetecileri bu ülkede böyle olur.

İftira Attılar, İrtifa Kaybettiler

Milli İttifak seçime giren diğer partilerle aynı

haklara sahip. Yo, hayır! Kartel medyasının 28 Şubat ta yaptıklarının

benzerini yapmak bunların görevleri.

Kim, nerede, ne kadar konuşacak ve ne konuşacak Bunların

iznine tabi. Yoksa, paralelci diye bir suçlularki

Siz nasıl oluyor da onların tvlerinde konuşuyorsunuz,

programlarınızı anlatıyorsunuz

Siz nasıl oluyorda dış politika beceriksizliklerimizi

tenkid ediyorsunuz

Daha neler, neler.. Maydanozlu gündemler

7 Haziran geçti.

Şaşkınları gösterdi bana bir akil adam. Bunlar dedi,

bunlar paralelin ne olduğunu bundan sonra anlayacaklar.

Sırtına sapladıkları paralel okların acısına değildi

sanırım üzüntüsü. Onların kendilerini kaybetmelerineydi, yitirmelerineydi, zayi

etmelerineydi. 

Ne Nasıl Olsaydı Netice Ne Olurdu

AKP, T.Özal ı yaşatmaya yetmeyen seçim barajının

kendisini de boğabileceğini görseydi ve barajı % 5 e çekseydi.

% 6 oy oranıyla Meclis te olacak bir HDP, onu bu kadar

germezdi, hem de % 10 Kürt oyunu alamazdı ondan.

Kaybeden bir CHP, HDP ye ödünç oy veren parti tesellisine

sığınamazdı.

% 10 civarındaki milliyetçi oyunu, gidecek başka yer mi

var, düşüncesizliği ile hiçbir söylemi ve görevi kalmamış MHP ye döndürmez, onu

da eşiti HDP gibi % 6 da bırakırdı.

Milli İttifak seçmeni % 15 civarındaki insanımız, AKP

gitti gidiyor tasasına düşmez, AKP yi seçimde ilk kurtarılacak olarak görmez,

partilerini % 18 gibi bir oy oranıyla Meclis te temsil ettirirlerdi.

AKP % 45 (% 25 kendi oyu + % 10 MHP ye giden + %10 HDP ye

giden) CHP % 25 (alabileceği azami oy) Milli İttifak % 18, HDP % 6, MHP % 6

AKP, yanlış insanlarla, yanlış propagandalarla siyasetin

Meclis e böyle yansımasını engellemiştir.

7 Haziran ın izahı budur!

9 Haziran olmuş. AKP medyası hala 7 Haziran da ne

olduğunu anlamamış.

Olayı anlatmaya biraz geriden başlayalım.

Aday adaylarının ortaya çıktığı günler. Aday olmak,

listeye yazılmaksa murat; kimi TRT dizilerinden giyimli, kimi şiirli, kimi

şarkılı

Çiller in bir şiircisi vardı. Birkaç parti dolaşarak

gelmiş ve bir kere daha seçilebilmek için şiirler yazmıştı Agah efendi. Lakin

bu ülkede şiirden anlayan mı var

Tarih tekerrür edecek ya ANAP ın en şanlı günlerinde,

partisinin reklamcısı tarafından otobüsümüz MAN dizel/Adayımız Hasan Celal

Güzel şiiri yazılmış eski politikacıyı görüyoruz kameralar karşısında.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ın şiircisi olmuş, Kızılelma lı bir şiir okuyup durur.

Fakat kaderi Agah efendi gibi unutulmak. Zira şarkı okuyan ışıldaklı biridir

listelerin tercihi. Şarkısı da ben uydurdum oldu makamından: Dombıramın

telleri, tuttum öptüm elleri

Meclis e sanat için gidiyorum!

9 haziran başlığı budur bir AKP yandaşı gazetenin. Varsın

AKP liler ne oldu, nasıl oldu, niye böyle oldu sorguculuğunu yaşayadursunlar,

sanat önemli kardeşim. Hem sonra herkes Meclis e sanat için gidemez. Sanatsal

endişeler önemlidir.

Arif Sağ CHP den Milletvekili olunca, o tarafın

gazeteleri Meclis e sazımla ders vermeye gidiyorum gibi bir iddiasını manşet

yapmışlardı ağzından.

AKP lilir CHP den rövanşı böyle aldılar.

Biz biliriz birbirimizi

Mesai bitmiş, memurlar dairelerini terketmişlerdir.

Ellerinde fileler. Kimi pazar yolunda, kimi aybaşına kadar izin veren

dükkanlarda, kimi de cadde kenarlarını tutmuş ve arabalarını sabitlemiş seyyar

manav önlerinde.

- Elman kaça aslanım

Yükünü yarılamış seyyar, o vilayetin çocuğudur.

Müşterilerinin kim olduklarını iyi bilir. Alıcısının o olmasına sevindiğini

belli edercesine bir hürmetle cevaplar son müşterisinin sorusunu.

- Üç lira ama, hocam size iki buçuk liradan

Biz olsak o seyyar manavın karşısındaki kişi, neler

geçerdi aklımızdan Adam, hoca demiş bize. Demekki işimizi, ne yapıyorsak

artık, hocalığa eş görmekte. Yahut bizi haddimiz olmasa da yükseltmekte. Belki

de o haklıdır. Yaptığı tenzilatı ikram saymasına sayalım amma, biraz az değil

mi Ya fazlasını hak ediyorsak.. Söyleyeceğimiz cümle artık bellidir.

- İki liradan tart! Oradaki buçuğu da alma, düz olsun.

Hem sonra senin de işin düşebilir bize.

Biz olsak o seyyar manavın karşısında, o olayı, o gün,

orada böyle yaşamış olurduk. Biz olsak dediğime alınan olmasın. Ben olsam demek

istiyorum yani..

Elma satan seyyar manavın hocam dediği ve ikramda kusur

etmediği müşteri, o ilin müftüsüdür. Şehrinin insanları tarafından tanınır

olmasına, yüzünden yansıyan gülümsemesiyle karşılık verir ve o şehirde zamanla

darb-ı mesel olacak eğitim cümlesini söyler.

- Bana da üç liradan tart aslanım. Ben satmam hocalığımı

elli kuruşa.

Yıllar yıllar önce Hüsamettin Aydın dan dinlediğim bu

hatıra, hafızamda hep canlı durdu.

Seçimden hemen önceki akşamlardan birinde, Üsküdar da

kurulan bir dost Meclis inde, misafir katılımcı müsaadesiyle oturuyorken,

duyduklarımı da merak ediyorsunuzdur umarım.

Gençliğini anlatıyordu, başı, Süleyman Demirel in

başbakanlık günlerindeki başının parlaklığına eşdeğer olmuş bir arkadaşımız.

Tarağa dost, kıvrım kıvrım saçları vardı.

Sohbetlerden sonra bir lokantada yemek yerlermiş. Bir

arkadaşımız diyordu, hiç hesap ödemezdi. Biz, lokantacı esnafına ayıp olmasın

diye, hak geçmesin diye aramızda para toplar, onunkini de öderdik.

Çok güzel dayanışma değil mi Ben de öyle düşünmüştüm.

Sonra öğrendikki demişti, o akşam sohbetini dinlediğim

arkadaş: O lokantanın sahibi imiş.

Ama dedi sonra, sohbetini hep sevdiğim: Bizim, onun

hesabını ödediğimizden belki de hiç haberi olmamıştır.

Ah o aklama duygusu.. Çalışanlarına yemin mi ettirdiniz,

demek vardı ama..

Anlatılan o arkadaşı MTTB çatısı altında benim de

görmüşlüğüm vardır. Dimdik duruşu, herkese selam vermem, görüntüsünü

yansıtırdı. Yanyana iken herşey olabilirdi, lakin birlikte gülmeyi hiç akıl

edemezdiniz.

Bendeki izi öyle idi. Konunun kahramanı o olunca,

hatırlamak zorunda kalmıştım. AKP listesinden seçilebilecekler tartışılrken

adının geçmesi, ki öncesi de vardı Meclis te olmasının, sinemacı Mustafa Doğan

arkadaşı çok şaşırtmıştı. Teselli etmek bana düştü.

Uçma kabiliyeti varsa bir insanda, ki onu herkesin

görmesi gerekmez; şeyhi görmüşse yeter. Şeyhler isterlerse müridler uçma

yapabilirler.

Gençliğini kıvrım kıvrım saçlı yaşayan ve olayı anlatan

arkadaşa şu soruyu sormadım, cevabının hayır olduğunu bildiğimden: Onunla sonra

yine sohbet ettiniz mi, lokantada yemek yediniz mi

Türküm, doğruyum, Bahçeliyim

Yürü-me otur gari

Erkekler Ve Kadınlar ve Asenalar

41 31 21..

Bu rakamlar Meclis e giren ilk üç partideki kadın

milletvekili sayısının sıralanmasıdır.

Meclis in üçüncü ve dördüncü partilerinin eşit sayıda

(80) milletvekilleri olmasına ragmen, HDP de 21 iken kadın milletvekili, MHP de

neden sadece 4 tür

28 Şubat yıllarında üstüne yapıştırdığı erkek

etiketinden dolayı mıdır, yoksa listelere kadın adayları yazarsak, araya

başörtülüler de sızabilirler, korkusundan mıdır

Antalya nın mor üzümü, Yahut başörtülü milletvekili

Gazeteler partilerin kadın milletvekillerinin resimlerini

yayınlıyorlar.

Antalya dan AKP listesinden seçilen Sena Nur Çelik in

resmine dönüp dönüp bakmalarını isteriz MHP lilerin.

Nesrin Ünal larına ne yapmışlardı Bir düşünsünler

isteriz.

16 yılda Türkiye de ve dünyada ne değişti

Üçüncü dünya savaşı çıkmadı.

Komünistler, kapitalizm yarışına girdi.

Yeni bir antibiyotik icade edilmedi.

Farkı ne idi, o gün ile bu günlerin

Devlet Bahçeli nin onaltı yaş küçük olması

Bakalım (daha da) büyüdüğünde bu ülkede neler olacak

neler

Yürü yavrum yürü

Hiçbir vaadi, söylemi olmayan MHP nin bir yürü

demesinin, 80 milletvekili etmesine çok şaşıranlar var.

Bir slogan gücünden olamaz, bu kadar milletvekilinin

karşılığı..

Başka katalizörler de olmalı.

Tv kanallarında hergün artan zamanlı sürdürülen

zayıflama, uzun yaşama programlarında yürümek lazım, yürümek lazım demedi mi bu

işleri çok bilen uzman kişiler

İşte o programları seyredenlerden bir kısmı, Bizimle

yürü diyenlerin peşine takılmış. Va mı başka izahı

Üçüncülük, Dördüncülük Savaşı

Aldı sazı HDP li.

Sizin HDP ile yanyana gelmeniz size şeref kazandırır

MHP li gidecek yer mi arıyor

MHP yılanla aynı toraya girmez!

Siyaset mi ziraatcilik midir dersiniz ..

Siyaset bir tarla olsa, şeref de burada yetişen bir

sebze olsa..

MHP ve HDP böyle dialoglarla seçmenlerine oturmadık,

ayaktayız mesajları veredursunlar, işin içine zerzevatcılık karışınca,

arşivimizdeki bir şiiri getirdik, koyduk buraya.

İmza Ziya Gökalp yazıyordu, gördüğünüz gibi. O mu

yazmıştı, onun adına mı yazılmıştı, bilemem. Ama gündeme uyduğu kesin.

Pırasacı Arnavutlar ve tavuklarına laf söylenen çerkezler

itirazlarını nereye yapacaklar, onu da bilmem. Lakin biz son iki mısrayı iyi

tuttuk.