Dün gece Miraç Kandilini idrak eyledik hep birlikte. Miraç, kulun dünyevi âlemden uhrevi âleme yükselmesinin adıdır. Her gün beş vakit Mevlasıyla dertleşmesi ve O’na boyun eğmesidir.

Gece boyu namaz kılmaktan ayakları şişen bir Peygamberin (sav.), ekrana bakmaktan gözleri şişen ümmetine döneli beri namaz başta olmak üzere pek çok dini emri ihmal eder olduk. Özellikle `dinin direği’ olan namaz konusunda pek tembel ve ihmalkâr olduğumuz bir gerçek. Bir günlük koşuşturmacanın içerisinde her şeye vakit bulabiliyoruz da beş on dakika sürecek olan namaza nedense vakit bulamıyoruz. Yemeyi, içmeyi, gezmeyi, alış verişi… ihmal etmiyoruz ama iş namaza geldiğinde ‘vakit bulamamaktan’ şikâyet ediyor, hayıflanıyoruz.

Amirinin, sevdiğinin, eşinin dostunun bir dediğini iki eylemeyenler konu Allah’ın emirlerine geldiğinde nedense suratlarını ekşitip hep mazeret üretmekteler. Makam mevki sahipleri karşısında boyun bükenler konu secdeye geldiğinde bir türlü eğilmiyorlar. Vücut geliştirmek, ağırlığının birkaç katını kaldırabilmek için saatler harcayanlar; sabah yorganı kaldıracak gücü kendilerinde bulamamaktalar. Orucu diyet-perhiz, namazı spor, haccı turistik gezi olarak görenlerin de o yorganı kaldıracak güçleri olamaz zaten. Toplantılardan, sohbetin en koyusundan, günlük işlerinden başını kaldırıp namaza vakit ayıramıyoruz. Oysa namaz dünyalık her şeyden daha değerli ahiretteki hesaplaşmada. Çevremizdeki insanlara beş dakika müsaade eyleyin de namazımı eda eyleyeyim diyemiyoruz utanıyoruz. Ahirette Âlemlerin Rabbine nasıl bir utangaçlıkla ne gibi mazeretler sunacağız hiç düşünmeyiz.

Miracın başlangıç noktası Mescid-i Aksa yıllardır işgal altında. Yeryüzü krallığını kurmak için o kutsal mabedi yıkmak isteyenler her an bir kötülük peşinde koşarlarken, bu duruma karaya vurmuş bir balinaya üzüldüğü kadar üzülmeyen Müslüman ne yapsın miracı!

Minik bir tebessüm

Karısı Kaybolan Adam

Bir adam polisi aramış:

“Karım alışverişe gitti. Dönmedi. 8 saat oldu. Ne olur onu bulun!” demiş.

Görevli polis sormuş:

“Karınızı tarif eder misiniz ”

Adam anlamamış: “Nasıl yani ”

Polis: “Boyu ne kadar ”

Adam: “Ne bileyim, bazen yüksek topuk giyer beni geçer, evde yalınayak benden kısa.”

Polis: “Göz rengi ”

Adam: “Bilemem, bazen yeşil bazen mavi lens takar, aslında galiba ela…”

Polis: “Saçı ne renk ”

Adam: “En zor soru. Her hafta başka bir renk desem ”

Polis: “Üzerine ne giymiştir ”

Adam: “Hiç dikkat etmedim valla…”

Polis: “Peki arabayla mı gitmişti alışverişe ”

Adam: “Evet, Siyah Audi R8, süper şarj 3,5 litre V6 silindirli motor, 290 beygir. İçi geyik derisi taba renginde, LED farları var, sağ kapıda görünür görünmez hafif bir çizik var.”

Polis: “Tamam efendim, arabanızı bulacağız.”

İlgilisine notlar:

• “Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin, benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.” Hz. Mevlana

• “Bir işe başladığınız zaman çektiğiniz besmelenin ihlası ne kadarsa başarınız da o kadardır.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

• “Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

• “Bir Müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşû içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına keffâret olur. Bu her zaman böyledir.” Hadisi Şerif